İmamlar ve Sultanlar
İmamlar ve Sultanlar

Kitapyurdu Fiyatı: 220,00TL

141Yorum
derda
Kitapkurdu
25.10.2011
Raşid Halifelerden sonra halifeliğin saltanata dönüşmesi ve ümmetin kanlı tarihi.Bu kadar müslüman kanı nasıl dökülmüş,ümmet Peygamberimizinden ancak bir süre sonra bukadar fitneye nasıl düşmüş anlamak çok zor.Fakat hocamız tüm bunları masal olsun diye anlatmamış.Bugünkü ayrılıkların,hiziplerin temelleri tarihte atılmış.Ve biz belkide tarihi bir türlü doğru okuyamadığımız için aynı şeyleri birdaha birdaha yaşıyoruz.Ve kitabın ikinci bölümünde bambaşka bir İmam-ı Azam var.Bize döndüre döndüre anlatılan elma hikayesinden farklı,zulme baş eğmemiş bir şehit imam..Bize düşen tarihi bilmek ve tanımak,herşeyi daha sağlam bir bakış açısıyla okumak için.vesselam.
kebikecc
20.09.2011
İmamı Azam'ın mücadelesini islam ve siyaset perspektifinde ele alıyor.İbret almak için okunabilecek bir eser.
İlim Kokusu
Kitapkurdu
20.09.2011
Mustafa islamoğlu, güzel bir konuya değinmiş Allah razı olsun kendisinden..İmam-ı azam'ı tanımak,bilmek,olaylar karşısındaki tavrını felan harikulade bişey..Çoğu mezhep imamlarını bilirim müctehid imamları vs. ama İmam-ı Azam'ın fıkıhına uymak gerçek manada insanı rahatlatıyor ve emin kılıyor.Hocamızdan bir kez daha Allah razı olsun..çok kitap yazmasını istiyoruz inşAllah her nekadar bazı fikir uyuşmazlıklarımız olsada bazen :))
HASAN AMMAR GÜVEN
Kitapkurdu
06.09.2011
Dört Halife döneminden sonra gerçekleşen olayları ve İmam-I Azam Ebu Hanife Hazretlerinin bu olaylar karşısındaki duruşunu anlatan okunabilir bir kitap.
KY-1126192
10.08.2011
Gözyaşlarıma hakim olamadan okuduğum sayılı kitaplardan birisidir. İslam emanetini koruma görevi bırakılıp, saltanat uğruna islam yiğitlerimizin canlarına nasıl kıyıldığını anlatan bir eser...
Mesut Hayat
Kitapkurdu
29.05.2011
Bu kitap, İslam’ın ilk 150 yılını farklı bir perspektiften ele alıyor. Nebevi siyasetin, nasıl saltanata dönüştüğünü, bu dönüşümün İslam Ümmetine ne denli pahalıya mal olduğunu gözler önüne seriyor. İmamlar ve Sultanlar…
omer karakas
Kitapkurdu
17.05.2011
İlk dönem islam tarihindeki siyasi mücadelelerin, bugün içinde bulunduğumuz fırkalaşmış, bölünmüş ve birliğini kaybetmiş İslam aleminin teşekkülünde etkisi büyüktür. Bugün İslam'ı doğru anlamak isteyen bir insanın, İslam'ın başından geçenleri bilmeden doğru bir yargıya varması mümkün değildir.<br />Kitap, imamlar önderliğindeki ve vahyin inşaa ettiği neslin, nasıl Emevilerin eline geçtiğini ve saltanata dönüştüğünü çok etkileyici bir dille izah ediyor. Bu dönüşüme karşı doğru tavrın İmam-ı Azam örneği ile nasıl olması gerektiği vurgulanıyor.<br />Kitap bir başucu eseri niteliğinde.<br />
Av. İsmail Karataş
Önce imamlar vardı, müslümanların gerçek öndeleri, İslamın hadimleri. Sonra hanedanlar gelmeye başladılar. Kendi iktidarları devam ettirebilmek için her şeyi yapabilen islamın hakimi olma hevesindeki dallinler (sapıtanlar). Kim bunlar cevabını bu kitapta bulabilirsiniz.
nilüfer61
24.12.2010
eğer Peygamberimizin vefatından sonra ümmetin başına neler geldi,halife seçimleri,Muaviye,Yezid ve Hz.Hüseyin'in şehadeti ve Hz.Ali ile Hz.Aişe arasında yaşananlar ile ilgili son derece mantıklı ve doğru yorumlar yapılan bir eser..hacmine göre çok fazla bilgiler içeriyor.Şiddetle tavsiye ederim.
Veysel Zülfü Akarsu
Günümüz anlayışıyla algılanan şehitlikle ve gerçek şehitlik anlayışını birbirinden açıkça ayırt edebileceğimiz bir eser... Gerçek şehitlerimizi yad etmek istiyorsanız okuyunuz..
ALİZADE
Kitapkurdu
22.10.2010
İSLAMOĞLU'NUN EN GÜZEL KİTAPLARINDAN BİRİ. ADI ÜZERİNDE "ALİM NASIL OLUR?""GERÇEK ALİM KİMLERDİR?" SORULARINA CEVAP BULABİLECEĞİNİZ BİR ESER. OKUMAYAN MUTLAKA OKUMALI.
muftuihsan
Kitapkurdu
22.10.2010
Neden ‘İmamlar ve Sultanlar’? Şunun için: İslam ümmetinin bugün geldiği vahim durumun tarihteki en büyük nedeni nedir? diye sorulsa iki sebepten dolayıdır, derim.
1.Nebevî hilafetin saltana tebdili 2.İctihadın ortadan kaldırılması. Bu ikisinin bir sebebe irca edilmesi istense ikinciyi birinciye irca ederek derim ki, ümmetin on beş asırlık tarihinin en büyük yarası ‘saltanat’ belasıdır. Çünkü saltanat ictihadın düşmanıdır. Gece ile gündüz gibi; birinin olduğu yerde diğeri eğleşemez. İctihad ve saltanat deyince doğal olarak iki zümre akla gelecektir: ictihadı temsil eden ‘imamlar’ ve saltanatı temsil eden ‘sultanlar’. Ve tabi bu ikisi arasındaki tarihi mücadele… Bu kitap, söz konusu tarihî mücadelenin sadece yüz elli yılını konu edinmektedir.(s.9)
Müslümanların kendi tarihlerine nasıl baktığı da kısaca değinmek istiyoruz. Bugün piyasadaki yönelişleri üç kısımda değerlendirmek mümkün:
1.Gizleyenler. Bu tavrın çoklukla iyi niyetten kaynaklanıyor olması muhtemel. Ne ki adı üstünde ‘tarih’ yaşanmış olaylar silsilesidir. Onu değiştirmek mümkün değildir. Tarihi gizlemek mümkün müdür, tartışılır. Ancak mümkün olması halinde dürüst bir yöntem olmadığı ortada. Tarih, hatasıyla sevabıyla bir ibretler hazinesidir. Yalnız sevaplarını alıp hataların üzerini örtmeye çalışmak gerçekçi ve anlaşılabilir değildir.
2.Horlayanlar. Kendi tarihini horlayan bu tipler batılılaşmanın etkisiyle düşünsel ve duygusal bir irtidat sürecine girenler arasından çıkmaktadır. Bunların içerisinden, batı karşısında kapıldıkları aşağılık kompleksi sebebiyle girdikleri sara nöbeti sırasında ağızlarından salyalar savurarak toplumlarının dinî ve tarihî değerlerine akıl almaz bir bönlükle saldıran ‘klinik vak’a’ tipler çıkmaktadır. Salman Rüştü adı, bu tipin son cins örneklerinden biridir.
3.Kutsayanlar. Bu anlayışta bazı tarihî kesitler önce kutsanarak dokunulmazlığı ilan edilir. Tabi bunun için bazı deliller temin edilir. Ayetlerin en olmadık tevilleri ve zorlama yorumlarıyla mevzu hadislerden derlenen bu deliller, kimi tarihi dönemlerden bir ibret vesikası olarak yararlanmak isteyen insanların önüne takoz olarak konulur. Böylece tarihi anlamak isteyenlerle tarihi kutsayanların yıldızı bir türlü barışamaz.
Aslında bu kitabın konusu olan tarih kesitini ele almak mayınlı bir arazide dolaşmaktan farksızdır.(s.16)
Adalet ve hakikat aşkı imanın bir gereğidir. Yapılan yanlışa, kimden sadır olursa olsun ‘yanlıştır’ deme kınanacak bir davranış değildir. Aksine yanlışa doğru, doğruya yanlış demek kınanacak ve yerilecek bir davranıştır. Ancak, yanlışın yanlış olduğunu sahih delillerle ispat etmek ve ispat edilen bu yanlışı da edepli bir üslupla ders alınması için açıklamak gerekir. Yanlış olduğu naslarla sabit olan bir davranışa doğru demek ve bunu ispat için hakikati eğip bükmek başta hakikatin kaynağı olan naslara, sonra hakikatin bizzat kendisine hakarettir, zulümdür. Hele yanlışın adını ‘ictihad’ koyarak ictihad gibi çok önemli bir kavramı şaibe altında bırakmanın mazereti olamaz. Akidede peygamber dışında hiç kimseye masumiyet atfedilemeyeceği sık tekrarlanan bir ilke iken, fiiliyatta onbinlerce ‘masum’ çıkaran bir anlayışla saadet asrını değerlendirmek izahı mümkün olmayan bir çelişkidir.(s.17)
Sahabeye sövme ve dil uzatma edepsizliğini ilk icad eden, hatta bunu resmî bir emirle hutbelere yerleştiren Emevî halifelerinin bu kötü davranışlarını mahkum etmemek, dahası bu ‘sünnet-i seyyie’yi devam ettirmek, ‘adalet ve ihsan ile muameleyi’ emreden Allah’a karşı gelmektir.(s.19)
Toz dumandan kimsenin kimseyi seçemediği bir ortamda, bugün adı en çok anılıp da şahsiyeti en az tanınan biri olan Büyük İmam Ebu Hanife’yi tarih sahnesinde görüyoruz. Ebu Hanife, raşid halifelerden sonra birbirinden ayrılan hak ve gücün arasındaki amansız savaşta güçten ve güçlüden yana değil, haktan ve haklıdan yana olmuş ve bunu da kanıyla belgelemiş biri. İmam, saltanata karşı ictihadı temsil ediyordu. Tarih boyunca tüm saltanatların bariz özelliklerinden biri ise ‘ictihad’a düşman oluşlarıydı.(s.20)
Hz. Ömer ile Selman-ı Farisi arasında şu konuşma geçer:
-Ben halife miyim, yoksa sultan mı?
-Eğer sen, Müslümanların maşından bir dirhem dahi olsa, kanunsuz olarak alırsan ve bunu da keyfin için harcarsan o zaman sultansın, değilse halifesin.
Bu sözler Ömer(r)’i ağlattı. Bir gün Ömer (r) dedi ki: “Allah’a yemin ederim ki ben halife miyim, sultan mıyım bilemiyorum. Eğer sultansam vay halime.”(s.41)
Hicri 40 ile 60 yılları arasını tarihimizin en netameli dönemi olarak adlandırmak mümkündür. İslam tarihinde bir milattır bu dönem. Asrısaadet müslümanlığıyla günümüz müslümanlığı arasındaki derin uçurumlara bakarak da her şeyin nasıl olup da bu kadar değişebildiğine akıl erdirmek isteyenler bu zaman kesitini iyi incelemek zorundadırlar. İşte o zaman, nurun nasıl olup da zulmete dönüştüğü, Allah Rasulü’nün ve onun kutlu ellerinde yetişen pak ashabının ter ve kanla yoğurdukları harçla yükselttikleri İslam binasının temellerinin nasıl sarsıldığı anlaşılabilir.(s.62)
Abdullah b. Zübeyr, Ömer b. Abdülaziz, Zeyd b. Ali ve özellikle İmam Azam Ebu Hanife konuları bu dönemin en acı ve mücadeleli kahramanları.
Başkalarının yaptıklarıyla övünmek kişiye bir şey kazandırmaz, bu kesin. Bu tavır sadece boş bir avuntudur. Bunun tersi de geçerli: Başkalarının yanlışlarını kendi fazileti bilmek. Bu da avuntu; belki birincisinden daha kötü, sonuçları itibariyle daha vahim.
Peki o halde bize düşen ne? Bilmek ve tanımak.
Neyi? Her şeyi; kendini, Allah’ı, mahlukatı, Rasul’ü, dostu, düşmanı, iyiyi, kötüyü, dünü ve bugünü.
Bilmenin ve tanımanın yolu çalışmaktan geçer. Her başarı ciddi ve zorlu bir gayretin ürünüdür. Bu, hayatın yasası; sünnetullahtır. Tek çıkar yol bu ölümsüz yasaya uymak; alın teri, zihin teri, yürek teri dökmek…
Kimse mucize beklemesin. Mucize gibi ilahi bir nimete sahip olan nebiler bile bu yasaya uymaktan başka çıkar yol bulamadılar.
Davamızın sonu Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdetmektir.(s.246)
ramazansrl
06.09.2010
Kesinlikle okunması gereken bir kitap. İslam tarihimiz ile alakalı bir çoğumuzun bilmediği gerçekleri uygun bir üslupla anlatıyor ve günümüzdeki mezhep ayrımcılığı akımlarının temellerinin nasıl atıldığını, nasıl ortaya çıktığını ortaya koyuyor. Nihayetinde tarihimizi şekillendiren olayları tarafsız ve bilimsel bir üslupla ve okuyucuyu sıkmadan vermeyi başarmış Mustafa İslamoğlu. Tekrar ve tekrar kesinlikle okunmasını tavsiye ederim.
KY-718186
27.07.2010
Efendimiz a.s. sonrası meydana gelen ayrışmalar, mezhep çatışmalarının anlatıldığ , bugün anlamak açısından oldukça içerikli bir kitap.Şiddetle tavsiye ederim.
nlpalp
03.05.2010
"İmamlar ve Sultanlar" Mustafa İSLAMOĞLU'nun ALLAH'ın bak dediği yerden yöneticiliğe baktığı bir eser. İslam tarihinin ilk dönem siyasi olaylarını bu bağlamda ele alıyor. Ellerine sağlık diyorum.
aldar
Kitapkurdu
30.11.2009
Mustafa İslamoğlunun kitapları okuyucuya bilgi veriyor ve bu bilgileri de kullanabiliyorsunuz. Mezhepler tarihi ve çeşitli fırkaların naıl ortaya çıktıklarını bu kitaptan öğrenebilirsiniz. Ayrıca mezhep imamımız Ebu Hanife hakkında bilmediğimiz birçok şey de bu kitapta mevcut. Dört Raşit halifeden sonra Halifeliğin nasıl amacından sapan ve saltanata dönüşen bir kuruma dönüştüğünü, Emevilerin Ehli Beyte yaptıkları zulümleri ve arkasından gelen Abbasilerin de aynen bu zulümleri devam ettirdiklerini okudukça şaşırmamanız elde değil. Çok istifade edebileceğiniz bir kitap.
KY-710224
26.08.2009
kesinlikle tavsiye ederim. kitap oldukça iyi bir çalışmanın ürünü, okuduktan sonra ufkunuzun bir kat daha arttığını göreceksiniz.<br />
KY-727645
04.07.2009
kitap geçmiş günümüz ve geleceğin siyasetinin nasıl olması gerektiğinini çok güzel bir şekilde anlatmış.hakla batılın savaşını siyasi açıdan değerlendirmiş.ayrıca kitabın sonunda büyük imamın nasıl bir siyaset anlayışı taşıdığını anlatmaktadır. ümmetin çatlaklarını çok güzel anlatmış ve bunlar için en iyi ilaçları belirtmiştir.bütün müslümanların bu kitabı okuması gerekir.
derviş54
04.06.2009
İmam ve sultan biri imanın biri siyasetin peşinden koşan... Hz Muhammed hilafetin ısırıcı bir saltanata dönüşeceğini bildirmişti... Okunması gereken bir kitap
CountDarkWater
11.05.2009
sayın islamoğlu islama getirdiği bakışıyla bu kitaptada günümüze kadarki imamları değerlendiriyor. okunması gerekenlerden birisi