Yaban Bütün Eserleri 1
Yaban Bütün Eserleri 1

Kitapyurdu Fiyatı: 227,50TL

Ürüne Git
1224Yorum
Kalender Güvenç
10.01.2007
Bence ortaokul müfradatinda kesinlikle okutulmasi gereken bir eser. Yakup Kadri Karaosmanoglu, kurtulus savasi yillarinda asker ve koylu, cahil ve bilgili, bencil ve yurtsever arasindaki ayrimlar1 cok guzel ortaya cikarmistir. Bir tarafta savasta kolunu kaybetmis ama tekrar savasabilmek vatan icin birseyler yapmak icin can atan Ahmet Celal, diger yanda da oglunu tarla isleri nedeniyle askere gondermek istemeyen bir anne...<br />Gerisini sizler dusunun. Her annenin ulus bilincini gelistirmesi icin cocuguna, her ogretmenin aydin bir gelecek icin ogrencilerine okutmasi gereken bir kitap.
suzii_86
20.12.2006
yakup kadri karaosmanoğlunun bu naif eserini herkes okumalıdır. müthiş tasvirler var. insan okurken anlatılan krakterleri etiyle kanıyla canıyla yanındaymış gibi hissediyor.sanki tüm kahramanları tanıyormuş gibi zannediyor. türk edebiyatının bu büyük üstadının kitapları mutlaka okunmalı değeri anlaşılmalı bu yazarların. büyük yazarlarımızın farkedilip değerlerinin anlaşılması dileğiyle. saygılarımla<br />
khasankrks
Kitapkurdu
16.12.2006
aslında bu roman hakkında yorum yapmaya bile gerek yok. 1nci dünya savasında kolunu kaybedip memleketi olmayan bir yere arkadasının memleketine yerlesen bir anadolu evladı. ve orada gecirdiği zamanı cok guzel bir dille yansıtan yakup kadri. türk edebiyatının vazgecilmezlerinden olan bu eserin herkesin kitaplığında olması gerektiğini düşünüyorum. gelecek nesiller içinde harika bir birikim. bu ulke için canını verenlerin cektiklerini anlamıs olurlar boylece..
kemal-ist
09.12.2006
Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup KAdri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeler, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri'nin 1910'dan 1974'e dek verdiği eserler Türkçe'nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri'nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920'lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasş ve sosyolojik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati'den yetişmiş ama bunu izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu'nun eserleri, hala tüketilmemiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir "panorama"dır.
keif
Kitapkurdu
07.12.2006
Eskimeyen bir "eski" daha..Orada da yalnız, burada da yalnız. Belki Türk aydınının kaderi hep yalnız olmak, iki arada bir derede kalmak. Bazen insan "aydın olmasam mı acaba" diyor. Şu aidiyet duygusu ve ihtiyacı çok önemli. Hepimizin huzuru bulabilmek için bu duyguya ve tatmine ihtiyacı var. Roman savaş sonrası yaşamı ve duyguları çok iyi ifade etmiş. Gerçeklerle tanışmak isteyenlere...
dante-c
19.11.2006
YABAN TÜRK EDEBİYAT TARİHİNİN EN ÖNEMLİ ESRLERİNDEN BİRİ. TÜRK AYDINI VE TÜRK KÖYLÜSÜ ARASINDAKİ UÇURUM,AHMET CELAL'İN İÇİNDE BULUNDUĞU PSİKOLOJİ ANCAK BU KADAR GÜZEL ANLATILABİLİR.AHMET CELAL'İN HER TASVİRİ HER DÜŞÜNCESİ HER DUYGUSU,İÇİNDE BULUNDUĞU YALNIZLIK VE ÇARESİZLİK SİZİ DERİNDEN ETKİLİYOR VE UZUN SÜRE ETKİSİNDEN KURTULAMIYORSUNUZ.
zekiye..
17.10.2006
Türk Edebiyatında çok önemli bir yeri vardır bu eserin. köylü ve aydın arasındaki derin uçurum...<br />Ahmet Celal iyi bir eğitim alarak , İstanbul'da yetişmiş bir ağa oğludur. Ama yinede içinde yaşadığı toplumnun kültürüne ait olamamanın getirdiği sıkıntıları anlatıyor ünlü üstad kitabında. Tartışmasız olarak süper bir kitap diyebilirim.
öğretmenVEneyzen
Kitapkurdu
11.09.2006
Aydınlar ve köylüler...İkisi arasındaki farkı çok iyi vurgulayan,çok dokunaklı anlatan bir roman.Çanakkale’de kolunu kaybeden ve İç Anadolu’da bir köye yerleşen bir subayın kaleme aldığı notlardan yola çıkılarak Kurtuluş Savaşı’ndaki Anadolu köylüsü resmedilmiş...
Yazarın sanatına hayran kaldığımı belirtmeliyim...

“...Utanç,bir yara gibi yüze yapışır ve alnımızın ortasından kanımızı emmeye başlar...”
“...Yalnızlık dinmeyen bir sızı gibidir...”
“...Hayat bizi bir deniz üzerindeki arızî pislikleriyle,dalgalarıyla ite ite nasıl bir kuytu sahile atarsa öylece bu ıssız tepenin eteklerine atıp bırakmıştır...”
“...Katı yürekli toprak!Bir gün cesedim bir daha kalkmamak üzere üstüne düştüğü vakit,kim bilir,beni bağrına ne vahşi bir huşunetle bastıracaksın...”
“...Ateşe atılmış bir adamın yüzüne akıtılan bir damla suyun değeri nedir?Bir gece yarısı,bir çölde yolunu şaşırıp kalmış adama,uzaktan görünen bir ışığın değeri nedir?...”
“...Ölüm,belki cismanî hazların en büyüğüdür...”
“...Meğer,bir cadı kazanı gibi kaynayan kafamın biricik ihtiyacı böyle bir dize yaslanmaktan ibaretmiş...”
Fahri Kaplan
Kitapkurdu
29.08.2006
Bu kitap milletimizin yabancıya hoş bakmadığını değil - çünkü milletimiz gayet misafirperverdir - Yakup Kadri'nin Anadolu insanına hoş bakmadığını gösteriyor aslında. Çünkü yazar Anadolu insanını vatan elden giderken bile kendi bencilliğine hapsolmuş, nasıl kurtulurum diye düşünen biri olarak tasvir ediyor. Bu nasıl bir bakış açısı! Biz Çanakkale'yi, Sakarya'yı genci, yaşlısı, kadını, erkeği, çocuğu bu Anadolu insanıyla kazanmadık mı? Ayrıca Y.Kadri Anadolu insanına öyle tepeden bakmış ki divan şairlerini halktan kopuk gören bazı eşhasın bu tip romanları görmezden gelmesi düşündürücü geliyor bana.
AbidinDinoo
Kitapkurdu
24.08.2006
Yakup Kadri bu eserinde 1 dünya harbi sıralarında tek kolunu kaybetmiş bir komutanın bir arkadaşının tavsiyesi üzerine bir köye yerleştiği günleri anlatıyor...Ahmet Celalin köylüler tarafından pek sevilmediği görülüyor kitapta...Yani umduğunu bulamamışlığın üzüntüsü var kahramanda... Buda milletimizin önyargılı oluşunu yabancıya hoş bakmayışını gösteriyor...
ttrçpl
15.08.2006
Bu roman Birinci Dünya Savaşı’nda bir kolunu kaybeden Ahmet Celal’in anılarından meydana gelmiştir.Emir eri Mehmet Ali’nin ısrarı üzerine onun köyüne yerleşir.Ahmet Celal savaşta kaybettiği kolunu kendisi için bir gurur kaynağı olarak görmesine rağmen köyde kimse ona özel bir önem vermez.Köylü için o sadece bir yabandır.<br />Yazar,romanda Anadolu halkının yaşadığı geri kalmışlığı ve itilmişliği bütün acı ve çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir…<br />
Dikkat !!!
11.08.2006
Bu romanı 8.sınıftayken tavsiye üzerine okumuştum ancak edebi açıdanda, ordaki insanların ruhi tablolarının çizim şekliylede mükemmel bir kitap özellikle bazı yerlerdeki haykırışlar ve betimlemeler insanın düşünce dünyasını harekete geçirerek benliklerde kuvvetli bir ilaç tesiri yapıyor(hiç olmazsa kendimde bunu gözledim ve her okuduğum Yakup Kadri kitabı gibi bana çok şey kattı sizlerede iyi şeyler katmasını umarım)<br /> <br />
ketermalkhot
Kitapkurdu
23.07.2006
bir aydın olamayan Karaosmanoğlu'nu bu eserde çok iyi gözlemleyebilirsiniz, tüm eser boyunca halkı aşağılayan, halkın tam anlamıyla sürü diye adlandırıldığı bir eser. Kadri Karaosmanoğlu'nun halktan kopukluğu ve devleti kutsamış olması aynı zamnda sürekli devletin kolları altında büyütülmüş yüceltilmiş olması gerçekten insanın zihnini çok kurcalıyor. Bu eseri okuyanlar unutmamalıdır ki Yaban'ları biz büyütmüşüz, hala da büyümekteler.
ahmethaşim
13.07.2006
Milli mücadele dönemine Ankaradan veya İstanbuldan bir pencere açmak yerine yazar bu sefer ilginç birşey yapmış.Milli mücadele döneminde bir köyü ele almış.Türk klasikleri arasına girebilecek ve okursak boşa çıkmayacak bir kitap...
10ur54
11.07.2006
I. Dünya SAvaşı'nda büyük bir yenilgiyle çıkan Osmanlı İmparatorluğu kendi yıprandığı ve sonucunda yıkıldığı gibi halkıda yıpranmıştır. bu kitapta I. dünya savaşı sonrası başlayan kurtuluş savaşı sürecinde bir köyde yaşananları ele almaktadır. I. DÜnya savaşı gazisin,in yeni hayatı için bu kasabayı kendine yurt seçmesi ve yaşamı hikaye edilmiştir.kısa sürede okunacak bir kitapdır. dili oldukça sadedir, okuaynı sıkmıyor.
osmanyumuk
25.04.2006
Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler'in "sanat şahsî ve muhteremdir" görüşünü paylaştığı ve "sanat için sanat" yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında yapıtlarında belli tarihsel dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet'in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet'in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920'lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955'ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır. Romanları arasında en önemli ve ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır.
Dr. Şerefettin Güler
Kitapkurdu
Kitabtan önce çeşitli dergilerde kitab hakkında çeşitli yorumlar okumuştum. Tabii ağırlıklı olarak menfi yönde. Bir kaçı da lehinde. Merak edip aldım , okudum ve şunu gördüm aslında hadiseye nasıl baktığınızın çok önemli olduğu ortaya çıkıyor. Bir defa kesinlikle bir hakaret var. Siz buna realizim diyebilirsiniz ama bence bu onu aşan Anadolu köylüsünün yoklukla mücadelesini çok kötü resmeden bir roman. Yazar bütün bir roman boyunca sanırım bir tek yerde aslında hakaret olsun diye yazmıyorum ama demiş ve aynı şekilde devam etmiş. Roman tekniği ve o zamanki şartları gözönünde bulunduracak olursak iyi diyebileceğimiz bir eser. Kimileri belki bu gerçekliği olduğu gibi resmetmiştir diyebilir o zaman bende dostoyevskinin kendi köylülerini nasıl resmetmiş bir de ona bakın derim
ismail_atan
16.03.2006
Yakup Kadri, Türk edebiyatının ilk romancılarından birisi. Hemen devrin öncesinde Tanzimat edebiyatında ürün veren kişilere baktığımız zaman dillerinin ne kadar ağır, yabancı terkiplerin ne kadar sık kullanıldığını görüyoruz. Fakat Yakup Kadri dilini tamamen halk deyişlerine yaklaştırarak bu eseri kaleme almış.

İkinci önemli husus ise Batılı anlamda Realist unsurların ağır bastığı bir roman olması. Eğer yanlış bilmiyorsam Halit Ziya Uşaklıgil'in "Bir Ölünün Defteri" adlı romanından sonra "Günlük" temasını işleyen ilk roman olarak karşımıza çıkıyor.

Kurtuluş savaşı yıllarını anlatması bakımından oldukça önemli bir eser. Ne kadar Türk Köylüsünü biraz aşşağılayıcı, onlara tepeden bakan bir havada yazılmış olsa da, Dönemin Türkiyesinde Türk köylüsünün de bundan çok farklı olduğu savunulamaz. Yakup Kadri gerçekten çok güçlü bir kaleme sahip. İlköğretim ve Ortaöğretim öğrencilerinin kesinlikle okuması gereken eserler....
metafizika
25.02.2006
'Muhayyilemizin derinliklerinden çıkarıp, aşkımızın ateşinde kaynata kaynata saf bir cevher haline koyduğumuz ve en mükemmel kadın örneğine göre şekil verdiğimiz putun kendi istek ve iradesiyle gidip bir gorile teslim oluşu veya çamura batışı bize iki kat elem verir.Bir yandan içimizde bir yaradanın öbür yandan en kıymetli malı elinden alınmış bir insanın yürek acısını duyarız.
sonra içimizden bir ses 'Artık imkan kalmadı.'der. Bunun anlamı o dönüp bize gelse de artık hayatımızda ona hiçbir yer vermeyeceğiz demektir. Çünkü, artık o, bizim nazarımızda, temizlenmeyecek suretle kirlenmiştir. Temizlenmeyecek ölçüde çürümüştür, kokmuştur.'(s.115)
'Ateşe atılmış bir adamın yüzüne akıtılan bir damla suyun değeri nedir? Bir gece yarısı, bir çölde yolunu şaşırıp kalmış adama, uzaktan görünen bir ışığın değeri nedir? Hasta döşeğinde müthiş sancılarla kıvrandığımız anda elimizi sıkan elin değeri nedir? Haksız yere darağacına giden bir masum indinde, son saate yetişen adalet hükmünün değeri nedir? Çarmıhtaki İsa'nın ayağı dibinde ağlayan Meryem'in gözyaşının değeri nedir? '(s.167)
Günümüzde de devam eden aydın ile halk tabakası arasındaki uçurumu gözler önüne seren, Anadolu'nun bir köyünde maddi varlığı ve manevi ufkuyla, düşünce dünyasında da yalnızlığı iliklerine kadar yaşamış, adeta yalnızlığıyla arkadaş olmuş, bir subayın derin hikayesi...
Kitabı okuduktan sonra yazara haksız yere nasıl yüklenildiğini bir kere daha gördüm.Yazar hem aydına hem de halk tabakasına haklı eleştiriler getirerek Sezar'ın hakkını Sezar'a vermiş, taşın altına herkesin elini sokması gerektiğini dile getirmiştir.
Çepni55
Kitapkurdu
06.02.2006
Kitapla ilgili farklı eleştiriler var. Bir kısım eleştirmen kitapta Türk köylüsüne hakaret edildiğini iddia ederken bir kısmı ise o dönemin gerçeklerini yansıttığını söylüyor. En iyisi kimin haklı olduğunun kararını kitabı okuduktan sonra siz verin. Tabii bu arada hiç kimsenin itiraz etmediği bir tek husus var ki; o da eserin akıcı ve kaliteli olması…