Efendi / Beyaz Türklerin Büyük Sırrı Hakkındaki Yorumlar

Doruk Oray 08.11.2004
bu kitabı okuyup etkilenmemek benim için imkansızdı.Bunun iki nedeni var tabikii ilk neden Soner Yalçın biraz fanatikçe olacak ama ben bu yazarımızı çok beğenerek takip ediyorum.İkinci neden sabetaycıların veya masonların veya her kim ise yaptıkları (Türkiye için) bu günkü yaşam ölçülerine getirebilmek için.Bunda kötü bir yan göremiyorum .Keşke eğer hakikaten öyle ise(ki belgelidir) onlara teşekkür borçluyuz.Eğer hala bu devam ediyorsa ve bu tehlike arz ediyorsa neden önlem alınamıyor?
Kitabı ise herkes okumalı.Teşekkürler Soner Yalçın.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
mktmkt 07.11.2004
kitabın daha ortalarında olamakla beraber büyük bir zevkle okumaya devam ediyorum. Osmanlı toplumundaki güç dengelerini, batıya olan hayranlık ve batılılaşmak isteyen bir aileyi ve gayri-müslimlerin müslümanlara karşı olan avantajlarını ve üstünlüklerini gayet güzel dile getirmiş ve yorumlamış.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Oguz Bey 05.11.2004
Kitapda da yazıldığı üzere bu büyük izmir ailelerinin gizli bazı sırları var. Bu tür aileler eskiden de şimdi de Devlet içinde devlet gibi yaşam sürmüşlerdir ve sürmekteler bunu sadece bir aileye endekslememeli soyu museviliğe dayanan birçok aile bu şekilde hayat sürmekte bu tür aileler devlet taradından korunup kollanıyorlar.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
hakancemo 04.11.2004
Çok pahalı olmasına karşın çok satan bir kitaptan çok daha fazlasını beklerdim. Bilmem haksız mıyım? Reklam mı yoksa Yergi mi ayırtetmek zor. Ancak okunması gereken, akıcı bir dile sahip, kurgusu hazır bir kitap...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
doseyen 28.10.2004
Kitabın güzel bir tarzda yazılmasına karşın, yakın dönem Türkiye tarihini sadece bir pencereden bakarak yorumlama hatasına düşmüş olduğunu düşünmekteyim. Bu noktada tünelci tarih anlayışı kitaba hakim, yani devamlı suretle önüne bakan, kafasını kaldırıp, etrafı gözleyip, diğer etkenleri değerlendirmeyen bir anlayış söz konusu.
Okumak isteyenler bu noktayı gözardı etmemeli
Yanıtla
5
8
Destekliyorum 
Bildir
Falven 21.10.2004
Kitap kesinlikle roman tadında yazılmış. Fakat bu kadar yakınlık içerden olmaktanmı yoksa yakın hissetmekten mi bilemiyoruz. Zaten kitap ta bize hiç bir şeyin bilinmediğini götermek amaçlı. Sadece ilginç. Ama kuşkusuz kuşku duyulmalı..
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Kaan SERTER 06.10.2004
Bu kadar geniş bir aile ve bu kadar tanınmış ismin yer aldığı bir aile görebileceğinizi pek sanmıyorum. Evliyazade Ailesinin her bireyi sanki Türk tarihinde öyle yada böyle yer edinmek için doğmuş sanki. Soner Yalçın'ın da anlatımı sayesinde tarihimize ışık tutan bir kitap ortaya çıkmış. Zaman zaman aile bireylerinin tanıtımında zihninizi zorlayacak akraba çemberi oluşuyor ama yine de okumaya değeceğini düşünüyorum. Eski İzmir'in güzellikleri de gözler önüne serilmeden edilmiyor değil...
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
Dilek Güven 04.10.2004
Çok enteresan bir kitap, karışık ama
hızlı okunuyor. Aklın yolu bir ve yazarın
her düşüncesine katılmadan, objektif okunabilir bence. Ama asıl dikkatimi çeken son 1-2 yıldır bütün dünyada yahudi,kabala,mason vs hakkında kitaplar yazılıyor ve yok satıyor. Bize bir fikri kabul ettirmeye mi çalışıyorlar ? Neyin propagandası anlayamadım..Sanırım işin ucu Amerika ya uzanıyor. İlginç !
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
H@k@nB@s@k 01.10.2004
bu kitapta insanı gerçekten şok edecek bilgiler bulunuyor ama sadece insanların soyadlarına bakarak bazı saptamalarda bulunmak biraz aşırı kaçmış gibi...ama yine de devlet meseleleri hakkında insana değişik bir bakış açısı kazandırıyor ...duyarlı her vatandaşın okuması gereken bir kitap....
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Ömerce 21.09.2004
bence bu kitabı okumadan önce okuyacaklara türk tarihi iyice okutulmalı çünkü yazar kardeşim kurtuluş savaşındaki herkesi neredeyse itham ediyor yani bu memleketi kurtaranların aslında türkler değil yahudiler oldunu ispata çalışıyormuş gibi
ayrıca yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi bazı noktalarda objektifliğini kaybettiğini düşünüyorum.sanki bu bir durum tesbiti yada geçmiş olayların bilinmeyen yönlerini aydınlatma dan ziyade efendiliğin aslında çok iyi olduğunu o insanlara borçlu olduğumuzu sempatiyle bakmamız gerektiğini reklam ediyormuş gibi geldi bana hatta bu kıtabın sayın yazarımıza yazdırıldığını düşünüyorum bizler itemesekte zaten ülkemizi kurtaran ve bügün bizi idare eden büyük diye düşündüklermizin efendiler olduğuna göre aslında onları sevmekten öte yapabileceğimiz birşey olmadığını vurguladığını düşünüyorum
Yanıtla
22
6
Destekliyorum 
Bildir
KY-156427 07.09.2004
önceklikle bu kitabın yakın tarihimizi merak edenler icin okunması gereken bir eser olarak görüyorum.ders kitaplarında herseyin anlatılmadıgını gosteren bir kanıt.tek eleştrebilecegim nokta ise isimlerdeki karmaşa olabilir.fakat ara vermeden okumanın ve biraz da tarih ile kronoloji bilgisi olanlar için bunun bir sorun olmayacagını düsünüyorum.soner yalcına tesekkurler.geriye kalan eleştirilerin pek de fazla bir anlam ifade etmedigini dusunuyorum hele boyle bir arastırma karsısında gercektende komik kalıyor...
Yanıtla
4
4
Destekliyorum 
Bildir
Ali Eğilmez 03.09.2004
izmirden başlayıp yurdun osmanlı ve cumhuriyetin başlarındaki durumunu, sosyal-ekonomik hayatının kimlerin kontrolü altında olduğunu güzel bir araştırma sonucunda ortaya koyan bu kitap okunmaya değer bi eser. Unutmadan, Soner Yalçın'ı yaptığı bu araştırmadan dolayı kutlayalım. Biline gelen yahudi ve sabetayist gerçeğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Yahudi, Ermeni ve Rum azınlıklarının ( bu kitab ne kadar azınlık olduklarınıda açıklıyor:) ekonomiye kontrol etmelerinin dışında daha üst kademede yöneticiliklerde bulundukları birkez daha dile getirilmiş oldu. Kitabın bazı yerlerinde okadar çok kişiden bahsediliyor ki insanın kafası karışıyor. sayfaların altında ki açıklama bölümleri oldukça kabarık ve bazı sayfalarda okumadığımda oldu:) Ama yazar bu insanların bişekilde akraba, arkadaş ve aile dostu olduklarını açıklamak için yaptığı açık ve net. Hatta bu konuya kendiside kitapta pekçok kez eğiliyor ve okuyucularının affına sığınıyor. Kitap sanki bir taraftaymış gibi görünsede gerçekçi olduğunu söylemek lazım. örnekler açık. bu arada yorumuma son verirken Murat Dereli arkadaşımıza birkaç şey söylemek istiyorum (sakin beni yanlış anlamasın, bu bir yorum) Semşi paşa hakkında söylenen "Okuması yazması olmayan, sertliği ve okullu subaylardan nefret etmesiyle tanınınan..." cümlesi o kişi hakkında yapılan bir yorumdur, yani yazar o cümleyi kendisi yazmıyor aktarıyor. şimdi bir kitabın objektif olması için doğru yazması mı gerekiyor? Şemsi paşa hakkında saray etrafında dolanan bir söyletinin yanlış olması yazarın çeliştiğini göstermez. Yazar böyle birşey yazması için gidip şemsi paşa okuma yazma biliyormu diye araştırması gerekmez herhalde. Bi de alaylı subayların kendilerine sorulan sorulara niye doğru söyleyipte ölüme gittiklerini sorguluyor, yalan söyleyip kendilerini kurtarmalarının gerektiğini idia ediyor. bu idianın arkasında durabilmesi için alaylı subayların hayatları hakkında iyi bir bilgi gerekmektedir. 1.Dünya ve Kurtuluş savaşında gözünü kırpmadan ölüme giden subaylarımız kimlerdi acaba? O insanların hayatını biraz daha incelerse neden doğruyu söylediklerini anlamak çok zor değil. Öyle ki o kitapta ölüme göz göre gidenler yanlız subaylar değil: 60 ihtilalinden önce bütün uyarılara rağmen "Ben fare değilim!" diyerek görevini bırakmayan Fatin Rüştü Zorlu, ihtilal olduktan sonra askerlere yerini söyleyip teslim olmadı mı? Bu da mı hiç inandırıcı değil? Neyse. SONUÇ OLARAK ARKADAŞLAR BU KİTABI OKUYUN!
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
muratdereli 01.09.2004
1875-1961 Yılları arasında meydana gelen, devrin sosyal ve siyasi olaylarının ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı eser, okuyucuyu adeta bir bilgi bombardımanına tutuyor. Bu bilgilerin ise ne kadarının doğru ne kadarının yanlış olduğu tartışılır. Yazarın ifadelerine göre Türkiye, mason ve sabetayist insanlar tarafından adeta bir örümcek ağı gibi kuşatılmış durumda. Ayrıca bu kişiler devletin üst kademelerinde görev yapıyorlar. Fakat yazar bu iddialarını örnekler vererek güçlendirmeye çalışırken, bazı bölümlerde ne yazık ki çelişkiye düşüyor. Bunun yanında kitapta hiç de inandırıcı olmayan olaylar vuku buluyor.
Mesela 109.sayfada aynen şöyle bir ifade geçiyor: “Okuması yazması olmayan, sertliği ve okullu subaylardan nefret etmesiyle tanınan Şemsi Paşa’nın Makedonya’da oluk gibi kan akıtacağını tahmin etmek zor değildi” Bir sayfa sonra ise şu ifadelere rastlıyoruz: “Teğmen Atıf yanına yaklaşıp selamı çaktı. Komutanım acil mektup var deyip zarfı uzattı. Paşa zarfı açarken madalyalarla dolu göğsüne iki kurşun yedi. Kendine güvendiği için yanında fazla koruma bulundurmayan Müşir Şemsi Paşa merdivenlere yığıldı”. Burada öncelikle 109. sayfada, bahsi geçen Şemsi Paşa’nın okuma yazması olmadığı ifade ediliyor. Daha sonra ise, 110. sayfada Şemsi Paşa, nasıl oluyorsa okuma yazması olmadığı halde, kendisine uzatılan zarfı okumak için açıyor ve elim suikast vakası bu anda gerçekleşiyor. Görüldüğü gibi iki sayfa arasında bariz bir çelişki göze çarpıyor. Şemsi Paşa okuma yazma biliyor mu, bilmiyor mu? Bu tür hatalar ne yazık ki yazarın ve kitabın inandırıcılığını en az seviyeye indirgiyor.
Bir diğer hadise kitabın 131. sayfasında ve ifade aynen şöyle: “Ayasofyaya doğru yola çıkan gerici monarşistler, karşılaştıkları askerlere alaylı mı, mektepli mi olduklarını soruyordu. Mektepliyiz cevabını verenleri öldürmekten kaçınmıyorlardı. Her öldürdükleri Harbiyeli subayın ardından mektepli zabit istemeyiz, alaylı zabit isteriz!! Diye slogan atıyorlardı”. Anlaşılacağı gibi gerici monarşistler önlerine gelene soru soruyorlar ve istedikleri cevabı alamadıklarında onları öldürüyorlar. İyi de birinin, istedikleri cevap verilmediğinden dolayı gericiler tarafından öldürüldüğünü gören bir subay, tüm bunlara rağmen bile bile mi ölüme gidiyor. Öldürüleceğini bildiği halde ben alaylı değil mektepliyim mi? diyor. Yazarın burada olayları biraz abarttığı söylenebilir. Bu hadise bir romandan alınsaydı pek de göze çarpmazdı aslında. Ama eser bir araştırma niteliği taşıyor ve bu üslup ister istemez okuyucunun dikkatini çekiyor. Burada yazarın tezi hiçte inandırıcı değil. Fakat yazar, birkaç paragraf sonra meydana gelen bir olayı, kendi adına hiç te inandırıcı bulmuyor. Paragraf aynen şöyle: “Lazkiye Mebusu Emin Arslan Bey de İttihatçıların yayın organı Tanin gazetesinin başyazarı ve İstanbul milletvekili Hüseyin Cahit (Yalçın) zannedilerek öldürülmüştü”. Yazar bu olayı inandırıcı bulmuyor. Ama bana göre, gericilerin her önüne gelene soru sorup istedikleri cevabı vermeyenleri öldürmeleri ne kadar inandırıcıysa bu olayda en az o kadar inandırıcı. Bu tip çelişkiler aslında kitabın birçok yerinde var. Bu da yazarın bazı olaylara objektif olarak yaklaşmadığı tezini ortaya çıkarıyor.
Yazarın objektif yaklaşmadığı bir diğer nokta da Abdülhamit konusu. Gerçekten yazar, kendi dünya görüşünden olsa gerek, Abdülhamit hakkında asılsız iddialar da bulunuyor.Ülkenin bütünlüğünün korunması ve bu toprakların elimizden çıkmaması için insanüstü bir dirayet ve irade göstermiştir Abdülhamit. Burada önemli olan, tarihi değerlendirenlerin, söz konusu kişileri karalamadan ilgili zaman içine yerleştirmesi ve o günü adeta yaşayarak son tahlile varmasıdır. Fakat görülüyor ki yazar, dünya görüşünden bir türlü sıyrılamamış bu nedenle de tarihi olaylara objektif yaklaşamamıştır.
Kitapta beni rahatsız eden bir diğer unsur; dipnotlar ve isimler. Kitapta yüzlerce isim var ve okuyucunun bunları aklında tutması olanaksız. Zaten çoğu isimde kanaatimce gereksiz. Ayrıca hemen hemen bütün dipnotlarda bahsi geçen isimlerin yedi sülalesine kadar gidiliyor. Şu şununla, şu da şunla evli, şunlar şuradan akraba. Bunları okuyanların kafalarının karışmaması mümkün değil. Çoğu dipnot gerçektende gereksiz yere yazılmış bence.
Yazarın kitap boyunca kuşkulu bir tavırla insanların kafalarını karıştırdığı da söylenebilir. Aslında kafa karışıklığı iyidir. İnsanın daha kolay öğrenmesini sağlar fakat kitapta böyle değil. Mesela 371. sayfada “Sevinç, Sevin ve Sevim” diye bir başlık var. Yazar bu adlar arasında bir ilişki arıyor ve Sabetay Sevi ismiyle bunları özdeşleştiriyor. Yani yazara göre bu isimler Sevi kökünden türemişler ve bu isme sahip olanlar Sabetaycılar. İyi de benim annemin adı da Sevim. O da mı Sabetaycı diye kuşkulanmadım değil doğrusu!!!
Tüm bunlara rağmen kitapta olumlu bir nokta yok mu? diyeceksiniz. Elbette ki var. Kitapta öncelikle devrin ileri gelen simaları hakkında detaylı bir bilgiye sahip olmanız mümkün. Bunun yanında Sabetaycılar ve Masonlar hakkında da az da olsa bir kanaate varabilirsiniz. Ayrıca kitapta -kendi adıma-, yeni ve önemli bilgiler de mevcut . Mesela şu mezarlıklar meselesi. Kimlerin hangi mezarlara gömüldükleri meselesi gerçektende çok ilginç. Ayrıca Atatürk’ün Sultan Vahdettin’in kızını iki defa istemesi de benim için yeni ve önemli bir bilgi. Atatürk’ün saraya damat olmak istemesinin nedenleri üzerinde düşünülmeli bence.
Sonuç olarak kitap gerçekten de bir bilgi deryası. Fakat bu bilgilerin -yukarıda saymış olduğum ve daha fazlasını yazmadığım sebeplerden dolayı- ne kadarının doğru ne kadarının yanlış olduğunu söylemek mümkün değil. Sadece bu kitaba bakarak bahsi geçen isimler ve olaylar hakkında bir fikir edinemeyeceğimizi düşünüyorum. Herkese iyi okumalar…


Yanıtla
44
19
Destekliyorum 
Bildir
berlineraussie 31.08.2004
türk okuyucusunu derin tarih hakkinda ne kadar biLgiLendirmis bir kitapta oLsa bu kitap bazı sayfaLarinda okuyucuyu anLaşıLmazLığa çekmeyi maaLesefki başarmıştır. eksik yanLarından biri de kitapaki kahramanLarın çokLuğudur. ama yinede okunuLması gereken bir kitap!
Yanıtla
7
5
Destekliyorum 
Bildir
Bu kitap kimi ne için bilgilendirmeye çalışıyor anlamak mümkün değil! Sabetayistler bu ülkede şimdiye kadar barış içinde yaşamış, içlerinden ülke için yararlı çalışmalar yapanlar olduğu zararlı çalışmlar yapanlar da olmuş. Soner Yalçın bazı cümlelerin de sonunu eksik bırakarak, okuyucunun zihnini bulandırmaktan başka bir şey yapmamış.
Yanıtla
10
8
Destekliyorum 
Bildir
Murat EREREN 16.08.2004
memleketim kime ait şimdi sorusu ister istemez geliyor akla. yurdumu o gün vatanı olmadığı için bu toprakları mecburen vatan kabul eden yahudiler, iki yüzlü olmaları sebebiyel onlardan daha tehlikeli olduğuna inandığım sebetaycılar kurtarmış öylemi? bu kitaba göre onlar çok iyi insanlar ve onlar olmasa kurtulamazdık temasının işlendiği bir kitap olmuş. peki bugünkü durumu nasıl yorumlayacağız? her tarafımız papaz okulları ve onların yetiştirdiği kişilerle dolu. yada türk ve müslüman olmayan fakat bu ülkeyi sömürmek istedikleri için öyleymiş gibi yapan iki yüzlülerle. ve bu kişiler önemli noktaları tutmuş durumda. yazar öyle söylüyor. ama bunun kötü değil, aksine türkler için bir nimet olduğunu vurguluyor sanki.. acaba bu yüzden mi islama karşı çok hassas kişler ortaya çıkıyor. ve bunun ülkemmin yok olmasına sebeb olacağı temasını çiziyorlar? yoksa biz uydu israil devleti olduk da haberimiz yok.. kitaba göre öyle bir durum var.. ilk kurşunu atandan tutun da, bugün ticari hayata yön verenler ya yahudiasıllı ya dönme yada rum.. iyi de bu memlekette hiç müslüman türk kalmadımı yani?
Yanıtla
6
1
Destekliyorum 
Bildir
Fatih Aydar 08.08.2004
Bazı kimseler, müstevliye benzer kişilerle menfaatlerini yevhit ettiği zaman bu memleketin elden çıktığının resmidir.Paylaşılamayan (belkide paylaşıldı da bizim haberimiz yok) güzel topraklarımızın bütünlüğünü sağlamamız konusunda gözümüze bir çöp batırıyor bu kitap.Tavsiye ediyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
yesil 01.08.2004
ne paylaşılmaz bir vatanımız varmış ki, kime ait olduğu hala açık değil. halka rağmen siyaset yapana mı yoksa arkasına halkı alan deniz köpüğü çokluğuyla övünenlere mi? yoksa buraya hep uzaktan bakmış olana mı? soner yalçın sanırım bunun cevabını sorgulayanlar arasındaki sözüne güvenilir birisi olarak yerini aldı. araştırmalarında hiç bir zaman sağduyusunu kaybetmemesini dilerim.
Yanıtla
9
9
Destekliyorum 
Bildir
prometheuss17 31.07.2004
Soner Yalçın'ın yayınladığı kitap Türkiye'nin Tarihine damgasını vurmuş insanları bir zan altında bırakmaktadır. bu büyük şahsiyetler hayatlarında bir kara nokta olduğunu bunu daa kendisinin "araştırma" yaypıp bulduğunu söylemektedir. bu kitabın kendi tarihimize sürülmüş bir kara leke olduğu görüşündeyim. bir programda da M.Kemal için onun da sabetayist olduğunu başkaları araştırsın diye bu konu da Gazi'nin geçmişini zan altında bırakmakta. bu tür kitaplar tarih konusunda biz gençlerin kendi tarihimizi bile kendimiz yapamadığımız inancını uyarmakta ve bizi kendimize yabancılaştırmakta. hele hele şu günlerde kendi tarihimize sarılma ihtiyacı daha yakıcı bir duruma gelmişken. bu tür kitapların gençler için zehirli bir sarmaşık gibi olduğu inancındayım günümüz emperyalist hegemonyasında bir kitabın kime hizmet ettiği de önemlidir. bizim halkımıza mı yoksa dışarıya mı bunu anlamak gereklidir.
Yanıtla
9
6
Destekliyorum 
Bildir
şu anki yaşadığımızı hayatın bize altın tas içerisinde verilmediğini ve hiçbir zaman gaflete ve rehavete kapılmamamız gerektiğini anlatan bir kitap. biz bu ülkenin çocukları elimizdekinin kıymetini ve vermemiz gereken mücadeleyi ancak bizden olmayanların gayretine bakarak mı anlamak zorundayız. kendimize gelmeli ve uyanık olmalıyız . işte bu kitap bize bunu söylüyor;EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE GEL!!!!.....
Yanıtla
4
1
Destekliyorum 
Bildir
Mesut Kaplan 18.07.2004
Sabetaylık çok çevrelerde tartışılmış bir konu değildir,tartışıldığında bile üstü genellikle örtülür.Soner Yalçın gene uzun ve bir solukta okunacak iyi bir çalışma çıkarmıştır.Politize olmadan,tarafsız gözle okunması gereken bir kitaptır.Gerçeklerden kaçamayız,Mustafa Kemal,Ismet İnönü vs. kim sabetayist veya mason ise bilinmelidir.Tarih kimseyi dokunulmaz kılmamalıdır.Yazarı tebrik ederim...
Yanıtla
11
11
Destekliyorum 
Bildir
Uğur Çiçek 11.07.2004
Kitabın çok fazla reklamı yapıldı. Bizatihi bir TV dizisinde kitapla ilgili bölümler vardı. Bu hevesle kitabı alıp okudum. Kitap tabir-i caizse su gibi gitti. Ne yazık ki biraz araştırma yapınca durumun hiç de öyle olmadığı anlaşıldı. Kitapta tam ifade edilmese de Gazi de dönmelikle itham ediliyor. Yaptığım araştırmalara göre kitabın finansörü Musevi bir işadamıymış. Kitabı okuduğunuzda dönmelere bie sevgi besleyeceğinizi de söyleyebilirim. Dr. Nazım ölmeyi bin kerre hakketmesine rağmen masum gösteriliyor. Mareşale, Gaziye çamur atılıyor. Yazarın Doğu Perinçek tarafından Amerikancılıkla suçlandığını, kitapta yoğun bir dönme ve İsrail propagandasını hissettiğimizi düşünürsek kitabın yakın tarihimize atılan bir leke olduğunu düşünebiliriz. Sabetayizm Türkiye'nin bir gerçeğidir. üst mevkilere gelmişlerdir ama bunu birilerine çamur atmakla, tarihi çarpıtmakla açıklayamayız. Soner Yalçın belli çevrelere düşmanlığını da gösteriyor. Yakup Cemil'in var olmayan bir zat olduğunu Tuncay Özkan ifade etmiştir. Yani yazar çoktan güvenirliğini yitirmiştir. Ayrıca klasik solculuğundan kurtulamamış, Cennetmekan Abdülhamid Han'ı hakketmediği suçlarla itham etmiştir.
Yanıtla
74
12
Destekliyorum 
Bildir
AllaTurca 09.07.2004
Öyle görünüyor ki Soner Yalçın bu kitabında da oldukça geniş bir araştırma yaparak, kuşkucu tarzını yalın anlatımıyla destekleyerek, kolay okunan ve çok bilgilendirici bir kitaba daha imza atmış. Kitap, Evliyazade ailesinin bir biyografisi şeklinde yola çıkıyor ancak meşrutiyet öncesinden başlayarak Yassıada'daki infazlara kadar süren tarihi süreci sürekli "iki taraftan" da bakarak devam ediyor. Tarihin içinde dönen entrikaları bazı "tesadüfleri" açığa çıkarmasıyla kitap araştırma kitapları içerisinde hak ettiği yeri kısa zamanda alacaktır.
Yanıtla
6
16
Destekliyorum 
Bildir
vhpkr 08.07.2004
Malum dizide o kadar çok reklamı yapıldı ki bu kitabın dayanamadım aldım okudum.Hayal kırıklığımı anlatamam.O dizide İstanbulu mafya yönetiyordu kitapta ise Cumhuriyeti sabateyistler.Çok abartılı geldi kitap bana.Her ne kadar zurnanın zırt dediği yerde yargıyı okuyucuya bırakma nezaketini gösterse de yazar bu kompleksi anlayamadım.Hele hele kurtuluş şavaşının dil uzatılmamış tek kahramanı Atatürk heralde.Sanal bir tarih romanı,çoğu hayal ürünü.Özellikle malum dizinin izleyicileri dizinin özüne bu kadar yabancı bir kitap konseptiyle karşılaşacaklarını ummuyorlardır.
Yanıtla
13
3
Destekliyorum 
Bildir
elwood 04.07.2004
S.Yalçın belliki büyük bir emek harcamış kitap için. Ben, kitaptan, magazin yönü ve aile soyağaçlarını anlattığını bölümler dışında (ki bu bölümler kitabın yarısı neredeyse) zevk aldım.Çünkü yakın tarihimiz gözönüne serilmiş kişilerin arka planında.

Bir röportajında (sanırım Tempo dergisinde)"Bir gazeteci olarak tarihe bir katkıda bulunuyorum. Sabetaycıları yazayım diye çıkmadım yola. Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne, cumhuriyetin kuruluşundan 1960'lı yıllara kadar ailelerin etrafında dönen bütün süreci yazdım. İktisadi, kültürel ve siyasi anlamda bir dönüşüm hikayesi var kitapta." demiş. Sabetaycıları anlatmayacaksa neden bir sabetaycı aileyi kitabın merkezine koyuyor, neden belki 100 defa "bir sır var ama ne?" deyip duruyor, neden yaklaşık 1500 ismi zikrediyor (çoğu dönmedir imasıyla ve sanki bir afişe etme durumu var) anlamış değilim. S. Yalçın bir tarihçi değil, belki iddia etmiyor ama tarihe katkı diyor. Diğer kitaplarında da varolan durum bu kitapta da var, kişiler üzerine kurguluyor olayları ve bilimsellikten dem vurması boşa gidiyor böylece.
Özetle iyi niyetli olsun olmasın S.Yalçın kitabı okunmalı, başka kitaplar da yazılmalı bu konuyla ilgili.
Son olarak; Kurtlar Vadisi dizisinde, hatta fragmanlarında kitabın reklamının yapılması "Ben tarihe katkıda bulunuyorum" iddiasında bulunan bir kişiye hiç yakışmadı.
Yanıtla
8
1
Destekliyorum 
Bildir
ortu 02.07.2004
yazar, "nazar etme ne olur, çalış senin de olur" tümcesine kökten dinamit koyuyor. yani bir şeyler olmak için bir yerlerden geliyor olmak gerekiyor. Bu sıkça yinelenen ve belgelerle de desteklenen bir sav. hatta yalnızca türkiye'de değil tüm dünyada böyle bir ırka bağlı bir düzenden sıkça söz ediliyor. Yazar bunun Osmanlı-Türkiye ayağını ve bu ırkın mücadelesini anlatırken, sıkacak kadar fazla ayrıntıya girmiş. Ayrıntıda boğularak kitabı bitiremeyen bir kaç arkadaşım var. ayrıntıları süratle geçersedniz, kalan tortudan yakın Türkiye tarihine alternatif bir pencereden bakabilirsiniz.
Yanıtla
3
2
Destekliyorum 
Bildir
Tolga Süzgen 29.06.2004
Yakın Türkiye tarihini aydınlatırken kapalı kapılar ardında sabetaycıların penceresindeki perdeleri indirip onları gün ışığına çıkarmaya çalışan başarılı bir çalışma. Buna benzer çalışmaları yalçın küçük, süleyman kocabaş ve john freely yapmıştı. Okuyan arkadaşlar artık Türkiyede dönen dolapları daha net anlayabilecekler.
Yanıtla
15
6
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
kaşif 28.06.2004
Kitap izmirli bir aileyi anlatırken, yakın Türkiye tarihinden de epey bahsetmiş.Bir çok önemli şahsiyetin sabetayist olduğunu iddia etmiş.Tabii ki içimizdeki grupları araştırmalıyız fakat kendini Türk kabul eden herkesi Türk saymalıyız.Ayşe Arman bir yazısında sabetayist bir vatandaşımıza yer vermiş:"...Köklerim Sabetaist, yani Yahudi ırkına mensubum (her ne kadar Yahudilerin çoğu bizi Yahudi olarak kabul etmiyor olsa da) ama ben Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyım.

Bu ülkenin okullarında okudum, bu ülkenin ekmeğini yedim, bu ülkenin ordusunda yedek subay olarak askerliğimi yaptım.

Kendimi Türk oğlu Türk addediyorum.

Ben İsrail'de kamikazelerin saldırısı sonucu 3 evladıyla ölen hamile Yahudi kadın için de ağlarım, Filistin'de ölen 3 yaşındaki bebek için de ama en çok PKK ile çatışmada ölen binlerce Mehmetçik için...

Ağladım da..."
Yanıtla
17
23
Destekliyorum 
Bildir
ablayhan 11.06.2004
son yıllarda yaşanan her şeye rağmensiyah türkler uyanmaya ve seslenmeye başladı.adamlar bazı mevlevi tekkelerine bile musallat olmuş. kitap çok önemli bir konuyu ele almış .çok önemli araştırmalar yapılmış.sağolsun soner bey bizi bazı konularda aydınlatıyor
Yanıtla
4
6
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Kitap, içerdiği konu bakımından ilgi duyulan bir içeriğe sahip olduğu için, Doğan Kitapçılıktan çıktığı için ve birde malum dizide iyice reklamı yapıldığı için en çok satan kitaplar arasında başı çekiyor. Kitabı okuyan insanın hayretler içerisinde kalmaması mucize olur,tabi hiç bu tür kitaplar okumamış olanlar için... Aşağıda Kerim Karabaş arkadaşımın dediği gibi bu konularda Prof.Dr. Yalçın Küçük'ün bir kaç cilt kitabı var,hem de isimbilim çözümlemeleriyle.. O kitaplar hem mistik havadan fazlasıyla uzak,hem de tamamen bilimsel maksatla yazılmış.. Yani herkes okusun da ,kitap çok satsın diye değil..Okuyan herkes birşeyler anlasın diye...
Bu alanda yine değerli bilimadamlarımızdan Prof.Dr.Abdürrahman Küçük'ün de kitaplarını okumuş olanlar eminim Yine değerli bir şahsiyet olan Soner Yalçın'ın bu kitabından fazla beğeni bulmamıştır.
Benim demek istediğim şu ki; bu konular abartıya,hayalperestliğe ve gizeme çok müsait konulardır ve bu alanda yazılıp çizilen kitapların büyük bir çoğunluğu tamaman mistizmin etkisinde kalmış,hatta çoğu, bizzat Yahudiler tarafından kendilerini iyice erişilemez konuma çıkartmak maksadıyla yazılmıştır.Yani adamların bu tür mistik kitaplarla nihai amacı kendilerini rfsaneleştirmektir. Biz Türk gençliğinin hayallerini kırmak, beklentilerini köreltmektir.
Ülkemizde devşirmeler,dönmeler,sabetayistler,masonlar vb. oluşumlar yoktur demek istemiyorum. Bu kitapla Soner Yalçın da bu kervandadır demek de istemiyorum.Sadece bu konu, hem tarihin iyi anlaşılması hemde gençlerimizin aşağılık kompleksine kapılmaması açısından çok daha bilimsel bir temele oturtularak araştırılmalı ve kitaplaştırılmalıdır.
Demin de dediğim gibi,zaten A.Küçük,Y.Küçük ve M.Ş.Eygi gibi aydınlarımız bu konularda çok ciddi eserler kaleme almışlardır. Kaldı ki, bahsini yaptığımız konu, bu tür mistik havada kaleme alındığında, okuyucu nazarında abartı ve komplodan ibaret bir konuymuş gibi de algılanabilir.
Yine de S.Yalçın'ın bu değerli eseriyle dikkatleri bu konuya çektiğini ve ciddi takipçileri daha bilimsel eserlere ulaştıracağını düşünüyorum.
Yanıtla
12
0
Destekliyorum 
Bildir
Kerim Karabas 08.06.2004
son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesi.Kitabı ben okuduktan sonra 4 arkadaşım daha kısa zamanda okudular.Türkiyenin tarihinde inkar edilemeyecek bir yapılaşma(gruplaşma)ya giden sebataycıların topluma bir nevi tanıtılması için yazılmış bir kitap ,yalnız benim anlamadığım bügüne kadar bu kitapta yazılanları Prof. Dr. Yalçın KÜÇÜK'ün kitaplarında sürekli yazmaktaydı.Yalçın Küçük'e herkez deli diyordu,Soner YALÇIN'a ise dahi diyorlar.Bu Türkiye çok garip bir ülke
Yanıtla
16
10
Destekliyorum 
Bildir
taflan77 04.06.2004
Kitabı benden önce okuyan, ve birbirini tanımayan iki arkadaşım da, "Bildiğim ve inandığım her şeyden vazgeçmek üzereyim" dedi. Son dönemde etrafımda okunan her üç kitaptan biri de Efendi olunca, bana da okumak düştü.

Bilmiyorum ne kadar komplo teorisi, ne kadar gerçek, boşluk doldurmaca... Bazen inanılmayacak noktalara ulaşşsa da mutlaka okunması gereken bir kitap. Beğendin mi derseniz, çok. İnandın mı derseniz: Bilmiyorum, belki de kaçıyorum. Okunmalı mı derseniz, kesilikle...

Bu arada tam anlamadımsa da, arada üstü kapalı sebataist benzetmesi yapılan önemli kişiler ve liderler de var galiba. Alın siz anlamaya çalışın. Haydi hayırlısı.
Yanıtla
92
62
Destekliyorum 
Bildir
Nuh Cakmakci 02.06.2004
Yazarın Abdulhamit hakkındaki bilgileri nerden aldığını gerçekten merak ediyorum.Ben Abdulhamit'i tam tersi olarak biliyordum.Sadece bu nedenle okumayı bıraktım bu kitabı
Yanıtla
17
20
Destekliyorum 
Bildir
vvendetta 27.05.2004
Melih Aşık, Milliyet gazetesindeki köşesinde "Sabataycı mısınız?" başlıklı bir yazı yazmış...Şöyle ki,

"Soner Yalçın'ın son kitabı Efendi'nin içeriği hakkında meslektaşımız Uluç Gürkan ilginç yorumlar yapıyor.Önüne gelene sabatayist damgası yapıştırmanın varacağı noktayı anımsatıyor.Sabatayist, kaba anlatımıyla, sözde Müslüman olmuş Yahudilere deniyor.Sabatayist modasını ilk Profesör Yalçın Küçük yarattı. Soner Yalçın ise sabatayist nüfusu alabildiğine genişletiyor.Nasıl mı? Osmanlı'da Sabatayistlere "bey" değil "efendi" denirdi diyor ve he kimin soyağacında bir "efendi" varsa onu Sabatayist ilan ediyor.Talat Paşa, Enver Paşa, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu dahil tarihimizdeki sabataycılar say say bitmiyor.Örneğin Sabatayist ilan edilen Hacı Mehmet Efendi'nin kızı Naciye Hanım, Yemişcizade İzzet ile evleniyor. Fatma Berin diye bir kızları oluyor ve Adnan Menderes ile evleniyor. Böylece Menderes, Sabatayist oluyor. Neden mi? Çünkü Soner Yalçın, "Sabatayistler kendi içlerinde evlenirler" buyuruyor.Kanıtını da kendince, Abdi İpekçi'nin Sabatayist olmayan birisiyle evlenmeye kalkışınca ailesince engellendiği yazarak gösteriyor.Uluç Gürkan devam ediyor: Bir süredir, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türk varlığına olan inancın zayıflatılması yolunda yoğun bir çaba var.Soner Yalçın, "Türk ulusçuluğu Yahudilerin ve Sabatayist Müslümanların işi" diyerek bu çabayı açık bir saldırıya dönüştürüyor.Bu saldırıda nihai hedef, hiç kuşkusuz Atatürk olacak.Hele bir "Efendi eşittir Sabatayist" anlayışı yerleşsin, malum ihanet korosu hemen yaygarayı koparacak..Atatürk'ün babası Ali Riza Efendi'ydi diye.Nitekim şimdiden "Türk devrimi denen aşamanın baş aktörleri Sabatayistlerdir" biçiminde yazmaya başladılar.."

Ben de burada Uluç Gürkan'a katılıyorum...Zaten Soner Yalçın, "büyük" gazeteci Mehmet Ali Birand'la kitap yapmış, CeNeNe Türk'de program yapan birisi değil mi?
Yanıtla
36
4
Destekliyorum 
Bildir
Ali ODABAŞ 26.05.2004
Soner Yalçın iyi bir araştırmacı yazar bence. Ele aldığı konuları genelde iyi irdeleyerek sunuyor okuyucusuna. Ama bir de bazı takıntılarından vazgeçse daha iyi olacak. Kitabın satırları arasında II.Abdülhamid'e cahil demek gibi ve solcuların büyük çoğunluğunda olan Osmanlı takıntısının önüne geçmeyi başarabilse daha da iyi olacak.
Yanıtla
17
3
Destekliyorum 
Bildir
KY-61994 18.05.2004
Türk kamuoyu takiyye konusunu Hasan Cemal’in Eylül 1989 yılında yayınladığı Özal Hikayesi kitabıyla daha çok tartışmaya başlamıştı. Eski bir kelime tozlu raflardan alınmış ve yeniden gündeme taşınmıştı. O tarihten sonra dindarlar için çokça ama çokça kullanıldı. Çağı anlamak isteyen her dindar, bu kelimeyle itham edildi. Soner Yalçın’ın Efendi kitabıyla takiyye kelimesi aslında bir kez daha gündeme geldi. Ya da bu kitapla gündeme gelmesi gereken şeyin Sabetaistlerden çok takiyye kelimesi olduğunu düşünüyorum. Yıllarca takiyyeci diye dindarların maruz kaldığı ithamları kimlerin yaptığının daha iyi anlaşılması için önemli bir kitap. Kitap Sabetaycılarla birlikte İttihat Terakki’yi ve Osmanlı’nın yıkılışının hikayesini de veriyor. Bence kitaptaki asıl önemli olan da Osmanlı Devleti’nin yıkılış hikayesi
Yanıtla
28
20
Destekliyorum 
Bildir
sft26 17.05.2004
Soner Yalçın için yine bir çok kişi komplo teorisi ürettiğini söyleyecek ama şimdiye kadar hiç medyaya yansımamış bir olayı gün yüzüne çıkardığı için onu tebrik etmek gerekir.Kitabı aldım ve okudum.Soner Yalçın'ın çok tarafsız yaklaşımı ve akıcı dili okuyucuyu yormuyor.Ben Soner Yalçın'ı hem dizi konseptliği,hemde gazeteciliğini yürüttüğü bu dönemde böyle güzel bir eser çıkardığı için tebrik ediyorum...
Yanıtla
39
5
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
gok36 14.05.2004
Sebataycılar hemen her dönem Türkiye'de tartışma konusu olmuştur. Dönmeler diye de bilinen bu grup hakkında çok şeyler söylenmiştir. Bu çalışma bir aile özelinde olaya yaklaşmış. Bu grubun Türkiye'deki etkisi yadsınamaz; ancak güçlerinin ve etkilerinin olduğundan fazla gösterilerek, tabiri caizse şişirilerek güçlerine güç katılması isteniyor gibime geldi. Her taşın altından bunların çıktığı senaryolar, insanımızda bunlarla uğraşılmaz aman tüm kapılar bunlara açık olsun, nasılsa baş edemeyiz diye bir intiba uyandırılmaya çalışıldığı kanaatindeyim. Ancak genel itibarıyla okunmaya değer bir kitap.
Yanıtla
3
8
Destekliyorum 
Bildir
Y.D. 13.05.2004
Bu kitabı aldım ve okumaya başladım, ama açıkçası biraz önyargılı olarak. Zira kitabın Doğan Kitapçılık tarafından basılmış olması ve yazarın CeNeNe-Türk’te çalısıyor olması ister istemez insanın kafasında bazı soru işaretleri uyandırıyor. Kitap buzdağının sadece su üstünde görünen kısmını anlatıyor olabilir. Veya bu kitapta bahsedilen ve Türkiye’nin son 100-150 senesine yön veren malum kesimi bir tür aklama kampanyası da olabilir. Bakalım okuyunca neler çıkacak...
Yanıtla
23
17
Destekliyorum 
Bildir