İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
115Yorum
tahirmutlu
Kitapkurdu
14.06.2006
19.asır Osmanlının en karışık olduğu yüzyıl iç ve dış düşmanların bütün hilekarlıklarıyla imparatorluğun çöküşünü hızlandırdıkları bir yüzyıl. bu eser o döneme bakış açımda büyük değişimler meydana getiren nadir kitaplardan. Edebiyat Fakültesinde okuyan her öğrencinin mutlaka okuması ve başvuru kaynağı olarak kullanması gereken bir baş ucu kitabı.
BAYKAND
Kitapkurdu
31.05.2006
19. yy OSMANLI DEVLETİ İÇİN ÇOK UZUN BİR YY OLMUŞTUR BUGÜN BİZE DAYATILAN NE KADAR SORUN VARSA O YÜZYÜLDA OSMANLI YA DAYATILMIŞTIR. BAZILARI İSE FARKLI İSİMLER ALTINDA TEKRAR GÜNÜMÜZDE TÜRKİYE NİN ÖNÜNE SÜRÜLMÜŞTÜR.
kitap/kurdu
27.05.2006
Kitabın en önemli özelliği tarafsız bir üslüpla yazılmış olması. Tarihi olayları yaşandığı devirle yorumlayıp, okuyucuya öyle aktarmış değerli yazarımız. Kitap bazı yerlerde çok detaya girip okuyucuyu biraz yoruyor ama yinede gerçekten TARİHİYLE YÜZLEŞMEK isteyenlere çok güzel bir kaynak.
ahmethaşim
26.05.2006
İLBER ORTAYLI BENCE MODERN OSMANLI TARİHÇİLİĞİNİN BABASI SAYILACAK BİR KİŞİ.AYNI ŞEKİLDE HOCAMIZIN OSMANLI TARİHİNİ OBJEKTİF BİR BİÇİMDE ANLATMASI BENİ ÇOK ETKİLEDİ.TARİH SAĞCININ ELİNDE SAĞ BAKIŞLA,SOLCUNUN ELİNDE SOL BAKIŞLA BİZE ANLATILDI HEP.BİR BAKIMA TARİH KİTAPLARI GENELDE YAZARIN ŞAHSİ GÖRÜŞLERİNE PARALEL OLARAK VE YANLI BİR ŞEKİLDE ANLATILDI.OBJEKTİF TÜRK TARİHÇİLİĞİNİ İSE BEN İLBER ORTAYLI HOCAMIZDA ÖĞRENDİM.BU KİTABI YALNIZCA TARİHSEVERLERE DEĞİL HER TÜRK EVLADINA ÖNERİRİM...
HÜSEYİN KILBAŞ
24.05.2006
İlber Ortaylı Hocamız kendi tatlı ve objektif üslubuyla mükemmel bir kaynak kitap sunmuş okuyuculara. Sanki televizyonda gördüğümüz sohbet eder hali var okuyanlarla. <br /> İmparatrluğun Batı kültürüyle tanışıp, kaynaşma aşamasında bir geçiş dönemi ve kırılma noktası olan en zor yüzyılını her yönüyle aktardığına inandığım bu eserini altını çizerek tekrar takrar okuyorum.
Muhafazakar Demokrat
Sayın hocamız her zamanki gibi üstadlığını göstermiş ve objektif bir şekilde muhteşem bir eser ortaya koymuş. Aynı zamanda eser roman tadında olup sürükleyiciliği ile öne çıkmakta.Geçmişini bilip gelecek hakkında yorum yapılabilmesi için nadide bir eser.Saygılarımla.Bol okumalar.
mimcemil
19.05.2006
bugünleri de anlamak için mutlaka okunması gereken referans kitaplardan biri. kitap tümüyle objektif değil. bilhassa,osmanlı bürokrasisine hep iyi niyetle bakmış. bugünkü uniter yapımızda bile en azından ihanetleri "çıkar ilişkileri" sezinliyoruz. 19. yy. da çeşitli milletler "ümmetler"den oluşmuş imparatorluk bürokrasisinde hiç mi ihanet yoktu. her şey iyi niyetle mi yapılıyordu. yazarın bende bıraktığı izlenim ;bu konuda öznel olduğudur. bilemiyorum. belki de yazar, çalışmanın bilimsel yanına halel getirmemek ya da başka bir sebebten böyle davranmış olabilir. ama her şeye rağmen 19. yy. ı olduğu gibi bugünü de anlamak için mutlaka okunmalı. tv sohbetleri gibi kolay anlaşılır ve sürükleyici bir çalışma.
ismail_atan
14.05.2006
Tarih kitabı olup da içinde taraf tutmadan bilgi veren ender kitaplardan birisini yazmış İlber Ortaylı. Üstelik günümüzde bile hala tartışması süren olaylara daha nesnel ve kanıtlayıcı örneklerle yaklaşmış. Kendi içinde Batı'yı yorumlamış: "Batı nedir? Bugün bu soruya Avrupa diye cevap verenlerin yanında Amerika, dahası Japonya diye cevap verenler var. İşe sanayi imparatorluklarının bilançolarıyla bakınca Japonya Batı'ya girer. Parlamentarizm diye bakınca Sarklığın protatipi diye gözlenen Hindistan niye Batı olmasın ki?" Bu yorum ciddi anlamda dikkate alınması gereken bir yorumdur mesela. Bunun yanında bizim Batılılaşmamıza İslamiyetin engel olduğunu düşünenlere de şu yanıtı veriyor: "Voltaire, İslam için olumlu yargılamalarda bulunan biri. Voltaire, Doğu'da 'despot yönetimin varlığını ve özgür sanatın bulunmamasını' İslam'la değil eski Yunan kültürüne uzak kalmak ve semitik kültür çevresinin kalıplarını benimsemekle açıklar."

Belki fazla uzun olacak; ama Osmanlı'nın yönetim şeklini eleştirenlere de şu cümle gerçekten iletilmesi gereken bir yargıdır: "19 yy'ın otokratik yönetimi sanayi, tarım, ticaret ve eğitimde güdümlü bir gelişme politikası izlemiştir ve tebaya 17.-18. yy monarşileri gibi bir sürü olarak değil, zabturabt altına alınması gerekli, ama kanun ve düzenin güvencesi altında yaşamaya ve daha insanca muameleye hak kazanmış halk olarak bakar. Sultan 2. Mahmut'un şu sözleri anlamlıdır: 'Saltanatın millet için dehşet ve korku kaynağı değil, destek olmasını isterim.' "

Bütün bu örneklemelere bakılarak tarihimiz yeni baştan değerlendirilmiştir bence. Önyargılardan uzak ve sade bir dille yazılmış olan bu eser, günümüzün siyasi ve fikri yapılanmalarına da kaynak ve örnek olabilecek nitelikte bir eserdir. Başta tarihçilerin, ardından öğretmenlerin, sonra da siyasilerin okuması gereken bir kitap.
Arif231
12.05.2006
kitap gerçekten çok güzel. Osmanlı imparatorluğunun dünyaya hükmedişini enine boyuna ele alan bir kitap. Kullanılan dil ise gerçekten sade ve anlaşılır. Her Türk gencinin atalarını tanıması bakımından okuması gereken bir eser.
gokcerogunc
23.04.2006
İlber hocanın kitabını okudum ve gerçekten çok beğendim.Klasik tarih kitabının standartlarını aşmış.Sadece tarihsel öge ve teorilerin değil içinde sosyolojik ve siyasal paradigmaları olan bir kitap.Gerçektende bugünün problemlerinin kaynağına inme kaygısı taşıyanlar için okunması gerkli hatta zorunlu bir kitap.bu kitap 19.yy Osmanlı Devletinin tarihinin yanında bugünün sorunlarınada ışık tutan bir başucu eseridir.Özelliklede Batının bize karşı bakış açısının anlaşılması için irdelenmesi gereken bir temel eser.
SALTY
14.03.2006
Kitapda verilen bilgiler sanırım çoğumuzun bilmediği ve duymadığı hatta yanlış yorumladığımız bilgilerin doğrusunun olduğu bilgilerden oluşuyor. Tarihimizi objektif bir şekilde anlatmış yazar. Ne başkaları gibi yerden yere vurmuş, nede aşırı fanatizme kaçarak olayları trajediye dötüştürmüş. Tarihi incelerken ki en önemli kurala riayet etmiş yazar; tarihi olayları devrine göre yorumlamış ve okuyucuya aktarmış. Bana kalırsa kitabın tek eksik yönü anlatımın genel itibarı ile ansiklopedik bir şekilde olması. Bu da zaman zaman okuyucuyu sıkabilecek hale gelebiliyor. Bunun dışında çok güzel bir eser.
Kitap, ihtiyaçtır...
Kitapkurdu
Güncel sorunlarımızın çözümü konusunda Osmanlı gerçeği inkar edilemez. Osmanlı'nın şaşalı ve son dönemlerinde çalkantılı yılları kitapta irdeleniyor. Ortaylı, Osmanlı'nın çöküşüne kadar olan dönemi tartışmakta ve Cumhuriyet Türkiye'sinin temellerinin nasıl atıldığını ortaya koyuyor.
munis_edip
20.02.2006
gönüller tabi ki acı ve gözyaşını istemezdi,lakin bir devrimden bahsediyorsunuz,ve bizim yaşadığımız devrim gerçekten çok ıstıraplı bir tarihe nokta olarak düşülmüştür..bu devrimin mahiyeti temel dinamiklerinin devam etme enerji ve dirayetini kandan çok fazla kandan almış olmasıdır..dökülen kan sözkonusu devrime bir nevi kalkandır,bazı zamanlar da çok müşfik bir kılıfdır..remziye yılmaz hanımın nietsche trajedilerini çağrıştıran sözlerine katılmıyorum..her doğum bir ölümü getirmek zorunda değildir..yalnız insanoğlu doğmak için ölmeye muhtaç değildir..apollonik uyarıyı dionizik tepkiyle karşılamak daha mantıklıdır,çünkü aksi durumda maddeleşiriz..insanoğlu bir şey kazanabilmek için bir değerini kaybetmek zorunda değildir..ayrıca bize yapılmış bir uyarıdan bahsediyor remziye yılmaz..toprağımıza namert eli değmeseydi şimdi belki fransanın sömürgesi olacaktık ne demektir?..biz her zaman bir uyarıya etkiye mi muhtacız vatan savunması için..sanki biz bilincinde değilmişiz vatanın ve bize bildirmişler..ben bu düşünceye kesinlikle katılmıyorum..bir saldırıya elbette karşılık verilecektir,lakin saldırıya uğramadan saldırıya geçmemek,vatan konusunda bilinçsizlik aymazlık ölütoprağı olarak yorumlanmamalı...
Remziye Yılmaz
19.02.2006
Grofaz Türk' ün son iki cümlesine katılmıyorum. Her doğum beraberinde mutlak ölümü getirir.Şahsen biz Türklerin üzerinden bilmeden ölü toprağını atan komşularımıza herzaman minnettar olacağım. Kanla, göz yaşıyla sulanmayan vatan vatan değildir. Toprağımıza nağmert eli değmeseydi şimdi belki Fransa' nın sömürgesi olacaktık.Ne mutlu Türk'üm denmeyecekti
Tanrı'nın Gözü
01.02.2006
Devletlerin, Hanedanlıkların aristokratik felsefede yeryüzüne gelmiş birer canlı oldukları binlerce yıllık dünya tarihinde ispatlanmıştır. Osmanlı Devleti'de altı asırdan fazla yaşama imkanı bulmuş ve bu yaşamın son demlerini Üstat İlber Ortaylı bizlere sunmuştur... dört asırdan fazla bir süreciyle övündüğümüz Osmanlı Devleti acaba son asırlarında tökezlemeseydi 1923 devrimi olurmuydu veya olursa ne zaman olurdu? Muhakkak ki gönüller acı ve savaş görmeden bunların gerçekleşmesini dilerdi. Sorumlularının medeni(?) batı dünyası olduğunu bile bile...