Fransız Teğmenin Kadını
Fransız Teğmenin Kadını

Kitapyurdu Fiyatı: 422,40TL

124Yorum
suande
Kitapkurdu
30.03.2006
Bu kitap anlatılmaz okunur. Klasik bir ifade oldu ama bu cümleye gerçekten hakkını veriyor. Bizi 18. yy Victorya dönemine yolculuğa çıkaran yazar, günümüz dünyasıyla da aynı anda bağlantıda. Okuyucuyla adeta konuşuyor çoğu kez. Psikolojik tahlillerin sıkça yer aldığı romanda aşk sosyolojik açıdan ele alınıyor. İçinde bulunduğu toplumdaki sosyal katmanlar arasına sıkışıp kalan ve debelendiğine şahit olduğumuz Charles'ın saklı kalan, bastırılmış özgür ve gerçekçi ruhunun şahlanışı ve kendisini dönemin olası ağır yargısı içinde aşkın kucağında buluşu. Ama diyebilirim ki Charles günümüz insan suretli çoğu varlığın aksine mertlik örneği sergiliyor. Ve birden fazla sonuçlu olması gibi değişik özellikleri de var. Okuyalım, kitap okuyalım!
asliozbek
25.11.2005
'Bir edebiyat uyarlaması nasıl yapılmalı?' sorusuna verilebilecek en iyi cevaplardan biri olan 1981 yapımı John Fowles uyarlaması Fransız Teğmenin Kadını, yazarın farklı algılar ve farklı bakışlar için kaleme aldığı lirik (aynı zamanda vahşi) metnin benzersiz yansımasıdır. Çek asıllı sinemacı Karel Reisz'ın yönettiği, 'yazar yazarın dünyasını anlar' tezinden yola çıkarak Harold Pinter'ın senaryosunu yazdığı, Meryl Streep ve Jeremy Irons'ın başrolleri paylaştıkları film, iki ayrı dönemde geçen iki ayrı aşk hikâyesi anlatır bizlere. Fowles anlatısının 'düz olmaktan uzak' yapısı bir kez daha karşımıza çıkar burada ve iki dönem arasındaki slalomlarda izleyiciyi yoran bir görünüme kavuşur film. Öte yandan öylesine kendinizi kaptırıp gidebileceğiniz bir atmosfer yaratır ki yönetmen Reisz, iki oyuncusunun duyguları açığa çıkaran ve öykünün kahrediciliğini yüzleriyle yansıtan performanslarından da yararlanarak gözümüzü açar, anlamamızı kolaylaştırır. Beş dalda Oscar'a aday gösterilen Fransız Teğmenin Kadını, John Fowles'u anmak için defalarca izlenmesi gereken bir 'insanın gerçek yüzü' filmi kısacası...
SALTY
Kitapkurdu
01.05.2005
Okuduğum ve çok iyi diyebileceğim kitaplardan biri daha.Kitabın işlediği aşk o kadar değişik <br />farklı ki,şimdiye kadar okuduğunuz çoğu romandan farklı bir tad alacaksınız.İngilteredeki victorya devrinin tutkular üzerinde ki korkunç baskısını ve her şeye rağmen aşkların insana neler yaptırabileceğini<br />çok farklı bir şekilde göreceksiniz.
saint.
10.08.2003
Aslında kitabı ilk okuyuşumla son okuyuşum arasında yoğun bir görüş farkı vardı...buradan kitabı birden çok okuduğum anlaşılabilir. Bir erkek olarak bu kitabı karşı cinsi tanımaya başlayalı beri okuduğumu söyleyebilirim.iddialı bir cümle olabilir belki ama John Fowles’in, Charles’ın, benim ayrıca yakından tanıdığım iç dünyalarına girme fırsatı bulduğum onlarca erkeğin de bu kitabı benim gibi yaşayarak ve eskiden beri okuduklarını söyleyebilirim.

Bir şehir kurdum demiştim..içimde demiştim.. içimde kurduğum şehre yaraşan modern kadınlardan birinin hikayesini defalarca okumak insana monotonluktan çok uzak güzellikte yeni heyecanlar ve duygular yüklüyor... bazen olaylara Charles’tan çok farklı baktığımı demeliyim. Kendimi, kitabın boyutunun bir üst boyutunda bir şehir kurmuş olduğum için, kutladığım paragrafların da altını çizdim.

uzun süren bir zamanlar tartışmalarında; birine hediye etmeyeceğim, etsem de en çok zorlanarak vereceğim hediyenin ben tarafından altı çizilmiş ve karalanmış bir kitap olduğunu savunuşumu anımsadım. Bu kitap altını çizerek ilerlediğim ve her çizilen satırın sanki bir hafiyenin birinin izini sürüşü gibi delil niteliği taşıdığı bir kitaptı. Daha önce böyle kitaplar okumuştum. Ama daha önce bir kitabı hiç böyle okumamıştım. Değişik bir deneyimdi.

Sonra birkaç kitabı aynı anda okuyanlar ve bir kitabı okurken sanki o kitapta yaşıyormuşçasına günlük tevafukların oluşmasını işaret sayan okurlar gibi bu kitapla birlikte bütün okuduklarımı bu kitabın yorumu için kullanışımla izini sürdüğüm hikayenin daha kolay ve net ortaya çıkacağını düşündüm. Yanılmadım. İzini sürdüğüm hikayenin kime ya da neye ait olduğu bir muamma.. 1 kitabın bir çok sonu oluşu gibi hikayedeki yüzlerin de bir çok ayrı kişiye ait olduğu gerçeğiyle yüz yüzeydim kitabın sonunda.

Bazı paragraflarda kitapta Charles Sarah’a bakarken aslında sanki ben aynada kendi görüntümü görüyormuşum hissine kapılıyordum. Sarah bir resme modellik ediyor diye düşünürken ben zaten içimde çizdiğim Sarah resmine bir model bulduğumu –bir tek model bulduğumu- düşünüyordum.
Sarah’yı ilk görüşünün altını çizmişimdir.. sarah’yı anlatan çoğu paragrafın altını çizmişimdir. Bazen bir şiirle kesişen yerleri çizmişimdir. Ama elimde ne yeşil bir kalemim vardı ne de ortaya çıkan bir ve bir tek yüz. Bu yazıyı kitabı tanıtmak için yazmıyorum ben, Sarah’yı da tanıtamam... bu suya yazı yazmak olur. “Neden?” Diyor ya Charles en orijinal sahnelerden birinde (altını çizdiklerimde var.) ben bu yazıyı bir “neden?”in peşine düştüm diye yazıyorum.

Kimi buldum..diyemem.
“ sevgili gizemim” deyişini nasıl kıskandım...diyemem.. aşkın tarifinin nasıl da aşklarımın tarifiyle çeliştiğini..ama ben bunları demek için başlamıştım yazıya...
...
ben bu yazıyı böyle bir kızı sevdim diye yazdım desem...
böyle bir kızın gidişinin resmini çizdim desem..
....ve bu gidişe Haydar ERGÜLEN’in Eylül şiirini yakıştırdığımı ve resmin hemen altında bu şiirin olduğunu..
bazen yaşadıklarınızın başkaları tarafından yazılmış olması ne kadar gücünüze gidiyor bilemezsiniz.içinizde burkulan bir yürek.. sancıların en büyüğü..
...
bu kitabı çok kişiye tavsiye ettim..neden? bir erkek bir kadında ne arar sorusu için belki...belki içinde gerçekten benim vereceğim cevaplar yazıyordu.
.............
bu kitabı okumamı sağlayana sevgilerimi sunuyorum. Uzaktan ve yorgun bir sevişle seviyorum onu...gözlerinden öpüyorum... “kentim” diyerek...
“sevgili gizemim” demek isterdim...ama bunu kıskanarak küçülttüm içimde..ve bu kent çok büyük içimde..