Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan bu eser, aydın ile köylü arasındaki uçurumu dile getiriyor. Kitapta aydın geçinen Ahmet Celal’in üç yıl süreyle köyde tanık olduğu olaylar sıralanıyor. Eserin kahramanı, köyü bir “illet ve sakatlıklar yuvası” (s.32) olarak görüyor. Romanın üzerinde durulacak nokta ise, köylü gerçekten romanda anlatılanlar gibi mi? sorusu. Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri, okumalısınız...
Bu kitapta Ahmet Celalin savaşta yaralanması ve arkadışının köyüne yerleşmesinden sonra başından geçen olayları anlatıyor.Burada aydınlarla köylüler arasındaki büyük farkları mükemmel bir anlatımla ortaya koyuyor.bu kitap şüphesiz edebiyatımızın en iyi romanlarından biridir.
Özet: Ahmet Celal otuz beş yaşındadır. Bir paşanın oğludur. Birinci Dünya Savaşı’na yedek subay olarak katılır. Kolunu kaybederek geri döner.Artık savaşamadığı için çok üzgündür. İstanbul işgal edilince, emir eri Mehmet Ali’nin köyüne gider. Şehirden her gün gazete getirterek savaşı coşku ile izler. Fırsat buldukça köylülere durumun önemini anlatır. Köylüler ağalarına bağlıdırlar. Onun yalan yanlış sözlerinin etkisiyle Ahmet Celal’i dinlemezler. Aralarına da almazlar.Onu “yaban” diye nitelendirirler. Bu duruma üzülen genç subay, bunalım geçirir. Yalnızdır. Hava almak için gezmeye çıktığı bir gün köyün güzel kızı Emine’yi görür, aşık olur. Onunla evlenmek istese de reddedilir. Çünkü köylülerin gözünde o bir “yaban” ve “çolaktır”.
Öte yandan Yunanlılar köyleri yağmalar, ateşe verir, halka işkence ederler. Bir gün Ahmet Celal’in bulunduğu köye girerler. Köylüler kaçarak dereye gizlenirler. Savaşmak istemedikleri gibi, Mustafa Kemal’i de Yunan’a saldırmakla suçlarlar.Düşman onları kolaylıkla bulur, yakalayıp köy meydanında öldürür. Ahmet Celal ile Emine de vardır aralarında. Genç subay bir ara karışıklıktan yararlanarak Emine’nin elini tutar, birlikte koşmaya başlarlar. Düşman ateş açar. İkisi de yaralanır. Zorlukla köyün mezarlığına ulaşırlar. Orada sabaha kadar beklerler. Ertesi gün yola çıkacaklardır. Fakat Emine yürüyecek halde değildir, yarası ağırdır. Ahmet Celal yazdığı bir defteri kızın eline sıkıştırır ve bilinmeyen bir geleceğe doğru yürüyüp gider.
İleti: Anadolu halkının geri kalmışlığından ve bilgisizliğinden sorumlu olan aydınlar değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim felsefesi ve insanlık anlayışıdır. Köy ve köylü ağa-imam-muhtar üçlüsünün insafına bırakılmıştır.
Yazının Akımı ve Türü
Yaban realist bir romandır. Bizi bir köye gerçekten sokmayı başarmıştır. Romanda köylüyü ruhuyla, hayat felsefesi ile canlanmış olarak buluyoruz.
Bir paşa oğlu olan Ahmet Celal,yedek subay olarak katıldığı Birinci Dünya Harbi'nde bir kolunu kaybeder.Kendisi için herşeyin bittiğini düşünürken;İstanbul işgal edilince,emireri Mehmet Ali'nin davetine uyarak,onun,Orta Anadolu'da Porsuk Çayı kıyısındaki köyüne yerleşir.Köylülerden yakın ilgi görmeyi uman Amet Celal birkez daa hayal kırıklığına uğrar.Hatta köylü ona "Yaban" adının verip,onu düşmansayarlar.Yakup Kadri'nin bu romanındaki tezi,"aydın halkı eğitemez ve kendi bilgi kültürünü onlara aktaramaz"dır.Bunu anlatırken başarılı bir dil kullanmış.
Cahil caresiz anadolu halkinin karsinda olan yakup kadri. 2. dunya savasinda kolunu kaybeder. Anadoluya kacar. Ve herkes ona YABANCI yani YABAN gozuyle bakar. Koy muhtar tarafindan maddi.. İmam tarafından manevi olarak somurulmektedir. Muhtar vali dusman askerleri ile isbirligi yapar. zavalli anadolu halki zor duruma duser. Bu arada yakup kadri emine diye bir kadina asik olur ve bununla birlikte kacmaya karar verirler. kacarken emine vurulur yarasi agirdir. Yakup onu birakarak bilinmeyen bir yone dogru gitmeye baslar !
Boyle bir romani gercekten okumanizi tavsiye ederim. Turkiyenin o zamanlardaki durumunu ve anadolu halkinin durumunu gercekten gozler onune suruyor !