'Muhayyilemizin derinliklerinden çıkarıp, aşkımızın ateşinde kaynata kaynata saf bir cevher haline koyduğumuz ve en mükemmel kadın örneğine göre şekil verdiğimiz putun kendi istek ve iradesiyle gidip bir gorile teslim oluşu veya çamura batışı bize iki kat elem verir.Bir yandan içimizde bir yaradanın öbür yandan en kıymetli malı elinden alınmış bir insanın yürek acısını duyarız. sonra içimizden bir ses 'Artık imkan kalmadı.'der. Bunun anlamı o dönüp bize gelse de artık hayatımızda ona hiçbir yer vermeyeceğiz demektir. Çünkü, artık o, bizim nazarımızda, temizlenmeyecek suretle kirlenmiştir. Temizlenmeyecek ölçüde çürümüştür, kokmuştur.'(s.115) 'Ateşe atılmış bir adamın yüzüne akıtılan bir damla suyun değeri nedir? Bir gece yarısı, bir çölde yolunu şaşırıp kalmış adama, uzaktan görünen bir ışığın değeri nedir? Hasta döşeğinde müthiş sancılarla kıvrandığımız anda elimizi sıkan elin değeri nedir? Haksız yere darağacına giden bir masum indinde, son saate yetişen adalet hükmünün değeri nedir? Çarmıhtaki İsa'nın ayağı dibinde ağlayan Meryem'in gözyaşının değeri nedir? '(s.167) Günümüzde de devam eden aydın ile halk tabakası arasındaki uçurumu gözler önüne seren, Anadolu'nun bir köyünde maddi varlığı ve manevi ufkuyla, düşünce dünyasında da yalnızlığı iliklerine kadar yaşamış, adeta yalnızlığıyla arkadaş olmuş, bir subayın derin hikayesi... Kitabı okuduktan sonra yazara haksız yere nasıl yüklenildiğini bir kere daha gördüm.Yazar hem aydına hem de halk tabakasına haklı eleştiriler getirerek Sezar'ın hakkını Sezar'a vermiş, taşın altına herkesin elini sokması gerektiğini dile getirmiştir.
Kitapla ilgili farklı eleştiriler var. Bir kısım eleştirmen kitapta Türk köylüsüne hakaret edildiğini iddia ederken bir kısmı ise o dönemin gerçeklerini yansıttığını söylüyor. En iyisi kimin haklı olduğunun kararını kitabı okuduktan sonra siz verin. Tabii bu arada hiç kimsenin itiraz etmediği bir tek husus var ki; o da eserin akıcı ve kaliteli olması…
Yaban'ın Türk Klasikleri arasında mutlaka okunması gereken bir eser olarak görüyorum.Y.K.Karaosmanoğlu bu eserinde bence daha yalın ve anlaşılır bir dil kullanmış.Ortaokul yıllarında okuduğum bu kitabı tekrar okudum ve emin olun aynı tadı tekrar aldı.Ulu ÖNDER'in 'köylü milletin efendisidir' sözünün boşa çıkamdaığını bir kez daha görmüş olacaksınız.
Cumhuriyet yıllarında Yunanlıların yaptıkları zulümleri incelemek ve kayıt altına almak amacıyla Atatürk tarafında oluşturulan Tetkik-i Mezalim Cemiyeti bünyesinde Halide ediple beraber nadoluyu gezen Yakup Kadri, ordaki birikimlerini romana aktarmıştır. Köydeki insanlarımızın bazılarının ulusal savaşa bakış açısını da yansıtır bu kitap. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının en eönemli eserlerinden biridir.
Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan 'Tetkik-i Mezalim Cemiyeti' içerisinde bulunan Yakup Kadri'nin,yenilen ve geri çekilirken büyük kıyımlar yapan Yunan ordusunun ardında bıraktığı köylerdeki durumu gözlemlemesi sonucu aldığı notları yaklaşık on beş yıl sonra romanlaştırması ile oluşan Yaban;toplumsal gerçekçilik açısından "köy"e ve "halk"a geri dönüştür. " 'Yaban';bir ruh sıtmasının,birdenbire acı ve korkunç bir gerçekle karşı karşıya gelmiş bir şuurun,bir vicdanın çıkardığı yürek paralayıcı haykırışıdır." der Yakup Kadri. Üzerinden yetmiş küsur yıl da geçmiş de olsa,Yaban'daki gerçekler hala devam etmekte...Okuyalım ve ders çıkaralım.
"Yaban" Türk Edebiyatında aydın-köylü çatışmasını en güzel ve doğal haliyle dile getiren unutulmaz bir eser. Kurtuluş Savaşı'nda bir kolunu kaybeden ve artık savaşamayan Ahmet Celal, yanında savaşan askerlerden Mehmet Ali'nin daveti üzerine O'nun köyüne gider. Zaten üzgün olan Ahmet Celal, köye geldiğinde tam bir hayal kırıklığı ile karşılaşır. Gördükleri ve yaşadıkları O'nu şaşkına çevirir. Köylü savaşın etkisi ile fakir ve yılgın bir haldedir. Bağımsızlık mücadelesi karşısında köylü tam bir umutsuzluk örneği sergilemektedir. Anadolu'daki mücadeleye bu kadar uzak ve ilgisiz olan köylü karşısında Ahmet Celal kızgındır. Köylüye göre ise O, bir yabandır. Kimse O'na anlamaz, anlamak istemez. Aslında köylüyü bu şekilde yönlendiren ağa, muhtar ve imam üçlüsüdür. İşte Ahmet Celal'in gerçek mücadelesi de bunlarladır. Olaylar Eskişehir dolaylarında, Sakarya nehri kıyısında bir köyde geçmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde köylüye gösterilmeyen ilginin sonucu ortaya konulurken, aydın insanlara da köylünün bakış açısı dile getirilmektedir. Her yönü ile okunması gereken bir eser olarak kitaplıklarda yerini alması gerekir.
Köylünün gözünde yabandır yazar, yabancı. Yazarın gözünde köylü yabani, bir yerde vahşi. Onları anlamayı, katlanmayı bile kabullenir de nasıl onlar gibi düşünebilirim nooktasında kitlenir kalır. Yine de insaflıdır bu toprağın altında yaşayanlara karşı, suçu biraz kendinde arar yani aydınlarda, ne verdik ki ona diye sorar kendine. İnsanından kopuk istanbul aydınının karşılaşmak zorunda kaldığı taşrayla hikayesidir yaban. Dikkatle okunmaya değer.
Ortaokul yıllarımda Türkçe dersinin ödevi nedeniyle okumak zorunda kaldığım ve hayatımın ilk romanı olduğu için bende özel bir yeri olan bir eser. Hiç unutamadığım tarafı ise, kahramanımızın onca çabasına rağmen köylülerin "ne bilelim yabanın biriydi işte" demeleriydi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan Yakup Kadri'nin en bilinen eserlerinden "Yaban"ın bir başka önemi de sosyal bilimler alanındadır. "Yaban" cumhuriyetçi modernleşmeci Türk aydınının halk tabakalarına bakış açısını yansıtması anlamında önemli bir örnektir. Ayrıca toplumsal gerçekliğin de izlerini buluruz bu romanda. "Her tarafından bereket fışkıran cennet topraklar Anadolu" söyleminin aksine, (savaş sonrası dönemde özellikle tabii ki) halkın yoksulluk, sefalet, pislik içinde yaşadığını resmeder. Eskişehir'de geçen romanda köylüler entelektüelimizi dışlamakta, onda bir "yaban" gibi kaçmaktadır. Düşmanlık, aradaki soğukluk, buna karşın entelektüelin köylüleri insanlıktan çıkmış olarak görmesi, aynı zamanda dönemin Türkiye'sine tutulan bir projektördür. Tepeden inme modernleşmeci Türk entelektüellerinin halktan kopukluğunu, yabancılığını sorgulamaktadır. Yakup Kadri romanındaki karakterine zaman zaman bunu sorgulatır. Suçlunun kim olduğunu aratır. Suçlunun ise "halkın yoksulluğuna çözüm bulmayan bizzat entelektüeller" olduğunu söyler, özeleştirel bir tutum takılır. Yine de aradaki köprüler kurulamamıştır.
"Yaban" bu bakış açısının izlenmesi açısından önemli bir kitap. Bu açıdan okumaya değer.
Yazarın CHP'nin düzenlediği yarışmadan ödül alan eseri. 1. Dünya savaşı sırasında yaralanarak bir köyde yaşamak zorunda kalan bir aydın ile köylüler arasındaki yaşamdan kesinlerin sunulduğu kitapta, hala Avrupa Birliğine katılmaya çalıştığımız bugünlerde neden köylümüzün geride kaldığının , unutulduğunun cevaplarını bulabilmek mümkün. Yalnız kitaptaki uzun tasvirler okuyucuyu bazen sıkabiliyor. Türk klasikleri arasına giren; yüzbinlerce satan okunması gereken bir roman.
ilk olarak ortaokul son sınıfta dönem ödevi için okuduğum yaban'ı 20 yıl sonra yeniden okumak büyük zevkti. Tamamen unutmuş olduğum roman bir çok gerçeği yeniden hatırlattı. Aslında anadolunun geriliği yoksulluğu ve çaresizliği yine bizim insanımızın ayıbı. Yıllarca el atılmamış hali hatırı sorulmamış bir toprak parçasından ne ektik ki neyi biçmek isteriz. Avrupa Birliğine girmek üzere olan Türkiye'nin yeniden döne döne okuması gerekli bir kaynak.
yaban'ı okuyanlar bilir ki: yakup kadri bu romanında daha sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır . yaban'ı yakup kadri'nin diğer eserlerinden daha popüler kılan tek özellik de budur. yaban'a hakaret olmasın ama kiralık konak bana daha heyecan verici ve büyüleyici bir eser gibi geldi.neden derseniz kiralık konak'ın konusu oldukça hassas ve dikkat çekici.ayrıca kullanılan dil de doruk noktasında. yaban'a bakacak olursanız oldukça sade bir dil ve basit bir konu kullanılmış.uzun tasvirleri insanı sıkıyor. ( uzun tasvirler kiralık konak'ta da mevcut ama kiralık konak'ta kullanılan dil beni çok etkilediği için hiç sıkılmadım. ) yine de yaban'ı zevkle okudum diyebilirim...
Yaban, Türk kurtuluş savaşı döneminin en çarpıcı romanlarından biridir. Türk köylüsünün halini anlatan, bugünkü durumumuza nerelerden geldiğimizin en çarpıcı belgelerinden biridir. Belge diyorum, zira tarihimize ışık tutmakla bu roman en önemli görevini yerine getirmektedir. Severek, keyif alarak onun ötesinde durup durup düşünerek okuyacağınız bir roman.
Yaban, Türk edebiyatımızda köylü halkın yaşayış ve dünyaya bakışını gözlemleyen ilk romanlardan biri olması nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Yazıldığı dönemde hakkında olumlu olumsuz birçok yorumun yapıldığı bu savaş sonrası köy ve köy halkı ile, yadırgadıkları aydın misafire ait romanı zevkle okuyacaksınız...
Kitabı edebiyat açısından pek iyi bulmadım ama gerçekçilik açısından mükemmel buldum.Özellikle köylünün cahilliği ve bu cahilliğin meydana getirdiği olaylar beni çok etkiledi.<br /> Karaosmanoğlu bu kitabında kendini de ağır bir şekilde eleştirmekten çekinmemiştir.Çünkü o gençliğinde Fecr-i Ati topluluğundaydı.Fecr-i Ati sadece "sanat için sanat" anlayışını savunuyordu.Fakat daha sonra "toplum için sanat" anlayışına yöneldi.Karaosmanoğlu artık bazı gerçekleri görmüştü.Bunun sonucunda da Türk köylüsünün cahil kalmasın tek sebebini aydınlara bağladı.
Y.Kadri Karaosmanoğlu'nun "Yaban" isimli romanı Türk klasikleri içinde tartışmasız bir şekilde yerini almış bir eseridir.<br />Yazarımız Osmanlı İmparatorluğunun son dönemiyle cumhuriyetin ilk yıllarında aydın ile köylü ilişkisini son derece mükemmel işlemiş.O zamanki toplumun sosyal durumunu bize çok iyi bir şekilde yansıtmış.<br />Eserde sadece topal olan bir Türk subayının emirerinin köyünde yaşadıkları anlatılmamış,aynı zamanda roman tekniği de mükemmel olarak kullanılmıştır.<br />Klasik roman türünden hoşlananlara okuyun,tavsiye ederim,diyebilirim.<br />Ömer ÖNER
Yazarın Nur Baba'dan sonra en çok tartışılan romanıdır Yaban. Köye dönük romanların ilk örneklerinden biri olan Yaban'ı acımasızca eleştirenler, Yakup Kadri'nin o dönem köy ahalisi hakkında kendi gözlemlerine dayanarak yazdığı romanının köy insanlarını rencide ettiğini ve gerçek dışı olduğunu savunmuşlardır. Oysaki, Yakup Kadri, bu silik ve hıyanet içinde bulunan halkın cahilliğini kendine mal etmiş, bizzat kendiyle birlikte Türk aydınını sorumlu tutmuştur bu halden. Asker gazisi olan kahramanımızın anı defterinden anlatılan olaylarda dış kaynaklı propagandalara kapılıp milli mücadeleyi hiçe sayan köy ileri gelenleri bu "yaban" diye adlandırdıkları tek kollu aydını bir zebani gibi görmüşler ve uğradıkları bütün zulümlerin ve yoksullukların sorumlusu saymışlardır. Aynı zamanda aşk temasını da işleyen yazar, bu geri kalmışlığı, bu cahilliği oranın insanlarının kendi iç ve dış tasvirleriyle acımasızca anlatmıştır yazarımız. Gerçekçilik konusunda başarılı bir eserdir ve halen daha tartışılmaya açık olması nedeniyle güncel ve samimi bir nitelik taşıyor.
köylü ile kentli; aydın ile tutucu kesimi en iyi şekilde ayıran yakup kadrinin en iyi eseridir yaban.başından geçen olayları anı şeklinde anlatan yazar nev yunanilik etkisinde bu eseri yazmıştır.
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU EDEBİYATIMIZIN TEMEL ESERLERİNDEN BİRİ SAYILAN YABAN ADLI ROMANINDA OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN YIKILIŞ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞ DÖNEMİNDE MİLLİ MÜCADELENİN TÜM ÜLKEDE DEVAM ETTİĞİ BİR SIRADA TÜRK AYDINININ OLAYLARA BAKIŞ AÇISINI SERGİLEMEKTEDİR.KÖYLÜLER İLE ROMANIN KAHRAMANI AHMET CELAL ARASINDA MEYDANA GELEN ÇATIŞMALAR , KÖY YAŞAMI AKICI BİR DİLLE ANLATILMAKTADIR.BU KİTABI HERKESE ÖNERİRİM.
Yakup Kadri'nin eserleri sayılırken her zaman bir numarayı alan kitabı Yaban olmuştur. Peki bunun nedeni ne olabilir? Yazarın kendi ifadesi ile "bu eser benliğimin çok derinliklerinden adeta kendi kendine sökülüp, koparak gelmiş bir şeydir". Realist akımın etkisinde kaleme aldığı, klasikleşmiş eserinde yazarın aydın kesim ile köylüleri kıyaslaması ise sosyolojşk olarak öneme haiz bir mesele olması hasebiyle kitabın gördüğü ilgiyi katlamıştır. Aslında her kitabı ile olay olan yazar Nur Baba kitabı ile de Bektaşilerin hedefi konumuna gelmiştir. Köye sığınan savaş gazisi Ahmet Celal'in aşkı da hikayeye renk katan bir öğe olarak yerini almış. Kitap yaşanmış bir devre de tanıklık etmesi bakımından da çok değerlidir. Sonuçta savunduğu tezlere ister katılalım, istersek de katılmayalım okunması gereken bir kitap olarak Yaban her zaman edebiyat tarihimizdeki yerini koruyacaktır.