Mustafa Kemal, Küçük Mabeyn'de Sultan Vahdettin'le yaptigi son görüsmeyi (15 Mayis 1919), sonradan Cumhuriyet devrinde söyle anlatmistir:
"Yildiz Sarayı'nin ufak bir salonunda Vahdettin'le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında, dirseğini dayamiş olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi'ne doğru açılan pencerelerinden gördügümüz manzara şu: Birbirine muvazi hatlar üzerinde düşman zirhlıları, bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayı'na doğrulmustu....
Manzarayı görmek için, oturduğumuz yerlerden başlarımızı sağa, sola çevirmek kafi idi.
Vahdettin hiç unutmuyacağım şu sözlerle konuşmaya basladı:
- Paşa, paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi tarihe geçmiştir. Bunları unut. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa devleti kurtarabilirsin ! dedi.
- Hakkımdaki teveccüh ve itimadi arz-i teşekkür ederim, elimden gelen hizmette kusur etmiyeceğime emniyet buyrunuz, dedim.
Sonra:
- Merak buyurmayınız efendimiz, dedim, nokta-i nazar-i şahanenizi anladım. İrade-i seniyye olursa hemen hareket edeceğim ve bana emir buyuruklarınızı bir an unutmayacağım.
- Muvaffak ol ! Hitab-i şahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çıktım.
Seryaver Naci Paşa koridorda elinde ufak bir mahfaza içinde bir sey tutuyordu:
- Zat-i Şahane'nin ufak bir hatırası, dedi.
Kapağın üstünde Vahdettin'in inisyalleri işlenmis bir saatti.
- Peki, teşekkür ederim, dedim.
Saati yaverim aldı. Sonra Yıldız Sarayı'ndan çıktığımız ve hareket etmek üzere olduğumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatle, ayaklarımızın patırtısını işitmekten korkarak, saraydan uzaklastık"