HARUN BEKİR ARKADAŞIMA KATILIYORUM GERÇEKTEN DE NASIL OLUYOR DA BİR ERKEK BU KADAR GÜZEL VE İÇTEN BİR ŞEKİLDE BİR KADININ RUHUNU ANLAYIP YAZABİLİYOR.HERHALDE MÜKEMMEL BİR SANATÇI OLMAK GEREKİR. ÇALIKUŞUNU 8 DEFA OKUDUM GEÇEN GÜN ALLAH IM HER OKUYUŞUMDA DEĞİŞİK TATLAR ALIYORUM BU ROMANDAN. BENCE HERKES 20 YAŞINDAN SONRA OKUMALI BU ROMANI BEN SIRF FERİDENİN YAŞADIKLARINI YAŞAMAK İÇİN BİR ÜCRA KÖYDE GEÇİCİ ÖĞRETMENLEK YAPTIM VE BENCE ÇALIKUŞU GERÇEKTEN YAŞADIII....
Batı dünyasından gelen kitaplarla geçen zamanlarda aslında kendi özümüze ve özden çıkan eserlere hiç değer verdiğimiz görülmekte. Çalıkuşunu bilmeyen olmamasına rağmen kitabını okumaya zaman ayıran ve ayırmayı düşünen okuyucu kitlesi acaba tüm okuyucuların ne kadarını temsil etmektedir. Sıkıntılı bir anımda değişiklik olsun diye başladığım bu eser ortaokulda karşımıza çıkan ezberci zihniyetin yapıtlarından çok farklıydı. Çok şey öğrendim demeyeceğim, kitapla birlikte çok şey yaşadım. Dili, tasvir gücü, olaylara geçişteki netliği ve insanın aklına takılan bölüm sonu cümleleri. Feride’nin günlüğü insana çok şey gösteriyor.
ANADOLUDA BİR O YANA BİR BU YANA SAVRULAN FERİDE'NİN,BAŞINDAN GEÇENLERİ BİR BİR NOT ETTİĞİ HATIRA DEFTERİNİ ELE ALAN 'ÇALIKUŞU' REŞAT NURİ GÜNTEKİN'İN İLK VE EN ÜNLÜ ROMANIDIR. REŞAT NURİ GÜNTEKİN'İN KADIN PSİKOLOJİSİNİ NE KADAR DERİNDEN KAVRADIĞI BU KİTAPTA ANLAŞILIYOR.ŞAYET BU ROMANI ,YAZARINI ÖĞRENMEDEN OKUSAYDIM,YAZARININ KADIN OLDUĞUNA BAHSE GİRERDİM. KİTABI OKURKEN TEK BİR SORUN YAŞADIM.O DA:KİTAPTA GÜNÜMÜZDE PEK AZ KULLANILAN ESKİ KELİMELERİN YOĞUN OLARAK KARŞIMA ÇIKMASI İDİ;FAKAT KİTABIN SON BASKISI BU SORUNU ORTADAN KALDIRMAK İÇİN OKURLARA KÜÇÜK BİR SÖZLÜK SUNMUŞ.BU SAYEDE 'ÇALIKUŞU'NUN DAHA GENİŞ BİR OKUYUCU KİTLESİNE SAHİP OLACAĞINI UMARIM.
Türk Klasikleri denilince akla ilk olarak gelen "Çalıkuşu"...Günümüzde bile okunmaya değer."Çalıkuşu" sıradan bir aşk romanı değildir.Kaldı ki burada Feride tiplemesi usta yazar tarafından mükemmel bir şekilde çizilmiştir.Feride,İstanbul dışında da kendi varlığını kabul ettirmiştir.Hem de Anadolu gerçeklerine yabancı olmasına rağmen.Anadolu insanıyla uyum sağlamasını bilmiştir.Tabii ki bunda Reşat Nuri'nin payı çok büyüktür.Reşat Nuri,asla kendi kabuğuna çekilerek Anadolu'yu anlatmamıştır.Anadolu'da öğretmenlik yaptığı dönemlerde Türk insanını hafızasına adeta bir bilgisayar gibi yüklemiştir. Evet,roman bizi peşinden sürüklüyor.Biz de Ferideyle birlikte bütün olayları yaşıyoruz.O bizim içimize iyice yerleşiyor. Hele hele İstanbul'un en sosyetik çevrelerinde yetişip de Anadolu gerçeğini sadece basından bilen genç kızlarımıza tavsiyem:"ÇALIKUŞU"NU okumadıysalar,hemen okusunlar.Onların Çalıkuşundan(Feride'den)öğrenecekleri çok şeyler var. ÖMER ÖNER
DAME DE SİON'LU HEYECANLI VE AZİMLİ BİR KÜÇÜK TÜRK KIZ,SAVAŞ YILLARI ,ATEŞ ,KAN YOKLUK SEFALET VE AŞK.VARLIKTAN VE RAHAT BİR YAŞAMDAN YOKLUĞU KEŞMEKEŞLİĞİ TERCİH VE HERŞEYE BAŞ KALDIRIP YÜREYİNİN SESİNİ DİNLEYEN VE KAÇIP GİDEN GURURLU GENÇ KIZ.BU GÜNLERDE EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ BÖYLE ÇETİN ÜLKE ŞARTLARIYLA MÜCADELE EDERKEN ŞİMDİKİ NESİL ANADOLUYU SÜRGÜN GİBİ GÖRÜYOR.KENDİNCE GİRDİĞİ ONUR SAVAŞINDAN BAŞI DİMDİK ÇIKAN FERİDE ÖRNEK TÜRK KIZI ÖRNEK ATATÜRK EĞİTİMCİSİ.ELBETTE BÜTÜN TÜRKİYE OKUDU AMA BİR DAHA OKUNURSA HİÇ BİRŞEY KAYBEDİLMEZ BEN SAYISINI UNUTTUM.
kitap gerçek bir anadolu öyküsü. artık anadolu kızı sayılabilecek bir öğretmenin mücadelesini anlatıyor. idealist bir genç kızın öyküsünü izliyoruz. reşat nurinin her zamanki akıcı anlatımı bu kitapta da var. bence sadece popüler olduğundan okunmamalı. defalarca okunduğunda ne kadar büyük bir eser olduğu anlaşılacaktır çünkü her okuyuşta farklı şeyler öğreniliyor kitaptan
Reşat Nuri'nin eserlerini sanat anlayışı olarak ikiye ayırabiliriz.Bireylerin duyguları ile ilgili olup,toplumsal sorunlara değinmeden yazdıkları,bir de toplumu yakından ilgilendiren olayları ön plana aldıkları(Yaprak Dökümü,Yeşil Gece).Çalıkuşu da R.N'nin Dudaktan Kalbe veya Akşam Güneşi gibi duyguların üzerinde durduğu romanlarından biri. Çalıkuşu romanında ;kaybettiği sevginin yerini doldurmak için hayatını Anadolu insanlarına (öğrencilerine)adayan idealist bir öğretmen anlatılmaktadır. Ayrıca R.N. ilk defa Çalıkuşu romanıyla Anadoluyu okuyucularına tanıtmıştır.Bunda da yeterince başarılı olmuştur.
Reşat Nuri Güntekin bu romanında diğer romanlarında olduğu gibi inandığı düşünceleri edebiyat yoluyla okuyucuya aktarmak istemiş. Romandaki Feride karakteri, aydın bir öğretmen karakteridir. Reşat Nuri adeta aydın bir öğretmenin tarifini Feride tiplemesinde vermiştir. Anadolu'yu çok iyi bilen yazarın mekan tasvirleri de övgüye değer niteliktedir. Okunması gereken bir eser olduğu kanaatindeyim fakat bu kitabı defalarca okuyanları anlayamıyorum.
Hayatımda okuduğum en güzel kitaptı.Beni çok etkiledi.Filmi vardı, konusu aşağı yukarı herkes tarafından biliniyordu vs. ama önemli olan kendini o dünyada hissedebilmektir.Hiçbir film bunu hissettiremez o yüzden kitabı filmini izledim ne gerek var diye okumayanları şiddetle kınıyorum.Reşat Nuri Güntekin hafife alınacak bir yazar, eseride asla küçümsenecek bir kitap değildir.Herkesin mutlaka bir kere okuması gerektiğine inanıyorum.Muhteşem bir eser...
Çalıkuşu çocukluğumdan beri sayısız kez okuduğum, her seferinde de daha çok beğendiğim bir eserdir. yazar mesleği gereği Anadolu'yu ve buranın insanını iyi tanıyor. Anadolu'da yaşamın zorluklarını, eğitimin problemlerini çok güzel gözlemlemiş ve çok hoş ele almıştır. <br />Ancak romanın eğitici olmaktan ziyade eğlendirici olduğunu düşünüyorum. Feride'nin ruh halleri, duyguları, davranışları herkesin kendisinden bir parça bulabileceği, sıcacık sözlerle anlatılmış. Zannımca okumakla arası olmayan çocuklara muhakkak tavsiye edilmeli...
Çalıkuşu,günümüzde çoğu kişi tarafından önyargı ile karşılanan ve değerli bir eser olmasına rağmen ikinci plana atılan bir kitap.Reşat Nuri Güntekin'in dili birçok okuyucuya ağır geliyor fakat bu kitap en sade dille yazdığı eserdir.Konu olarak çok orjinal değil,mekanlar da fazla ön planda değil ama karakterler çok iyi işlenmiş ve Güntekin bütün yeteneğini kullanmış.Güntekin bu dönemde anlaşılmıyor fakat biz gençler de bu klasiklere ilgi göstermezsek Türk edebiyatı yok olur.
Türk edebiyatının en önemli yazarlarındandır Reşat Nuri Güntekin ve bu kitabında da bunu birkez daha kanıtlamıştır. Bu sefer kaybeden Ali Rıza Bey, Ayşe yok onun yerine dönemine göre büyük işler başaran Kamuran vardır.
Çalıkuşu türk edebiyat tarihinin en önemli kitaplarından biridir. Büyük bir aşk hikayesi anlatılmaktadır. Kamran ile Feride'nin. Olaylar Feride'nin düğünden bir gün önce Anadolu'ya kaçmasıyla başlar. Feride Anadolu'da hayatın gerçek yüzüyle karşılaşır ama geri dönmeyi gururuna yediremez. Çeşitli yerlerde çeşitli şekilde çalışır ve yaşar. Bir gün ona iyi davranan bir doktorla karşılaşır. Bir müddet onunla yaşar. Doktor birkaç yıl sonra hastalanır ve ölür. Feride'ye de vasiyet olarak geri dönmesini söyler. Gerisini siz okuyarak öğrenmek zorundasınız. Herkese tavsiye ederim.
Yakup Kadri'nin yaptığı da bu iki şehri 1920-1923 arası İstanbul'unda canlandırmak. Kitabın 1927-1928 arasında yazılmış olması da önemli; ayrıntıların canlılığını bu pek geçmemiş zamanın izlenimleri sağlıyor.
Evet, mütareke yılları. İngilizler, Fransızlar, Ruslar memlekete doluşmuş. İki üç ABD'li de var. Bunlar yabancı arkadaşlar. Türklerde Sami Bey var, kızı Leylâ var, Leylâ'nın nişanlısı Necdet var. Necdet Almanya'da okumuş bir genç. İşgalcilere nefretle yaklaşıyor. Yaklaşmıyor hatta. İşte balolardır, çay partileridir, içkili ortamlardır derken böyle bir eğlence düşkünü meclis ortaya çıkıyor. Hani savaş ortamının içinde aşk hikâyesi de olsun tipinde bir roman. Bu gönül işleri boyutunun bence tek işlevi, ecnebi askerlerin ve bazı Türklerin ne kadar ahlaksız olduğunu falan göstermek. O kadar. Ülke uçuruma sürüklenirken ortalığı boş bulanlar... Ya Yakup Kadri'nin bu tip olayı sıkıntılı. Karakter değil, tip yaratıyor.
Yakup Kadri'nin ta kendisini, Necdet'in okuduğu bir kitaptan etkilenip şekillendirdiği düşüncelerinde de buluyoruz bir noktada: "Bu tamamıyla hicivci bir duygulanma değildir. Hicivci gülen, kızan veyahut hatalarımızı, kusurlarımızı acı bir dille yüzümüze vuran adam demektir. Lakin ben, bu manzara karşısında sadece iğreniyorum ve bir leş önünde burnumu tıkayıp gözlerimi kapayarak kendimden geçmek istiyorum ve bu toplulukta hâkim olan tesir de asıl budur."
Yazar bölmemiş ama romanın iki farklı bölümden oluştuğu söylenebilir. Birincisi; bu bahsettiğim leş İstanbul. İkincisinde Türk ordusunun İzmir'e doğru ilerlemeye başlamasıyla ortadan kaybolan veya Türk dostu kesilen insanların hayatları var. Böyle. Güzel tabii, klasik.