Ekmek Arası Hakkındaki Yorumlar

mymag 29.05.2012
Bukowskinin nasıl yazarlığa başladığını keşfedeceğiniz bir kitap. Çocukluk ve gençlik anlıları arasında dolanırken en büyük aşkına, nefretine ve nadir de olsa mutluluğu yakaladığı anlara tanık olacaksınız.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
rockfatal 20.05.2012
Bukowski'nin en iyi kitabının olmasının yanı sıra, bugüne kadar okuduğum en iyi otobiyografilerden bir tanesi. Hayat hikayesi öyle ahım şahım ilgi uyandıran bir şey değil aslında. Ama adam öyle bir üslup kullanmış ki, öyle bir mizah ve dram dili var ki. Kitabı elime 3. alışımda bitirdim. Ve bu kadar çabuk okuduğuma pişman oldum. Benim için çok değerli bir kitap. Bu tarz psikolojik yalnızlaşma romanlarını sevenlerin kesinlikle okuması gerek. Bukowski'nin diğer kitaplarından farklı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
shabbule 13.02.2012
Kuralcı ve şiddet düşkünü bir baba, olaylara ve hayata dair herşeye kayıtsız kalan bir anne ve maalesef böyle bir ailede doğan çocuk. Cümlelerin basitliği ilk başlarda beni rahatsız etmişti.'Karnım acıktı ekmek aldım ve yedim.'tarzı cümlelerden bahsediyorum.Ama aslında bir bütün olarak düşündüğümde şiddetin her türüne fazlasıyla tanık olmuş,bu koşullarda kimlik oluşturama çabası içinde ve girdiği her toplumda bunu farklı şekillerde yansıtan bir genç adamı üzülerek okudum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
gunmoll 17.12.2011
Bazı yazarlar ve yapıtlar vardır, eleştirmek hayli güçtür. Ve hatta onları okuduktan sonra nasıl özetleyeceğinizi de bilemezsiniz. "Ekmek Arası"nın kritiğini yapmak, Bukowski kritiği demektir. Kişinin bilinçli/bilinçsiz seçtiği hayat yolunu eleştirmenin bir başka kişiye düşmemesi gerektiği inancındayım. Üstelik yaşadığı dönemin koşullarını göz önünde bulundurmadan bunu yapmak daha da büyük hata olur. Öyle ya da böyle, Bukowski cinsellik ve içmek üzerine bolca kalem tüketmiştir. Eşinin de belirttiği üzere (Linda Lee Beighle) aslında "sadece yazmıştır". Bukowski'yi yakalamak adına "Ekmek Arası" doğru bir seçimdi.. "İlk başlayanlar için" diye düşündüm. Çünkü bu kitabın arkası gelecekti.. "Ekmek Arası"nda, Henry Chinaski (Bukowski kitaplarında kendisi için bu ismi kullanmıştır) de bolca cinsellikten bahseder ama bu durum fiiliyata dökülmüş değildir. Kaybetmeye mahkum olduğunu düşünür, neden bu dünyanın üzerinde yürüdüğünü anlayamamaktadır. Kadınlarla ilgili cinsel fanteziler üretirken aslında onlardan ısrarla uzak durur. Vücudunu ve yüzünü kaplayan çıbanlardan utanmaktadır. Herkesin ondan üstün olduğunu düşünürken herkesten çok başka şeylerin farkında olduğunu ve çok daha donanımlı olduğu gerçeğini yadsımadan düşüncelerini dışavurmaktadır. Ve tüm bunların arasında içkiye sarılır hiç düşünmeden. İçmek en sevdiği şeylerden biridir.
Müthiş bir izleyici ve kurgucudur Henry Chinaski. Durmadan anımsar. Birçok kişinin aksine yalnızlığı seçmiş (kesinlikle isteyerek) ve bir gün yoksulluktan kurtulacağını düşünmektedir ("Varlıklı olmak zafer demekti ve zafer tek gerçekti"). Hiçbir görüşü savunmayan (Tanrı inancı da yoktur) biridir. Serseriden farksızdır. İnsana dair her şeyde bir yanlışlık ve çıkar görmektedir. Babasından yediği dayaklar belleğinde güçlü bir şekilde yereder ve şu sözleri sarfeder "Kim babasını öldürmek istemez ki?" (Karamazov Kardeşler'den İvan) ki bu durumu eşi de onaylamaktadır ve Bukowski'ye bir de bu açıdan bakılması gerektiğini belirtir. O satırları okurken "Babası böyle bir adam olmasaydı, Bukowski bu kadar özgür yazabilecek miydi?" diye düşündüm..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-1082225 19.08.2011
Bukowski'nin İlk okuduğum kitabıdır.Ekmek arasına sıkışmış çocukluk ve ergenlik güzel ve akıcı bir üslüpla anlatılmış.Diğer bukowski kitaplarını okuyan biri olarak en çok bunu beğendiğimi söyleyebilirim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Mert Mutaf 11.03.2011
okurken kendinizi akıcılığına bırakıp sürükleneceğiniz bir kitap. c.bukowski'nin okuduğum ilk kitabı. diğerlerini de okumak için en büyük sebep kesinlikle.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Biyografi okumayı pek sevmem ama biyografiden uzak, akıcı, sade bu biyografiyi okumayı sevdim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
hyberg 18.11.2010
kitap kesinlikle sürükleyici ama sonları çok mistik insanı bütün kitaplarını okumaya itiyo ..küçük küçük anıları hakkaten güzel..bukowski türk gençliginin olmaya çalıstıgı kahraman umursamaz alkolik tipleme ama aslında adam sistemi örnek almamıs sistem adamı dogurmus çocuklugundan beri ...özellikle bu adamın sarhoş olamaması bni mahvediyor bir kere karşılıklı içmek isterdim ama gecenin sonunda bana ne yapabilcegi korkutuyor...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
yarı berduş hayatın ve boşvermişliğin doruğundan yazıyor.etkilenmemek elde değil.bukowski türünün tek örneği...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
HİDİŞKO 17.06.2010
Toplum dışına itilmişlik ve kuralsızlıklarla yaşayanları anlatan öykü kitabı.Anlattıkları kendi yaşantısıyla örtüşdüğü için olsa gerek Bukowski o tarz yaşamı çok güzel aktarmış.Sıkılmadan okunacak öyküler...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
sacalli 10.12.2009
Bukowski'nin film tadındaki bu kitabını okurken, Salinger'in "Çavdar Tarlasında Çocuklar" kitabını anımsadım. Bir gencin gözünden yaşadıklarını görmek ve Bukowski'yi tanımak isterseniz bu kitabını okuyun derim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
gumushanevi 25.10.2009
Nevişahsına münhasır bir şair olan Bukowski'nin en güzel kitaplarından biri.Çocukluktan gençlik dönemine geçişin Henry adlı bir çocuğun üzerindeki etkilerini işleyen bir yapıt.Eserin üslubu biraz yadırganabilir ama Amerikan kültüründe yetişen bir çocuğun nasıl bir süreçten geçerek yetiştiğini göstermesi açısından çok iyi kurgulanmış eser üslup bakımından.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
summer_wine 26.05.2009
Hayatı edebiyat yapmadan, süslü sözler söylemeden, betimlemelere ve tasvirlere gerek duymadan doğruca anlatan eşsiz yazarın, eşsiz kitaplarından birisi... Kimileri sevmez Bukowski'yi, ama ne demişler 'dost acı söyler'...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
sdogulu 19.12.2008
Bukowski’nin bu kitabi da diger kitaplari ile benzer bir yapida, hatta belki de bir bakima tekrari. Insanin hayatinin belli bir döneminde bu tip kitaplar, ve burada anlatilan tarz amacsiz bir hayat cekici gelebilir. Ama bunu hedef edinmek cok yanlis olur.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Levent Uçku 20.02.2008
Bence yazmış olduğu bütün romanları okuyan birisi olarak söyleyebilirim ki yazarın en iyi romanı. Bütün hayatına yön veren yılları ve nasıl biçimlendiğini görebiliyorsunuz. Daha o yıllardan başlayan yanlızlığını ve hüznünü hissesebiliyorsunuz.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Bukowski'nin çocukluğu, arkadaşları, lise yılları, beyzbol ve kavga maceraları, ailesiyle ilişkilerini (özellikle babasıyla) anlattığı bir anı-roman "Ekmek Arası". Ne yapacağını bilemeyen, hiçbirşeyle ilgilenmeyen, sıradan işlerden ve derslerden sıkılan, ergenlik dönemi sıkıntılarının hepsini maksimum yaşayan, artık hastalık boyutuna varan sivilceleriyle başı dertte olan, kendine güvenini neredeyse tamamen kaybetmiş Hank'in hikayesi. İntihar etmeyi düşünüyor ama buna cesareti olmadığını da biliyordu. Bunalımlı ancak inanılmaz akıcı ve okuması zevkli, maceralı bir kitap "Ekmek Arası"...
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
KY-138307 22.02.2006
Charles Bukowski hakkında o kadar çok eleştiri yapılıyor ki,bir gün ben de merak ettim ve okumaya karar verdim.Öncelikli olarak yazarı tanımam açısından bu kitabı tavsiye ettiler.Kitabı okudum ve daha önce alışık olmadığım bir anlatım ile karşılaştım.Kitap olabildiğince açık bir dille yazılmıştı.Anlatılanlar özgürce ve içtendi.Bana hayata farklı bir açıdan bakmayı öğretti.Bu yüzden bende iyi bir izlenim bıkaktı.


Kitapta Charles Bukowski, çocukluktan üniversiteye kadar olan ki dönemde yaşadıkları anlatmış.Burda yazarın geçmişi ile yüzleşmesine tanık oluyoruz.Aile,arkadaş gibi çevresel faktörlerin bir insanın yaşantısını nasıl etkilediğinin güzel bir örneğini görüyoruz.Yazar kitapta bol bol arkadaşlarından ve ailelerinden bahsettiği için o dönemin Amerikan aile yapısı ve yaşayışı hakkında da fikir sahibi oluyorsunuz.

Eleştirileri incelediğimde genel olarak,yazarın ''açık'' bir dille yazdığı için fazla üzerine gidildiğini görüyorum.Edebiyat,duygu ve düşünceleri özgür bir biçimde ifade etme biçimiyse bunu da hoş görmek gerekli diye düşünüyorum.


Sonuç olarak Charles Bukowski'yi Charles Bukowski yapan şey ne idi?Ya da ''-Ben Charles Bukowski okumak istiyorum.Bana başlangıç için hangi kitabını önerirsiniz?'',''-Farklı bir şeyler arıyorum.'' diyorsanız ''Ekmek Arası'' sizin için uygun bir kitap olabilir.
Yanıtla
7
1
Destekliyorum 
Bildir
sanemcan07 20.10.2005
ayyaş ya da değil.aslında ayyaş.ama dünyanın en akıcı yazarlarından biri.ernest hakkındaki düşünceleri de doğru ama onu inanılmaz kıskanıyordu bence.neyse ekmek arası sürükleyici ve matrak bir bukowski klasiği.kendine göre çok fazla olmasa da yada öyle anlatsa da kasvetli ve acılı çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlattığı bu kitapta babasından onun kadar olmasa da nefret edecek ve bir kadeh şarap koyup klasik müzik eşliğinde-handel olabilir-bir çırpıda okuyacağınız bir kitap.diğer bütün bukowskiler gibi bu da sizi sıkmayacaktır.ama hemingway çok daha iyi hala..
Yanıtla
4
2
Destekliyorum 
Bildir
ginza 17.10.2005
Eğer Bukowski'nin hayatını gerçekten yansıtıyorsa, neden yazdığı gibi yazdığını anlamak zor değil. Eğer kurmacaysa ellerinden öpmek lazım, çünkü mahvolmuş bir hayatın ne demek olduğunu biliyor bu adam. Psikolojiden hatırı sayılır derecede anladığı da inkar edilemez. Yazarlığı? Bahsetmeye gerek yok. Bol diyaloglu kitapları çok kolay okunuyor, araya serpiştirilmiş düşünceleri vurucu.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Ümit Özbek 17.07.2004
Yatağımın köşesine oturdum ve nam-ı diğer Henry Chinaski bana hayatını anlattı. Nev-i şahsına münhasır bir dili ve garip ama etkileyici bir havası var kitabın. Bu kitabı okuduktan bir- iki gün sonra iki kitabını daha -factotum, bana aşkını getir- okudum ve açıkcası devamının geleceğinden de eminim. Fazla söze de gerek yok aslında - mahvolmuş hayatlar olağandır bilgeler için de ahmaklar için de ...
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
walrus 05.10.2003

tam bir bukowski hayranı olmakla beraber, burada yapılan yorumkarı görünce küçük dilimi yuttum... ben yeni başlayacak her okura ve birkaç kitabını okuyarak buko'nun hayatını tanıdığını iddia eden kişilere yaşamöyküsünü yani Howard Sounes tarafından yazılan "Çılgın Bir Yaşamın Kollarında Tutsak"ı tavsiye ediyorum. Buko'nun aslında o kadar da çok kadınla yatmadığını (kendisi 2000'in üzerinde olduğunu iddia eder), babasının bıraktığı 10.000 dolar civarında parayı hep bankada tutarak hayatını bir nevi garantiye aldığını öğrenmeden okumaya girişen herkes küçük chinaski'mizin büyüsüne kapılarak bu hayatı yaşanmış sanabilir. ekmek arası'na gelirsek, evrensel ergenlik arayışlarına sade bir dille ve kısa, vurucu cümlelerle anlatan tek yapıt olmamakla beraber, benzerleri arasında ilk üçe oynar. Buko'yu okuyan ve sevenlere iki yazar daha tavsiye edebilirim: Knut Hamsun ve John Fante. Her ikisi de Buko'yla benzer tarzda yazarlar ve Buko her ikisinin de adlarını sık sık anar. Ayrıca Fante'nin başyapıtı Toza Sor yeniden basılırken önsözü Buko tarafından kaleme alınmıştır.
Yanıtla
6
1
Destekliyorum 
Bildir
KY-5796 02.06.2001
İstanbul'da Kitap Dergisi editörlüğünü yaparken Birleşik Dağıtım satış sorumlusu arkadaşın "oku" emir-takılma kipinde uzatıp beni imasına gömdüğünde anlamamıştım elbette Charles Bukowski'nin beni utandıracak bir yazar olduğunu.Aradan uzun bir zaman geçtiğinde elime alabildim ancak, imasını hala zihnimde tartarak okumaya başladım.Kendi hayatını romanlaştıdığından, çektiklerini anlamaya zorluyor okurunu.Kapak fotoğrafındaki ülkesinin haritasına dönmüş yüzü ile tam bir acı adamıdır.Fakat onu utanmadan okumanın imkanı olmadığının farkına vardığımda, ekmek arasının bir işçi çilesi olmadığını artık söyleyemezdim soranlara.Hayatını,bu kadar acıyla iç içe yaşamış bir yazarın bu kadar hodbin olmasını yadırgamasanız da cinselliğin dozu artırılmış kirliliğine katlanamıyorsunuz.Onun tipik okurları arasında olabilecek birkaç Türk varsa da sanırım, övgüsünü ulu orta yapacak cinsten değillerdir.
Yanıtla
59
9
Destekliyorum 
Bildir
Eğer siz de benim gibi bir Bukowski hayranıysanız kaçırmamanız gereken bir kitap.
Ünlü yazarın,hemen bütün kitaplarında izlerini gördüğümüz çocukluğunda ve gençliğinde geçirdiği derin psikozları ifşa ettiği bir otobiyografi.O günleri anlatırken "sert erkek" imajının nasıl doğduğunu,babasını ve içkiye olan bağımlılığını,onun kendine has nükteli diliyle okuycaksınız
Yanıtla
8
2
Destekliyorum 
Bildir