Afganistan’da 1970’li yıllarda SSCB işgali ve sonrasında Taliban tarafından yürütülen baskı dolu rejimin ISAF komutası devir alınana kadar bölge halkının yaşamları üzerinde yarattığı zorluklar ve gösterilmesi gereken insanüstü çaba çok etkileyici bir dil ile kaleme alınmış. İnsanların sevdiklerini kaybetmeleri bir yana çocuğunu kabullenemeyen bir babanın yıllar süren vicdan azabı, kısa süreliğine yanından ayrılan kızının sıla hasretine dayanamayıp hayatına son veren bir annenin dramı, çocuğun annesiz kalması üzerine kendisinden 25 yaş büyük bir adamla evlenmesini uygun gören zihniyeti, küçük yaşta aile sorumluluğunu alan kız çocuklarının dramı, çocukluğunu yaşamadan yetişkin olmak zorunda kalan çocukları, yaşam ile ölüm arasındaki ince çizginin varlığı, Taliban yönetiminin kadının değersizleştirilmesine yönelik yürüttüğü yaptırımları ve bunların hepsinin üzerinde hiçbir zaman umudunu yitirmeyecek bir avuç insanın yaşam macerası etkileyici ve hüzünlü bir şekilde ele alınmış. Kuma gelin ilişkisi abla kardeş ya da anne çocuk ilişkisine nasıl dönüşür ve rakip olarak birbirini gören insanlar nasıl olur da yaşamlarını hiçe sayarak birbiri için fedakarlık yapabilir soruları bu romanda gizli. Alışılmış yaşamın dışında halinden şükretmeyi ve sadece nefes almayı bile bir şans, lütuf saymayı unutmuş insanların ayaklarını yere bastıracak bir yayın.