Y.Kadri Karaosmanoğlu'nun "Yaban" isimli romanı Türk klasikleri içinde tartışmasız bir şekilde yerini almış bir eseridir.<br />Yazarımız Osmanlı İmparatorluğunun son dönemiyle cumhuriyetin ilk yıllarında aydın ile köylü ilişkisini son derece mükemmel işlemiş.O zamanki toplumun sosyal durumunu bize çok iyi bir şekilde yansıtmış.<br />Eserde sadece topal olan bir Türk subayının emirerinin köyünde yaşadıkları anlatılmamış,aynı zamanda roman tekniği de mükemmel olarak kullanılmıştır.<br />Klasik roman türünden hoşlananlara okuyun,tavsiye ederim,diyebilirim.<br />Ömer ÖNER
Yazarın Nur Baba'dan sonra en çok tartışılan romanıdır Yaban. Köye dönük romanların ilk örneklerinden biri olan Yaban'ı acımasızca eleştirenler, Yakup Kadri'nin o dönem köy ahalisi hakkında kendi gözlemlerine dayanarak yazdığı romanının köy insanlarını rencide ettiğini ve gerçek dışı olduğunu savunmuşlardır. Oysaki, Yakup Kadri, bu silik ve hıyanet içinde bulunan halkın cahilliğini kendine mal etmiş, bizzat kendiyle birlikte Türk aydınını sorumlu tutmuştur bu halden. Asker gazisi olan kahramanımızın anı defterinden anlatılan olaylarda dış kaynaklı propagandalara kapılıp milli mücadeleyi hiçe sayan köy ileri gelenleri bu "yaban" diye adlandırdıkları tek kollu aydını bir zebani gibi görmüşler ve uğradıkları bütün zulümlerin ve yoksullukların sorumlusu saymışlardır. Aynı zamanda aşk temasını da işleyen yazar, bu geri kalmışlığı, bu cahilliği oranın insanlarının kendi iç ve dış tasvirleriyle acımasızca anlatmıştır yazarımız. Gerçekçilik konusunda başarılı bir eserdir ve halen daha tartışılmaya açık olması nedeniyle güncel ve samimi bir nitelik taşıyor.
köylü ile kentli; aydın ile tutucu kesimi en iyi şekilde ayıran yakup kadrinin en iyi eseridir yaban.başından geçen olayları anı şeklinde anlatan yazar nev yunanilik etkisinde bu eseri yazmıştır.
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU EDEBİYATIMIZIN TEMEL ESERLERİNDEN BİRİ SAYILAN YABAN ADLI ROMANINDA OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN YIKILIŞ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞ DÖNEMİNDE MİLLİ MÜCADELENİN TÜM ÜLKEDE DEVAM ETTİĞİ BİR SIRADA TÜRK AYDINININ OLAYLARA BAKIŞ AÇISINI SERGİLEMEKTEDİR.KÖYLÜLER İLE ROMANIN KAHRAMANI AHMET CELAL ARASINDA MEYDANA GELEN ÇATIŞMALAR , KÖY YAŞAMI AKICI BİR DİLLE ANLATILMAKTADIR.BU KİTABI HERKESE ÖNERİRİM.
Yakup Kadri'nin eserleri sayılırken her zaman bir numarayı alan kitabı Yaban olmuştur. Peki bunun nedeni ne olabilir? Yazarın kendi ifadesi ile "bu eser benliğimin çok derinliklerinden adeta kendi kendine sökülüp, koparak gelmiş bir şeydir". Realist akımın etkisinde kaleme aldığı, klasikleşmiş eserinde yazarın aydın kesim ile köylüleri kıyaslaması ise sosyolojşk olarak öneme haiz bir mesele olması hasebiyle kitabın gördüğü ilgiyi katlamıştır. Aslında her kitabı ile olay olan yazar Nur Baba kitabı ile de Bektaşilerin hedefi konumuna gelmiştir. Köye sığınan savaş gazisi Ahmet Celal'in aşkı da hikayeye renk katan bir öğe olarak yerini almış. Kitap yaşanmış bir devre de tanıklık etmesi bakımından da çok değerlidir. Sonuçta savunduğu tezlere ister katılalım, istersek de katılmayalım okunması gereken bir kitap olarak Yaban her zaman edebiyat tarihimizdeki yerini koruyacaktır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan bu eser, aydın ile köylü arasındaki uçurumu dile getiriyor. Kitapta aydın geçinen Ahmet Celal’in üç yıl süreyle köyde tanık olduğu olaylar sıralanıyor. Eserin kahramanı, köyü bir “illet ve sakatlıklar yuvası” (s.32) olarak görüyor. Romanın üzerinde durulacak nokta ise, köylü gerçekten romanda anlatılanlar gibi mi? sorusu. Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri, okumalısınız...
Bu kitapta Ahmet Celalin savaşta yaralanması ve arkadışının köyüne yerleşmesinden sonra başından geçen olayları anlatıyor.Burada aydınlarla köylüler arasındaki büyük farkları mükemmel bir anlatımla ortaya koyuyor.bu kitap şüphesiz edebiyatımızın en iyi romanlarından biridir.
Özet: Ahmet Celal otuz beş yaşındadır. Bir paşanın oğludur. Birinci Dünya Savaşı’na yedek subay olarak katılır. Kolunu kaybederek geri döner.Artık savaşamadığı için çok üzgündür. İstanbul işgal edilince, emir eri Mehmet Ali’nin köyüne gider. Şehirden her gün gazete getirterek savaşı coşku ile izler. Fırsat buldukça köylülere durumun önemini anlatır. Köylüler ağalarına bağlıdırlar. Onun yalan yanlış sözlerinin etkisiyle Ahmet Celal’i dinlemezler. Aralarına da almazlar.Onu “yaban” diye nitelendirirler. Bu duruma üzülen genç subay, bunalım geçirir. Yalnızdır. Hava almak için gezmeye çıktığı bir gün köyün güzel kızı Emine’yi görür, aşık olur. Onunla evlenmek istese de reddedilir. Çünkü köylülerin gözünde o bir “yaban” ve “çolaktır”.
Öte yandan Yunanlılar köyleri yağmalar, ateşe verir, halka işkence ederler. Bir gün Ahmet Celal’in bulunduğu köye girerler. Köylüler kaçarak dereye gizlenirler. Savaşmak istemedikleri gibi, Mustafa Kemal’i de Yunan’a saldırmakla suçlarlar.Düşman onları kolaylıkla bulur, yakalayıp köy meydanında öldürür. Ahmet Celal ile Emine de vardır aralarında. Genç subay bir ara karışıklıktan yararlanarak Emine’nin elini tutar, birlikte koşmaya başlarlar. Düşman ateş açar. İkisi de yaralanır. Zorlukla köyün mezarlığına ulaşırlar. Orada sabaha kadar beklerler. Ertesi gün yola çıkacaklardır. Fakat Emine yürüyecek halde değildir, yarası ağırdır. Ahmet Celal yazdığı bir defteri kızın eline sıkıştırır ve bilinmeyen bir geleceğe doğru yürüyüp gider.
İleti: Anadolu halkının geri kalmışlığından ve bilgisizliğinden sorumlu olan aydınlar değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim felsefesi ve insanlık anlayışıdır. Köy ve köylü ağa-imam-muhtar üçlüsünün insafına bırakılmıştır.
Yazının Akımı ve Türü
Yaban realist bir romandır. Bizi bir köye gerçekten sokmayı başarmıştır. Romanda köylüyü ruhuyla, hayat felsefesi ile canlanmış olarak buluyoruz.
Bir paşa oğlu olan Ahmet Celal,yedek subay olarak katıldığı Birinci Dünya Harbi'nde bir kolunu kaybeder.Kendisi için herşeyin bittiğini düşünürken;İstanbul işgal edilince,emireri Mehmet Ali'nin davetine uyarak,onun,Orta Anadolu'da Porsuk Çayı kıyısındaki köyüne yerleşir.Köylülerden yakın ilgi görmeyi uman Amet Celal birkez daa hayal kırıklığına uğrar.Hatta köylü ona "Yaban" adının verip,onu düşmansayarlar.Yakup Kadri'nin bu romanındaki tezi,"aydın halkı eğitemez ve kendi bilgi kültürünü onlara aktaramaz"dır.Bunu anlatırken başarılı bir dil kullanmış.
Cahil caresiz anadolu halkinin karsinda olan yakup kadri. 2. dunya savasinda kolunu kaybeder. Anadoluya kacar. Ve herkes ona YABANCI yani YABAN gozuyle bakar. Koy muhtar tarafindan maddi.. İmam tarafından manevi olarak somurulmektedir. Muhtar vali dusman askerleri ile isbirligi yapar. zavalli anadolu halki zor duruma duser. Bu arada yakup kadri emine diye bir kadina asik olur ve bununla birlikte kacmaya karar verirler. kacarken emine vurulur yarasi agirdir. Yakup onu birakarak bilinmeyen bir yone dogru gitmeye baslar !
Boyle bir romani gercekten okumanizi tavsiye ederim. Turkiyenin o zamanlardaki durumunu ve anadolu halkinin durumunu gercekten gozler onune suruyor !