Okuyup bitirdikten sonra idamın hala bir ceza olduğunu düşünmeyeceğinizi umarak okumanızı tavsiye ediyorum. Söylenecek çok şey var aslında bu kitap hakkında. Kitaptan kısa bir alıntı yaparak belki düşüncelerimi özetleyebilirim.
“Bunun çok güç bir şey olmadığını, insanın ıstırap çekmediğini, rahat bir son olduğunu ve bu şekilde ölümün çok kolaylaştırıldığını anlatıyorlar. Ah! Ya bu altı hafta süren can çekişme ve gün boyunca devam eden bu hırıltı ne peki? Bazen çok yavaş, bazen çok hızlı akıp giden ve artık geri dönmeyecek olan günün korkulan yanı ne? Darağacında biten bu işkence merdiveni ne? Onlara göre bunlar acı değil! Bunlar, kanın damla damla bittiği, düşüncenin sönmesine benzer çırpınmalar değil mi? Ve sonra, sözde acı çekilmiyormuş. Gerçekten buna inanıyorlar mı acaba? Bari kesilmiş bir kafanın, sepetin ucundan kanları akarken doğrularak, halka hitaben, “Hiç de acımıyormuş!” diye haykırdığını söylesinler! Onlara teşekkür etmek için gelen ve “Çok iyi bir buluş. Bunu hiç değiştirmeyin, mekanizması iyidir,” diyen ölüler de mi var yoksa? Bunu Robespierre mi dedi, yoksa 16. Louis mi? Hayır! Bir dakikadan, bir saniyeden az bir zaman içinde her şey bitecek. Onlar, düşüncede bile olsa, acaba aşağı inen o ağır ve keskin bıçağın eti böldüğü, sinirleri kestiği ve omuru parçaladığı sırada, onu yaşayan insanın yerine kendilerini koymuşlar mıdır? Ama ne fayda! Yarım saniyecik bir süre! Bir anda ustalıkla yok edilen bir acı! Korkunç!”
Vigtor Hügonun ölümsüz eserlerinden bir tanesi olan bir idam mahkumunun son günü adlı romanını şiddetle okumanızı tasviye ederim. Victor Hugo'nun içerik olarak bu romandaki amacı çok yalın ve çok açık , İdam cezasının hem trajik, hem de saçma yanını göstermek. Onun büyüklüğünde, onun dehasında bir yazar için böyle bir savı insan ve etik boyutlarıyla sergileyerek kanıtlamak hiç de güç değil.Greve meydanında idamını bekleyen bir idam mahkumunun son anlarında yaşadığı ağır duygularını mahkumun ağzından konu alan bu eserde idam cezasının aslında ne derece ağır bir ceza olduğu vurgulanmakta, bunun isnada uyandırdığı kötü duygular belirtilmektedir.
Roman çok yavaş ilerliyor.Ve sürükleyici bulmadım.Fakat çok rahat empati kurabiliyorsunuz.Belkide bu yavaş ilerlemesine bağlıdır romanın.Ölüme giden insanın psikolojisini hissedebiliryosunuz.Sürükleyici değil ama muhteşem bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat güneşinin saniye saniye guruba kayması ve insanın bu batış karşısındaki çaresizliği... Acı veren güneşin batışına sebep olanların ''senin gibi''insanlar olması. Ecelin gizliliği biz ölümlü insanların en büyük talihi. Eğer ölümlü insanlar ecelin gizliliğini aşikar ederse işte buradaki yürek paralayıcı trajedi ortaya çıkar. Ölüm karşısında tüm suçlar ve suçlular masumlaşıyor ister istemez. Suç ne kadar büyük olursa olsun insan yine de bir şans daha diye düşünebiliyor. Hem zaten canı veren canı alabilir; insan kendini can alan yerine koyduğunda ölüm daha korkunç gelebiliyor. Cezalar caydırıcı olmalı, yapanı aynı şeyi yapmaktan alıkoymalı ve yanlış hareketi düzeltmelidir. Öldürülen kişi tüm bu olanaklardan ve şanstan ebediyen mahrum ediliyor. ... Kitabı okuduğunuzda bunun gibi daha nice sorular soracak, hayatın, cezanın, suçun mahiyeti üzerinde bolca düşünme fırsatı bulacaksınız. İnsanların, yakını da olsa, başkaları yüzünden zora düşmesi açıklanması zor bir durum olsa gerek. İdam mahkumunun kızıyla buluşması insanın içini hakikaten sızlatıyor. İnsan, katil de olsa, acımayı, merhameti içinden söküp atamıyor demek ki. Önsöz okumak sizi kitaptan soğutuyorsa atlamalısınız uzun önsözü; ancak dönemin bir panoraması niteliğindeki önsözü sabırla okumanızı tavsiye ederim.
Unutamayacağım kitaplar arasında..bir solukta ,okyucağınız buruk bir gözyaşı gibi bir kitap. küçük kız babasının kucağında sızlanışının bile sesini duyabileceksiniz;"canımı acıtıyorsunuz bayım!"oysa kitap canınızı çoktan yakmıştır..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
tüm zamanlara gönderme yapan bir kitap bence...insanlığa dair yaklaşık 180 yıl önce yazılması bu kitabı daha bir cazip hale getiriyor...ara vermeden,soluksuz okunacak bir kitap bence...
Aman Allahım! Monte Kristo'dan sonra en zevk aldığım öykü! Harika ötesi. Bir sosyal mesaj ancak bu kadar etkili bu kadar heyecanlı ve bu kadar içten verilebilirdi. Tebrikler Hugo. Bu romanı gençken yazmışsın ama ben bu öyküden sonra en az 1 sene daha ihtiyarladım. Mutlaka okuyun ama MUTLAKA !!!
çok kısa bir sürede bitireceksiniz bu kitabı. yazar eserinde; çaresizliği, merhameti ustalıkla aktarmış. victor hugo'nun diğer kitapları kadar populer olmasada tadına doyamayacaksınız bu eserinin de.
“Bir İdam Mahkûmunun Son Günü” edebiyat tarihinin en hümanist eserlerinden biri sayılır. Victor Hugo’nun gençlik dönemi eserlerinden biri olan roman, daha ilk satırlarında okura olağanüstü bir anlatıyla karşı karşıya olduğunu hissettirir: “Sanki haftalar değil de yıllar önce, ben de herkes gibi bir insandım” sözleriyle başlayan roman, “insan olma” konusunda yazılmış çok önemli bir yapıttır.
Victor Hugo'nun 26 yaşında yazdığı bir kitap. Kitapta amaç, çok açık: İdam cezasının insan psikolojisinde yarattıkları ve bu cezanın saçmalıkları. Kitabın yazıldığı dönemin sosyal ve siyasal koşullarına göre döneme damgasını vurmuş bir yapıt. Bu nedenledir ki Victor Hugo'nun diğer yapıtlarından daha az duyulmuş bir yapıt. yıllar sonra üst üste baskılarla çoğaltılmış. Okunmalı kesinlikle.
Victor Hugo, yokluk ve sefalet yüzünden adam öldürmek zorunda kalan bir adamın son gününü anlatıyor. Çok güzel psikolojik tahliller yapılmış. Bu konu çevresinde Fransa hükümeti ve DİN olgusu tartışılıyor. İdamın yaklaştığı saatlerde bir rahip ruhunu günahlarından arındırmak için yanına geliyor ve mahkûm onu istemiyor ve diyor ki: “Eğer siz olmanız gerektiği zamanda yanımda olsaydınız ben şu an giyotine giden bir adam olmayacaktım. Rahipler akbabalar gibi, ölüm anında geliyorlar.” Ve ayrıca: “Çocukları acımazsızca öldüren bir adam, saçlarına kadar günaha batmış olan bir insanı nasıl günahlarından arındırıyorsunuz?” Fransa hükümetine ise: “Benim yerime açlığı, yoksulluğu gideremeyen insanları giyotine yatırmak lazım.” diyor. Yoğun bir eleştiri var aslında. Oldukça etkileyici.
O dönemde toplumu bu derece eleştiren yazarların ve bunları okuyup tartışan halkın sayesinde BATI, bugünkü medeniyete erişmiştir. Bizde eleştirenler sevilmez…
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yazar viktor hugo olunca insan tereddüd etmeden alıp okuyabilirim diyor.gerçekten de bir idam mahkumunun son günlerini iliklerine kadar hissederek yazmış.ister istemez sizi etkisi altına alıyor.akıcı ve sürükleyici.kesinlikle tavsiye edebilirim<br />
Bir İdam Mahkumunun Son Günü, dünya edebiyatının ölümsüzlerinden Victor Hugo'nun (1802-1885) yirmi altı yaşında yazdığı bir gençlik yapıtıdır. Victor Hugo'nun içerik olarak bu romandaki amacı çok yalın, çok açık: İdam cezasının hem trajik, hem de saçma yanını göstermek. Onun büyüklüğünde, onun dehasında bir yazar için böyle bir savı insaca ve etik boyutlarıyla sergileyerek kanıtlamak hiç de güç değil. Ama bu romanın büyük önemi başka özelliklerinden kaynaklanıyor. Bu yapıt, birinci tekil kişi ben ile yazılan romanın ilk örneği. Daha önce böyle bir yöntem bilinmiyor. Demek ki bu özelliğiyle bir yol açıcı, bir öncü bu roman. Roman kahramanının da dediği gibi, bir tür zihinsel otopsi olan bu romanda, modern edebiyatın ilk iç monoloğu ile karşılaşıyoruz. Bir İdam Mahk-munun Son Günü, bir yazınsal yenilik olan Samuel Beckett ve Georges Bataille'ı haber veriyor. Bu da romanın bir başka önemli özelliği. Bataille ve Beckett'i tanıdıktan sonra bu romanı daha iyi kavrıyoruz. İdam mahk- munun kendisine ironik bir gözle bir başkası olarak bakışı ise, Victor Hugo'nun Arthur Rimbaud'dan kırk yıl önce `Ben Bir Başkasıdır' düşüncesini yaşamış olduğunu gösteriyor.
bir düşünün sadece bir gününüz var birgün içerinde öleceksiniz...bunu sadece düşünebiliriz ama bu kitapta victor hugo bu durumu bize hissettiriyor sanki sizin birgün yaşamınız kalmış gibi kendinizi kaptıracaksınız...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Aslolan yaşamaktır" sözü asılan insanlar varoldukça daha bir değerli.. Peki neler düşünür, hangi hayatlara girmiş, nasıl izler bırakmıştır geride?<br />İpe götürülen bir idam mahkumu da olsa, kabul edilebilir mi insanın insana ettiği?? Soluk alışına kadar, kafnızda çiziyor bir idam mahkumunun yüreğini Victor Hugo...
Hugo çocuk denecek yaşta İspanyada boğularak öldürülmek üzere idam mahalline götürülen bir mahkumun yoldan geçişini izlemiş ve 16 yaşındayken bir kızın Adalet sarayı önünde kızgın demirle cezalandırılışı sırasındaki dayanılmaz feryatlarını unutmamıştı. Kitapta da bir idam mahkumunun sun gününü anlatırken psikolojisini hayata bakış açısını dünyayla arasındaki son bağları inceliyor ve bize iletiyor.