lavanta kokulu naftalin kokulu bir kitap bol dualı bol aminli bol kadınlı, kadınların kafası karışıktır, marstır jüpiterdir bahsedilen asla bunlar değil, gerektiği yerde kendine rağmen dik durabilenlerin de pekala kadınlardan başkası olmadığının kitabı.
Merhabalar, İsminden dolayı merak ettiğim bir kitaptı. Ve genelde almadan önce kitapla ilgili yapılan yorumları okurum. Bu kitap ile ilgili buradaki olumsuzlukları okudukça acaba mı? dedim. Daha önce Ağrı'nın Derinliği kitabını başlayamadım ve 1-2 sayfa sonra bırakmak zorunda kalmıştı. Kitabı okumak için uygun zamanda olmadığımı düşündüm. Sonra arkadaşım bu kitabı okuduğunu ve okumak için ister misin deyince... Ve kitaba başladım. Kadınların mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok fazla yorum yapmak kitaplar için doğru değil bence çünkü her okuyanın aldığı haz çok farklı oluyor. Eskisi gibi roman okumayı azaltmış biri olarak(araştırma kitaplarına yoğunlaştım) son zamanlarda okuduğum en güzel bir kitaptı. Ben tavsiye ederim...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
mükemmel bir kitap ki kitapta bahsi geçen yerleri araştırma ihtiyacı bile duydum gerçekten anlatımı olaylar ve kişiler çok çok güzel tasvir edilip yazılmış bence film olması gereken nadir eserlerden biri
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İLK DEFA BİR KİTABI HER GÜN ARTIK YETER SIKICI BIRAKMAK İSTİYORUM DEYİP TÜM GÜN OKUDUKLARIMI DÜŞÜNEREK EVE GİDİP YENİDEN KİTABI OKUMAYA DEVAM ETTİĞİM BİR ESER OLDU. NE VAZGEÇEBİLİYORSUN, NE DE HER SANİYE BAĞIMLI OLUP OKUYABİLİYORSUN. İLGİNÇ BİR DİL, SIKICI KONU, ANLATIM KARIŞIK AMA GÜZEL.
Kitabı daha yeni bitirdim. Değişik bir tarzı var. Her ne kadar roman olarak lanse edilse de, biraz masal biraz da gezi günlüğü. Metinlerin bir gazetecinin elinden çıktığı çok belli. Bölüm başında varmak istediği yer, devamında da detaylar anlatılıyor. Bu düzene alışana kadar biraz kafanız karışıyor. Özellikle ilk bölümlerde... Dili ağır (özellikle betimlemelerde), bazı yerleri dikkatli ve tekrar tekrar okumanız gerekebilir fakat hep bir sonraki sayfayı merak ettiriyor. Yara almış ve birbirine destek olmaya çalışan kadınların dostluğuna tanık olacaksınız. Kitabı beğenerek okudum.
Yazarın neredeyse tüm kitaplarını okumuş biri olmama karşın sanırım 3 denemede de kitabı bitirmeyi başaramadım.Hiç bir kitabı yarım bırakmadığım için yeterince dikkatli okumadığım konusunda kendimi suçluyordum ancak yorumları okuyunca bir nebze rahatladım.yalnız değilmişim :)
Hep bizden öncekiler diye bahsedip,adeta kendimizi bizzat kendimize yabancılaştırmamıza sebep olmuş mitolojik dönem yaşantılarının,aslında bugünde o günlerdeki şekliyle olmasada ruhuyla tekerrür ettiğine tanıklık etmeye hazır olun..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kesinlikle almayın. Hayatımda yarım bıraktığım tek kitap. Kütüphanemden okumak için kim aldıysa tamamlayamadan geri getirdi. Okuyanlar arasında en fazla sabreden ben olmuşum :)
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
o kadar çok olumlu şeyler duydum ki almak için bayağı sabırsızlandım . anlatımı , içeriği ve konusuyla tamamen hayal kırıklığına uğradım . okumasanız da hayatınızda fazla bir şey değişmez.......
Düğümlere Üfleyen Kadınlar çok hoş bir kitap. İlginç bulduğum noktaları sıralayacak olursam: ? Bu kitap, yazarın ilk kitabı Muz Sesleri’nden farklı. Daha uzun ama daha kolay bir dili var. Anlatımı ve olaylar örgüsü daha net ve akıcı. Biraz uzadığı ise söylenebilir. ? Hikaye Tunus’ta başlıyor, devrimde olduğu gibi, ama yine Tunus’ta bitiyor. ? Yazarın ortak noktası ve belli ki yarası, Filistin. Beyrut’a dokunmadan edemiyor. Ha bir de Filipinli kadın mülteciler yine var. Yazılarında olduğu gibi Ece Hanım, mülteciliğin yaralayıcılığını vurguluyor. ? Bu kitapta zaten hep kadın karakterler var. Ama mesajlar hep erkeklere yapılıyor. Vurucu, çarpıcı mesajlar. ? Aslında hikayede tek bir kadın var; bu kadının ise üç parçası var: Amira (şehvet-duygusallık), Maryam (akıl-erkeklik) ve Madam Lilla (Bu karakterin de üç ismi var: Madam, Esma ya da Samira. Onun karakterinde tüm olması gerekenler var.) Tüm kadınlarımızın isimlerinde “a” ve “m” harfleri mevcut ilginç bir şekilde. Onları bir araya getiren ya da bir kadını üçe bölen, anlatıcı karakter bir Türk kadın gazeteci. İsmini bilmiyoruz muhtemelen Ece hanımın kendisi. ? Teknik olarak da hoş olan kitabın bitişi de enteresan. Son bölüm hikâyenin gerçekte bittiği ya da bitmesi gerektiği gibi bitmiyor; son bölüm yazarımızın iyimser kurgusuyla bitiyor. En çok hoşuma giden noktası da bu oldu kitabın. Kötü adam Anwar öldürülmek isteniyor kadınlarımız tarafından. Ama son bölümde yazarımız kıyamıyor ve öldürmüyor adamı. Ama aslında ölüyor. Kadınlar kazanıyor. ? Yine erkekleri temsilen konuşturulan, o da sadece mektupla, erkeğin ismi Muhammet. Burada da mesajlar var. En iyisi ise; “Amira, bize kadınları nasıl seveceğimizi anlatan bir kitap lazım. Yoksa hep böyle şapşal ve kavruk kalacağız. Bize kadınların nefesini genişletecek, o nefesin rüzgârına yelken açmamızı öğretecek bir kitap lazım. Yoksa biz ne kadar sevilsek de tamir olmayız.”
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kalemi gerçekten güçlü bir isim olmasına rağmen, Romanda gerek kugusal gerekse dil ve anlatım açısından boşluklar var. Büyük beklentilerle okunmaması tavsiyemdir
Dile kurguya diyecek laf yok taktire şayan. Ama yazarla ben aynı frekansın insanları değiliz akşam içki içip sabah namaz kılınmaz. Haramla Allah a yaklaşılmaz bu ne böyle bu yazarla ben aynı dindenmiyiz dedim ben.