Bireylerin ya da onlarla bir şekilde irtibatta bulunmuş olan sonraki nesillerin o yıllara ait anılarına ya da aktarımlarına dayalı anlatımları aracılığıyla hem okurlar birebir hadiseleri zihinlerinde canlandırma imkanını bulurken hem de o yıllara ait bir arşiv meydana getirilmiş olmakta.
Ezanın Türkçeleştirilmesi dönemi ile ilgili tarihsel bir bölümden sonra, bu dönemi yaşamış insanların ya da yakınlarının yaşadıklarının anlatıldığı kitap, yakın tarih meraklıları için önemli bir kaynak.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar kitapta: Menderes döneminde yaşayan insanların anılarını derlemiştir. Ezanın türke okunduğu dönemde nelerin olduğunu, insanların ne gibi tepkiler verdiğini, daha sonra ezanın eski haline döndüğünde insanların nasıl sevindiği gibi konulara değinmiştir. <br />Hatta ezan eski haline yani arapça ezan şeklinde okunmaya başlandığında insanların nasıl sevindiğini o dönemin tanıklarından okudukça o döneme ilişkin bilgiler edineceksiniz.<br /><br />Hülasa: Kitap menderes döneminine ilişkin ezan ile ilgili hususları anlatıyor ve bunu da tanık anlatımları ile destekliyor. <br /><br />
Malesef dedelerimiz bu dönemleri yaşadı.<br />Bizim de bu dönemleri yaşamamamız için önce okuyup mustafa armağan'ın tarafsız kaleminden okuyup öğrenmemiz gerekiyor.<br />Çünkü bu tarzda yazılan kitaplar her zaman için yanlı veya üstü örtülmüştür.<br />Artık gerçekleri okumalıyız.
49 yıl dönümü olan 17 eylül 2010 da okumak nasip oldu. idama gidiş sebeplerinden biri de türkçe ezan. 2. sini yapamadan idam edildi. o da ayasofyayı cami yapmaktı...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta daha çok okurların gönderdiği hatıralardan oluşuyor. Güzel bir kitap ve yakın tarihimize ışık tutan bir eser mutlaka okunması gereken bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
mustafa armağan abimizi tebrik ediyorum. örtülenmiş bir tarihi canlı tanıklarla açmak ve bu konuda böylesi başarılı bir eser sunmak her yazarın kalemi değil
Mustafa Armağan olduğu için büyük bir şevkle almıştım... O dönemi anlatan kitapların içinde kalitesi düşük bir kitap... Diğer okuduğum kitapların yanında sönük kaldı....
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1932 de neden ezan türkçe okutulmuştu. Ası amaç neydi. Bu kimin ne tür bir operasyonu idi. Yakın tarihe daha doğru bakmak için birde buradan bakılmalı.<br />
okunması gerekmeyecek çok basit bir kitap türkçesinden kitap okumayı neredeyse zındıklık görecek kadar ileri gitmiş ideolojik bir eser okumanıza gerek yok diye düşünüyorum.evet ezanın arapça okunması hoş oluyo ama ezanı türkçe okutmak isteyenleri ise kötülemek yargılamak hoş değil.unutmayalım kuran mealini yaptıran Atatürk'e dinsiz nitelemesinde bulunanlar şimdi onun yazdırdığı bu eseri temel kaynak olarak almaktadır.
Ezanın Türkçe olarak okunması meselesi beni her zaman çok ilgilendirmiştir.Gayr-i İhtiyari bu konu dikkatimi daima celbetmiştir.Bilindiği gibi bu Türkçe ezan;1932 yılından 1950 yılına kadar bu şekilde okunmuştur.”Tanrı uludur,tanrı uludur” diye başlamaktadır. İnkılapçılık hastalığına tutulmuş ve her şeyde inkılap yapmayı marifet zanneden bir zihniyetin eseri idi bu durum.Dinde bile inkılap ! bir düşünsenize.Bu inkılap hastalığı o kadar olmuştu ki;bugün CHP’nin altı okunu oluşturan oklardan da bir tanesini temsil ediyordu.İnkılap deyince nedense aklıma hep şu anekdot gelir.Milliyet gazetesi eski baş yazarlarından olan Abdi İpekçi ile İsmet İnönü’nün bir röportajı vardır.Bu röportaj Milliyet gazetesin de yayınlanmıştır.Burada İsmet paşa mealen şöyle söylüyordu “Biz Mustafa kemal paşa ile geç saatlere kadar içerdik ve sarhoş olur ortaya acayip fikirler atardık.Sonra öbür gün bütün bu fikirleri unutur,aynı şekilde uçuk fikirler üretir ve tekrar unuturduk.Fakat öyle bir zaman geldi ki;artık bu uçuk fikirleri uygulamaya başlamıştık” İşte görüldüğü gibi o uçuk fikirler konjüktüre uygun olmadığı için unutulur-yani uygulama alanı olmadığı için-bu fikirler hep rakı sofralarında kalırdı.Bu gibi örnekler pek çoktur ve Cumhuriyet döneminde nasıl rakı masalarında bu milletin kaderine tahakküm edildiği de ortaya çıkmaktadır.Öyle zannediyorum ki;bu Türkçe ezan meselesi de bir rakı masasında alınmış bir karardır ve tek kişinin kararıdır.
İşte Sultanahmet kitap fuarında-şimdi Beyazıt-dolaşırken Timaş yayınevinin standına göz gezdiriyordum ki;bu kitap derhal dikkatimi celbetti vallahi heyecanlanmadım desem yalan olur.Çünkü ne zamandır böyle bir monografi bulup okumak istiyordum.Derhal kitabı alıp eve geldim ve okumaya başladım.Doğrusunu söylemek gerekirse ilk başta umduğumu bulamadım.Ben kitabın tamamen bu konuya hasredilmiş ve arşiv kaynakları ile çalışılmış olduğunu hayal etmiştim.Fakat gördüm ki;kitap kısa bir girizgahtan sonra sözlü tarih tarafına geçiyor.Bunu ilk başta pek hoş karşılamadım ama sonra okudukça gayet beğendiğimi söylemeliyim.
Mustafa Armağan konu ile ilgili olarak kısa bir giriş yapmış elli sayfa kadar.Fakat ben bunu yeterli görmüyorum.Mademki kalemi eline aldın daha kapsamlı bir çalışma yapsaydın diyorum.Kitabın ikinci bölümü ise sözlü tarihten oluşuyor.Buda Mustafa Armağan’a gönderilen yazıların bir bileşimi.Üçüncü bölüme ise merhum Mehmet Akif üstadımızın yakın arkadaşlarından Eşref Edip beyin yazısı ile son buluyor.
Bu kitabı okurken kah hayıflanıyorsunuz kah birilerine diş biliyorsunuz.Gönderilen sözlü tarih yazıları ise insanı bazen acı acı güldürüyor desem herhalde mübalağa etmiş olmam.Bu ezan meselesi gerçekten milletin kalbine saplanmış bir hançer gibi.Yasak kalktıktan sonra memleketin her yerinde bir bayram var-bayram havası değil resmen bayram-18 sene boyunca bu millete bu zulmü reva görenlerin acaba niyeti ne idi bunu da iyice düşünüp ortaya koymalı.Sözlü tarih bölümünde öyle diyaloglar anlatılıyor ki bunun tarifi mümkün değil.O yüzden bu kitabın ivedilikle alınıp okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.Bu kitapta beni çok etkileyen bir yazı var ki onu buraya almadan edemeyeceğim.Yazı aşağıdadır.
“Siirt ili Eruh ilçesi bağköze köyündeniz(Kürtçe adı Ayne)köyümüz Türkçe ezanın okunduğu köylerdendir. Babaannem Ayşi Batur yaklaşık 90 yaşında ve Türkçe bilmiyor.Şu an Van merkezde küçük amcam ile birlikte yaşıyor.Türkçe olarak bildiği tek söz,”tanrı uludur”kendi şivesi ile “tanri ulidir” den ibarettir. Anlayacağınız,köyümüze devlet,hizmet oarak bu şekilde,yani Türkçe ezanla gelmiş! Devlet,resmi/ideolojik devlet anlamında,sağlıkocağı olamayan,böylelikle doktoru,hemşiresi,okulu,öğretmeni,çeşmesi dahi bulunmayan bir köye Türkçe ezan yolu ile güne 5 kez uğruyormuş!” Dikkat ediniz bu köyde Türkçe bilenlerin sayısı,bugün Türkiye de İngilizce bilenlerin sayısına orantılıdır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Disiplinlerarası bir çalışma alanı ve araştırma yöntemi olarak sözlü tarih ülkemizde üzerinde az çalışılmış olmasına rağmen potansiyel olarak verimli bir alan olma özelliğini korumakta. Mustafa Armağan'ın 'Türkçe Ezan ve Menderes' kitabı ezanın din dilinde okunmasının yasaklandığı 1932'den öncesinden başlatıyor. 1932'ye kadar oluşturulan atmosfer hakkında sunulan yazılı belgelere ek olarak kitaba katkı sağlayan halen hayatta olan bireylerin ya da onlarla bir şekilde irtibatta bulunmuş olan sonraki nesillerin o yıllara ait anılarına ya da aktarımlarına dayalı anlatımları aracılığıyla hem okurlar birebir hadiseleri zihinlerinde canlandırma imkanını bulurken hem de o yıllara ait bir arşiv meydana getirilmiş olmakta. Türkiye'nin sancılı demokratikleşme sürecinin örneklerinden birini popüler tarih açısından okurlar bu kitapta bulabileceklerdir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Emekle oluşturulmuş, duygu yüklü, yaşayan ve yaşatan bir kitap. O dönemlerdeki anılarını aktaran onlarca kişi sayesinde çok yazarlı, muhteşem bir eser çıkmış ortaya. Artık her ezan sesi duyduğumda daha bir şevke, şükürle dinliyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken gözlerimi yaşartan, yüreğimi titreten kitap. Bu sözlü tarih çalışması için Sayın Mustafa Armağan Bey'e ve katkı sağlayan tüm emektarlara teşekkür etmek durumundayız. Belki yenisini tekrarlamak fikri ile unutturulmak üzere olan "türkçe ezan ve ibadet" zalimliğini belgelemiş, kaynakça vasfındaki bu eser; gönlümüzü, zihnimizi yenilememize vesile olacaktır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta aktarılan dönem ve olay ile verilen birtakım bilgilerden sonra tamamen objektif olarak derlenmiş hatıraları okuyunca yazarın profesyonelliğine hayran kaldım.Diğer kitaplarını da bir bir sepete ekleyeceğim..<br />saygılarımla...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bu ülke bayrağı ezanı için yeni savaştan çıkmışken nasıl olduda 18 yıl ezanlar dilini değiştirebilindi. bu konuda hiç kimse hiç birşey söyleyemedi bugüne kadar herkese tavsiye ediyorum.her yaşta herkes okumalı belgeler ve kişilerin kendi sözleriyle zenginleştirilmiş... okuyun ve okutun...
Türkiyenin bugünkü zavallı durumu hep dinin anlaşılamamış olmasından kaynaklanıyor. Bunun da birinci derecedeki müsebbibi ARAPÇA dır. "Kuran tercüme edilemez" safsatası ile 30 nesil cahil kütleler yetiştirilmiş, bu da malûm çevrelerin ekmeğine yağlı ballar sürmüştür. Ezan ibadete davettir - niye illâki de Arapça olacak ki ? 18 sene pek güzel Türkçe okunmuştu. Ayrıca ezanın herhangi bir ulviliği de yoktur (hele hele 500 hoperlörden çıkan 160 desibellik gürültüye) ulvi demek mantığı zorlamaktan ileri gidemez. Herkesin saati olduğuna göre bence hoparlörlü ezan Ramazan Topunun akibetine uğramalıdır.
İslâmın en büyük eksikliği bir kısım hristiyanlık gibi kendisini Lâtincenin karanlığından kurtaran ve akl-ı selime yönelten bir rönesans geçirmemiş olmasıdır - bu da hurafe ile harmanlanmış yalan yanlış bilgiler ile mücehhez CAHİL bir dindar topluluğu meydana getirmiştir. BEN TÜRKÇE İBADETTEN YANAYIM - HER VECHESİ İLE!
yazarın ülke tv deki programını izlerken haberim oldu. m.armağan'ın diğer eserleri gibi şahane olacağını umuyorum. sipariş listeme ekledim yakınlarda almayı düşünüyorum. 'türkçe ezan' dönemi hakkında araştırma yapan, o dönemde neler yaşanmış merak edenler için güzel bir kaynak, tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle sunum çok güzel sıkıcı değil akıcı bir şekilde. İçeriğine değinirsek perde arkasında kalmış bilinmemiş halkın pek çok sıkıntısını kaynaklardan ele alarak anlatmış Türk milletinin nasıl bir duruma zorlandığını ifade etmiş. Bence herkesin okuması gereken bir eser din özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
MÜKEMMEL BİR KİTAP SAYIN MUSTAFA ARMAĞAN BU ÇALIŞMASI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM<br />OKUDUKÇA ŞU ANKİ HALİMİZE ŞÜKREDİYORUM.MEMLEKETİMİZİN NASIL BİR SÜREÇTEN GEÇTİĞİNİ DAHA İYİ ANLAIYORUM ALLAH BU EZAN ŞEHİDİNE VE DAVA ARKADAŞLARINA RAHMET ETSİN.
Ezan'ın türkçe okunulmasından niye korkulduğunu anlamış değilim. Araplar Ezanı ana dilleriyle, ne denildiğini anlayarak dinliyorlar, hiçbir sorun yaşanmıyor da Türkler kendi dillenide dinleyince niye sorun yaşanıyor... Şimdi Ezan Türkçe okununca yasaklanmış mı oluyor? Namaz Surelerini Arapçadan Türkçeye tam olarak çeviremeyebiliriz endişesiyle Arapça okunması doğrudur bence de ama arkasından Türkçesini de okursak, halk ibadet ederken ne dediğini anlarsa, bundan korkmamak lazım. Ezan, Namaz vakitlerini duyurmak ve namaz kılmanın sevabını anlatmak için okunmuyor mu? Halk bunu kendi dilinden dinleyince, daha doğrusu anlayınca günüh mı oluyor? Benim, Ezanın Türkçe okunması gibi bir talebim ya da iddiam yok ama Ezan'ın Türkçe okunduğu dönemin ezansız yıllar olarak nitelenmesini yadırgıyorum. Lütfen gerçekler saptırılmasın ve Halkın Dini inançları kullanılarak bir yerlere varılmaya çalışılmasın... Bu kitabı objektif bulmadım.