1287Yorum
murtega
16.03.2007
Yusuf Atılgan'ın hayatın karmaşasını bıtkınlığını ve çekilmez oluşunu en güzel bir biçimde anlattığı müthiş bir kitap. C karakteri ile okuyucunun kafasında soru işaretlerine neden olan ve bu karakterin yaşamdaki evrelerine inceleyen alışılmışın dışında psikolojik türk başyapıtıdır. Yusuf Atılganın bu konuda ustalamış bir yazım yeteneği ile okuyucuyu düşündüren güzel bir eserdir
yarenimx
Kitapkurdu
28.02.2007
hakkettiği değeri görememiş bir yazar yusuf atılgan..En çok etkilendiğim kitaplardan birisi..kitabın kahramanı C.kendisine ne iş yapıyorsun diye soranlara 'aylağım ben' diyebilecek kadar aylak,baskılara ve sıkıntıya dayanamayan biri...ama bu aylaklığını yalnızca aşk konusunda göremiyoruz kahramanımızın..çok güzel bir kitap.Hepimizin istediği,arzuladığı bir hayatı yaşıyor kahraman..sorumluluk yok,sorun yok...tavsiye ediyorum..
wakinyan
27.01.2007
herkesin kendisini topluma yabancı hissettiği anlar vardır mutlaka.ve çoğu zaman çoğu insan dayanamaz bu farklı olma duygusuna,kaldıramaz duyguları düşünceleri,tavırlarıyla herkesten farklı olmayı.ve işte o zaman benzer olmak için,farklı olmanın zorluğuna göğüs gerecek cesareti ve gücü olmadığından herkes gibileşir.herkes gibi bir hayata başlar koşuşturma içinde geçen ve çok büyük şeylerin bile farkına varamayacağı.herkesin yaptığına inat içinden geleni yapanlar,sistemin gerektirdiğini değil vicdanının gerektirdiğini yapanlar,işte c.'nin hayatı sizin hayatınız.ve bütün herkes gibi davranmak istemeyen ama farklı olmaya cesaret edemeyenler işte size bir fırsat,hayatın gerçeklerini okuyacağınız bu kitapta göreceksiniz,hayattaki tek gerçek sizsiniz...
onur42
15.12.2006
inançlı bir terapistin hastalrına yaklaışmlarının nasıl olduğunu fark etmek isteyenlere özellikle tavsiye ediyorum. batını klasik maddeci mantığının dışında da yaklaşımlşarının olabilriliğini göstermesi açısındanda başarılı bir eser olarak görmekteyim mustafa beyide tebirk ederim. böyle bir eseri kazandırdığı için. Ben kendi adıma sıkılmıştım batılı materyalis görüşlerden.
SelenEskibina
12.04.2006
Aylak Adam, aslında herkesin içinde varolan; ama kimsenin dışarı çıkaramadığı bir kişiliğin romanıdır. Aylaklık, isteyip de yapamadığımız, toplumsal düzenin izin vermediği bir davranış biçimidir çünkü. Okurken bazı yerlerinde özendiğim, bazı yerlerinde ise küçümsediğim davranışlarıyla bizim yapamadığımızı yapan, düzene inat sonsuz özgürlüğüne sahip çıkan bir ‘Aylak Adam’ ile karşı karşıyayız. Romandaki Aylak Adam’a o kadar alışıyorsunuz ki hikayenin yarısından sonra onun yapabileceği davranışları kestirebilir hale geliyorsunuz. İşte böyle bir ‘Sevimli Aylak Adam’ romandaki. Aylaklık ve aylaklıkla dolu bir yaşam adına okuyabileceğimiz gerçeklerle dolu bu romandaki akıcı anlatımdan kaynaklanıyor olabilir bu aylaklığa alışmamızın nedeni. Sıkıcı bir iş olarak görülen ‘aylaklık’, sıkıcı olmadığı kanıtlanırcasına güzel anlatılmış ve bu nedenle insan bazı anlarda aylaklığa özeniyor bile.
Aynur Kolbay
22.07.2003
her zaman itiraz edebileceği şeyler bulabilen,hayatı çok da fazla ciddiye almayan ama buna rağmen bu hayatı ciddiye almasını sağlayacak kadını bulmak uğruna da her şeyi göze almış biri aylak adam...rastlantıların,en ufak fikir değişikliklerinin yaşamımız üzerindeki büyük etkilerini büyük bir ustalıkla ve inanılmaz bir dille anlatan,bir solukta,keyifle okunabilecek bir kitap...
Ilhan Azak
02.01.2002
Aylak Adam Olabilmek ve Sosyal Hayatımızdaki İzdüşümleri

"Aylak Adam" lık günümüzde zor bir zenaattir. Vahşileşen, abaran, bozulan sosyal hayat, "erdemli insanlar" için güç bir zemin yaratmakta; aylak adamların, oblomovların yaşamını güçleştirmektedir. Eski hareket günlerinin samimiliğine, hürriyet, özgürlük, umut gibi kavramlara inanmayanlar için "aylak adamlık" kavramını anlamak imkansız denecek kadar zordur.
Aylak Adam; ilkokul öğretmeni bir annenin ve T.C.D.D de baş mühendis olarak çalışan bir cumhuriyet ailesinin tek oğlu olarak 1933 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Diğerlerinden farklı ve hızlı gelişen duyarlılığına; ilk kez ailesiyle gittiği "pasta salonlarında", "aile düğünlerinde", "sinema salonlarında", "lunaparklarda" kavuşmuştur. Kağıttan tavşan ve tren yapılan bir çocukluk; bilye ve misketlerle zenginleşmiş, kukalı saklambaç ile olgunluğa erişmiş, açık hava sinemalarında, tozlu arsalardaki futbol maçlarında ve Salacak iskelesinde iyice yerine oturmuştur. Bayram günlerinde "mendil" adetiyle kavrulan bu çocuk, babasından 2 kez, annesinden de komşunun çamaşırlarını kirletti diye sadece 1 kez tokat yemiş; yani dayakla pek haşır neşir olmamıştır. Bu onun; nefsi kırılmadan "birey" olabilmesi yolculuğunda önemli bir yapı taşıdır. Siyah beyaz Türk filmlerinin saflığını, küf kokan sinemaları, jartiyerleri, mücadeleyi, sigarayı, avareliği kutsal sayan insanların arasında büyümüş olmak ve arnavut kaldırımlı sokaklarda ilk bezden topunu yapmak "kahramanımızda" kalıcı olan bir "gönül" kavramını yaratmış ve muhtelif sosyal gelişmeler onu "aylak adam"lığa sevketmiştir.
İlk gençlik yılları "mahalle" diye adlandırdığımız o sihirli mekanda geçmiştir. "İlk genelev denemesi" o kuşağın önemli bir trajedisi ve zorunluluğudur. Arkadaşlara uyulup gidilen, sonraları sosyal bir alışkanlık olan ilk soft-porno Türk filmlerinin aşırı "duyarlılığı" onu derinden etkilemiştir.
Aylak(*) adam müsveddesinin insancıl tavırları, hayvan ve hatta insan sevgisi öyle gelişmiştir ki, işbu müsvedde Aylak adam, toplumla manen birleşemez ve farklılaşma-bütünleşme ikileminde farklılaşmaya meyleder. Bütünleşememenin kaçınılmaz, dayanılmaz ve kalıcı psikolojik etkileri, onu zaman zaman nevrasteniye, depresyona, ilerledikçe de manik-depresifliğe ve şizofreniye vardırır.
Zorunlu olarak kendini incelemeye başlar. Kendini inceledikçe tutunamaması ve aylaklığı artar. Çünkü şizofrenisini incelemesini bitirememekte, aritmetiği iyi olmasına rağmen kişiliğinin kaça bölük bir biçimde aylaklanmışlığını(*) sayamamaktadır.
8 yaş küçük olan erkek kardeşi Tutunamayan ise daha da alem bir çocuktur ve ayrı bir sempozyumun konusudur.
----------------------------------------------------------------------------------------------
(*) Aylak: Çok Özel İsim. Avarenin anlamlı ve sorumluluğunun bilincinde olarak yaşayanı.
(**) aylaklanmışlık: Sıfat türetilmiş fiil. Yeni Türkçe'den dilimize girmiştir. Aylak olarak yaşamak anlamında kullanılır.