Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk romanı... okurken yaşadığım,hissettiğim.. defalarca okumak istediğim,içime işleyen yazara büyük hayranlık duymamı sağlayan roman..<br />kesinlikle edebiyat severlerin kütüphanesinde baş köşede yer almalı..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Genelde bu tür kitaplar Rus yazarlar tarafından daha çok kaleme alınır diye düşünürdüm. Ama Sabahattin Ali bu düşüncelerimi yıktı. Kahramanımızın iç dünyasına yolculuk yaparken rus romanlarındaki gibi canınız hiç sıkılmıyor. Cümleler hiç de uzun ve bunaltıcı değil. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda bir çok düşünce kalıyor. Sonra kitabın kalınlığına bakıyorsunuz bir de aklınızda kalanlara!!! Ve hayretler içinde kalıyorsunuz. Yazarın bu kadar ince bir kitapla sizin aklınızda nasıl bu kadar çok fikir bıraktığına bir türlü inanamıyorsunuz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsani ilişkilerin iyi tahlil edildiği, içte kalan söylenememiş davranışların ifade ediş becerisi harika müthiş bir roman. Okurken romanın kahramanına kaptırıp "sonu daha farklı olabilirdi, olmalıydı" diye burukluk yaşatan farklı bir eser. Kesinlikle okunması gerekiyor.
Sabahattin Ali’nin okuduğum ilk romanı kürk mantolu madonna.O kadar etkilendim ki bittiğinde çok büyük bir üzüntü duydum böyle bir eseri daha önce nasıl okumadım diye.kesinlikle tekrar tekrar okunabilecek harika bir kitap.hüzünlü bir aşk hikayesinin bütün hissiyatını kalbinize nakış nakış işliyor adeta.
Çok fazla roman ve öykü okuyan birisi değilim, genelde fikri kitaplar okumaktan zaman ayıramıyorum. Yerli ve yabancı klasikleri de okumadım. Okuduğum Türk romancıları içinde hatta yabancıları da katabiliriz, en iyisi şimdiye kadar Sabahattin Ali. Albert Camus'nün Yabancı romanını okuduğumda beklentimin aksine normal geldi. İnsanın hayata, toplumsal'ın oluşturduğu kurmaca yapılara yabancılığı, bence Sabahattin Ali'nin bu romanında daha da iyi ve bize yakınca anlatılıyor. Bana kalsa Sabahattin Ali'nin sırf bu romanına Nobel verilmeli... Peyami Safa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nda duyduğum ağır etkiler Ali'nin romanlarında tarif edilemeyecek şekildedir, edebiyatçı olmadığım ve edebiyattan anlamama rağmen, Sabahattin Ali insanın ruhunu sımsıkı sarmalayarak, gönlünde sönükleşen közleri korlayarak sizi insanlığınıza doğru iğne ile arkadan iter gibi sürüklüyor. Bu toprakların tüm gençliği Sabahattin Ali'yi, devlet tarafından haince katledilişini ve sebeplerini bilmeli, romanlarını okumalıdır. Allah rahmet eylesin. Son söylemek istediğim ise, yazarın dilinin 1942'de (yanlış olabilir) romanı yazmasına rağmen oldukça akıcı, sade ve net olduğudur. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü 1961-62 de yazılmasına rağmen oldukça ağır kalacaktır benim yaşıtlarım için bile(86 doğlumluyum). Zaten kitap okumayan gençlik, en ilerigerizekâlıca işlerden birisi ile öztürkçeleştirme denilen saçma sapan dil soykırımının saldırısına uğramış romanlardan birisi olan bu romanı okumak istemeyeceklerdir, doğaldır, anlayamayacaklar, Osmanlıca bir lügat şart. Sabahattin Ali sade ve seçici üslubu ile bu açıdan oldukça büyük bir hazinedir. Tavsiye ediyorum, tüm eserlerini.
muhteşem bir kitap, hani kötü bir ambalajda bir hediye gelir de, ummazsınız ama içinden tam da sizin istediğiniz çok güzel bir şey çıkar hayal ettiğinizden de öte bu kitap da öyle birşey.....
İşte sabahattin ali..gerçekten söylendiği gibiymiş,akıcı dili yalın cümlelerinin ardında yoğun anlamlar varmış..okuduğum ilk sabahattin ali kitabıydı..her insanin kürk mantolu madonna'dan alacağı çok şey olduğuna inanıyorum..güzel-ve günümüz tüketim toplumunda artık inanılmaz gelen- bir aşk hikayesi çerçevesinde toplumdan kopmuş kendi dünyasını yaratan bir adamın hikayesi bu..ele güne tavsiye olunur..
İnsanların kendi içine dönüp, kendini değerlendirebileceği ve hayattan ders çıkarabileceği bir kitap. Yine Sabahattin Ali romanı, yine okunmalı. Raif Efendi'nin hayatı, insanların hayatını dolu dolu yaşaması gerektiği mesajı vermektedir. Severek ve bir diğer sayfayı okumanın isteğini veren bir kitap. Herkese tavsiye ederim...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
hüzünlü,kırık dökük, sanki sizden biri... bu kadar yalın, içten ve gerçekçi bir anlatım okunmazsa yazık olur....<br />türk edebiyatının duayenlerinden sabahattin ali'nin en ölümsüz eserlerinden biri,annem sayesinde varlığından haberdar olduğum, en az bir kaç kişiye hediye ettiğim bir roman...<br />
Bir resim sergisinde gördüğü tabloya hayran olan kahramanımız hergün sürekli bu tabloya bakmaktadır. hergün gelip bakarken bir bayan ona soru sorar, fakat ona dikkat etmez. Gözü tablodadır. Derken soru soran bayana birgün baktığında tablodaki bayan olduğunu görür ve o bayanın peşinden bir aşka sürüklenir.Okunacak bir kitap.
nazım hikmet bu kitap hakkında ikinci kısım gereksiz der. ben ikinci kısım kitabın kahramanı hanım olmasa gereksiz diyorum. ilk baştaki, evdeki gereksiz insan konumuna inmiş, hayatından şikayetsiz raif efendi hikâyesinden çok daha iç yakıcı bir roman çıkacakmış gibi görünüyor. sonradan bir aşk hikâyesine çevrilmise, benim gibi vaktinde çok roman okumuş, her sözün sonunda aşka dönmesinden bıkmışlar için hayal kırıklığı oluyor. öte yandan çok temiz ve güzel bir aşk hikâyesidir evet bu.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
tek kelimeyle muhteşem bir kitap...sanki kitabın ana karakteri sizsiniz ve tüm o duyguları, pişmanlıkları, acıları, kırgınlıkları, aşkı siz yaşıyorsunuz. o gün o resim sergisinde o portrenin önünde duran sizsiniz, o büyülenmişlik sizin tüm benliğinizi sarıyor sanki... mutlaka okunmalı ve kütüphanenizde özel kitaplar arasına girmeli.
Tutunamayanlar'ın nasıl yazılabileceğini bu kitabı okuyunca daha iyi anlıyoruz. Aynı sayıklamalar, aynı iç çekiş ve melankoli. Tutunamayanlar'ın atasıdır bu eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sabahattin aliyi tanıdığım kitap,elime aldığımla bitirmem bir oldu..sürükleyici ve etkileyici bir konuyu başarılı bir dille anlatmış..kesinlikle okumalısınız..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kendinizi ana karakter gibi hissedip ,hissetiği tüm duyguları sanki kendiniz yaşıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Karakterin kendisine kızdığı noktalarda sizinde kendinize kızdığınız fark ediyorsunuz. Mutlu olduğu yerlerde mutlu oluyorsunuz. Bir romanın betimlemeleri ancak bu kadar okuru alır ver romanın içinde hissetirir. Tebrik ediyorum...