"Da Vinci Şifresi" adlı bu kitap gerçekten harika bir kurgu üzerine yazılmış. Okumaya başlarken çok kalın, günlerce elimde sürüklenir bitiremem kaygılarını taşıyordum. Okumaya başlayınca bir an önce bitirebilmek için her fırsatta kitabı elime aldım. Sürükleyici ve heyecan verici. Okumaya başladığım ilk iki gün rüyamda inanın şifrelerle uğraştım. Çok etkilenmiştim. Okurken çok düşündüm. Acaba anlatılanlardan ne kadarı doğru, ne kadarı hayal ürünü diye. Acaba Sangreal Şövalyeleri gerçekten yaşamış mı? Onların böyle bir sırları var mı? Bunları şunun için söylüyorum. Ben, okumayan bir toplumda yaşadığımızı düşünürsek çok kitap okuyan bir kişi olduğumu söyleyebilirim. Buna rağmen bu kitapta birçok sır ve bilgi beni şaşırttı. Bir de az kitap okuyan insanların bu bilgilerle karşılaştığını düşünüyorum da aklının karışmaması mümkün değil. Harika bir kurgu ile yazılmış bu roman bana Yahudilik propogandası yapıyormuş gibi geldi. Şimdi bunu okuyanlar diyecekler: "Herşeyin altında bir art düşünce arıyorsunuz." diye. Elbette art düşünce aramak değildir amacımız ancak; özellikle altı köşeli İsrail yıldızının şifrelerde kullanılmış olması bir tesadüf değildir herhalde. Ayrıca roman türünün de (özellikle de bu tür romanların) bir misyonunun olduğunu hepimiz biliriz. Okuyucuya bir şeyler öğretmek ve onu aşılama düşünce hep var olmuştur. Bunu biz Tanzimat Edebiyatı döneminde kendi romanlarımızda da görüyoruz. Ahmet Mithat Efendi'nin böyle yazılmış pek çok eseri vardır. Tekrar dönelim "Da Vinci Şifresi" adlı kitaba. Roman sanatının en güzel örneklerinden birisi olduğu şüphesiz. Betimleme ve olayların anlatımı kusursuz. İnsan romanı okurken gözünün önünde bir Langdon ya da Yüzbaşı Fache canlandırabiliyor. Bu da gösteriyor ki yazarın anlatımdaki ustalığı ve kıvrak zekası sayesinde kurduğu şifreler ile roman harika bir senaryoya dönüşmüş. Herkese okunmasını tavsiye ederim.
Kitap anlatım yönünden çok sürükleyici ve maceralarla dolu ama yazar bunları ustaca kullanarak çok çarpıcı bir konuyu işlemiş. Bence Kutsal Kâse... Magdalalı Meryem... gibi lonular biraz saçma yazar kitap boyunca sırf bunları anlatmak için uğraşıp durmuş. Ayrıca semboller bilmem imgeler filan hep konunun gerçek olduğunu anlatmak için kullanılmış.<br />Ama yinede son zamanların en iyi eseri desek yalan olmaz...
Mantık kurmasını sevenlere hitap eden bir kitap. İnsanı günlük dünyadan alıp götüren, içinde yaşatan bir kitap. Dan Brawn'un üslübunu da gözardı etmemek gerekir. Okuyucuyu kendine bağlamasını çok güzel başarmış. Kendisine teşekkür ediyorum.
Da cinci'nin şifresi son zamanlarda okuduğum en iyi bilmsel macera kitabı.dilin akıcılığı konusunda hem yazar hem de çevirmen çok başarılı bence.herkesin okuması ve kitaplığında bulunması gereken bir kitap bence
Kitap hıristiyanlığı ve İncil i sorguluyor olsa da diğer dinler için de aynı şüpheler, soru işaretleri uyanmalı. Dinlerde, mezheplerde kişiler tanrılaştırılarak insanlar üzerinde güç kazanır savıyla hızla okunacak bir kitap.
tarih derslerinden nefret ediyorsanız ama tarihi bilmek istiyorsanız,resmi tarihin güvenilirliğini sorguluyorsanız işte size fırsat bir nefeste okuyacağınız ve yeni bir bakış açısı kazandıracak bir eser. keşke tüm tarih kitapları bu akıcılıkta ve estetikte olsa...kurgu harika,yazılanlar belgelere dayanıyor ve nefis çeviri...benzer eserler görmek temennisiyle...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsan okuduğunda neden bukadar konuşulduğunu anlıyor. Kitabı okurken araştıracak yeni yeni şeyler buluyorsunuz. Genel kültürünüze kültür kattıracak bir roman....
tek kelimeyle mükemmel bir kitap.tarihin efsunlu yollarında nefes almaksızın ilerliyorsunuz.kurgu ve anlatım daki suhulet ve gizemlilik romanı daha sürükleyici hale getiriyor.siyonizmin tarihihine ayrı bir işık tutuyor.bilinmeyen duayenlerini anlatması ve bu kişilerin dünyanın kaderinde önemli yer edinmiş kişiler olması ayrı bir cazibe oluşturuyor.okurken kendinizi bazen holywood un aksiyon filimlerinde bazende tarihin mistik havasını teneffüs ederken buluyorsunuz.böyle bir roman için dan brawn a teşekkürler.bu arada diğer kitaplarıda damak da aynı tadı bıraktığını söyleyebilirim...keyifli okumalar..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar tahrif edilmis Hristiyanliga ait olan sembol ve fenomenlerle hareket edip Siyonist bir ürün olan Israili bu heyecan yumaginda tüm okuyanlara sevdirmeye calismistir. Akici uslübu ve maceraci yönü okuyani bagliyor ve biran önce tamamlamak istiyorsunuz.
Sanki Hristiyanligi ve ona batil inanclari sokaklarin basinda Yahudi Hahamlar gelmiyormus gibi , birde bu iftiralarini DA VINCI nin yayginlastirilan itibarinin arkasina siginilarak kendilerini temize cikariyorlar. Hristiyanligi lahza ile kaleme alinan bu eser ayni zamanda Yahudiliginde yücelestirilmesidir. Bu manada sayin E.Özkök ün bu esere zamanla tekrar vurgular yapmasi manalidir.
Hz.Meryeme attiklari iftiralari dahi araya SIKISTIRIP okuyanin beynine kazimalari ise ihanetdir. Meryem Kuranda da belirtildigi gibi Tertemizdir ve Bakire olarak Mesih Isayi dünyaya getirmistir. Bunu Meryemi babasiz cocuk peydahlayan olarak ilk lanse edenler lanet Süleyman Tapinagi Hahamlaridir. Oysa Isa mesih mucizeleriyle onlarin inanclarini batil ediyor ve tek Allah inanmanin yolunu saglamlastiriyordu.
Önemli bir noktada Isanin DA vINCININ Resmine atfen , annesiyle evli oldugu ve simdilerde de yaygin bir iftirayla Isanin evlatlari vardi gibi gündem olusturarak Hristiyanliktan hinclarini almaktadirlar..
Papalik ve Hristiyanlar dost olarak sectikleri Yahudilerin tarihde neler yaptiklarina bakmaksizin birliktelikte bulunuyorlar fakat onlar ilk firsatda sirtlarina bindiklerini hancerlemeye alisiktirlar..
Çevirmenin güzel anlatımıyla orijinalindeki kadar akıcı olması sağlanan bu kitap insanın eline aldığında bırakamayacağı bir eser. Kitap sizi yüzyıllar öncesinden bugüne gelen bir maceraya çıkaracak. Kalınlığı okumayı sevmeyenler için korkutucu olsa da, insanın eline aldığında bırakamayacağı ve bir gün içinde bitirebileceği bir kitap bu. Alınmasını tavsiye ederim. İçinde çok ilginç bilgilerin bulunduğunu söylemem gerek. Dip not: 2006 da sinemalarda görebileceğiniz Da Vicni Şifresi filminde Robert Langdon rolünde Oscar ödüllü Tom Hanks ve ünlü Fransız oyuncu Jean Reno'yu göreceksiniz.
Hiç bu kadar sürükleyici bir kitap okumamıştım.Zorunlu ihtiyaçlarımın araya girmesi hiç bu kadar sinir etmemişti beni.Sayesinde açlığı bile unuttum.Ama gözlerim daha fazla dayanamadı.İnanılmaz bir kurgu.Tüm ayrıntılar bir yapbozun parçaları gibi kiabın sonunda tamamlanıyor ve ortaya çıkan o müthiş resimden aldığınız tadı ancak son parçayı koyan kişi anlayabilir.Soluksuz okuyacağınız bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaba başladığımda ilgi alanıma girmiyor sandım ama elimden bırkamayacak kadar yoğun bir tempoyla okudum.Her satırda şimdi bundan ne çıkaracak diye meraktan kendi kendime hayal gücümü bile kullandım ama olaylar beklediğim gibi değil olağan üstü heyecanlı gelişti.Macera filmi izlemkten daha zevkli.beğendim
bana göre dan brown hristiyanlığı çok büyük bir tehlikedeymiş gibi göstererek dünya genelinde büyük bir kaos ortamı yaratmanın hesaplarını yapan fakat özünde hristiyan olmayan bir topluluğun kalemidir. Okuduklarımızdan etkilenmememiz mümkün değil. Düşünmememizde mümkün değil. Fakat düşünce sistemimiz farklı yönlerde hareket etmeye başlıyor. Sonuç olarak hristiyanlığın zaten değiştirilmiş bir din olduğunu bu nedenle üzerinde tekrar insan elinin pek de masum olmayan elinin dolaşması pek farklılık yaratmayacaktır. bu nedenle ben dan brownu zaten yanlış olan bir düşünce sistemini yine yanlışlarla yüceltmeye ya da yermeye -ki bu tamamen size kalmış- çalışan satılık bir kalem olarak tanımlıyorum.
Kitabı sürekli bir deja vu hissiyle okudum O kadar çok son dönem Hollywood filmlerini andırıyor ki bir sonraki kareyi daha okumadan gözümün önünde canlandırabiliyordum. Tabi ki bu kitabın sürükleyici olduğu gerçeğini değiştirmez. Edebi olarak çok fazla beklenti içine girmeyin. Çerez niyetine alın okuyun...
ya inanın bu kitabın bu kadar tutulması beni o kadar çok şaşırttı ki.trt de ki gizem avcısı adlı saçma dizinin kitaba dökülmüş hali gibi bişey.enteresan yanı kitabı tek beğenmeyen kişi ben olmam.350.sayfaya kadar okudum ve sonunu getiremedim.kitapda tek ilgimi çeken oran.dişi arıların erkek arılara oranı v.s.
Bütün yaz boyu kimsenin elinden düşürmediği ve anlata anlata bitiremediği bu kitap, gerçekten de “her sayfası soluk kesici” dedirten bir kitap. Özellikle tarih meraklısıysanız, komplo teorileri çılgınıysanız, gerilim öyküsü severiyseniz bu kitap tam size göre ve son sayfasına kadar elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Bu romanda adı geçen tüm sanat eserlerinin, mimari yapıların ve gizli ayinlerin gerçek olduğu itirafıyla başlıyor bu kitap...
Dan Brown’ın diğer iki eseri “Melekler ve Şeytanlar” ve “Dijital Kale” isimli romanlarını da okursanız, yazarın bu gerilim yüklü kurgu işini harika yaptığına dair hakkını teslim etmek gerektiğini söylersiniz. Buna kuşkum yok. Yazarın bir kusuru varsa, giriş, gelişme bölümlerini oldukça uzun tutmasına rağmen (hemen hemen yukarıda adı geçen diğer eserlerinde de öyle) sonucu hem hayal kırıklığı uğratacak şekilde, hem de bir sabun köpüğü şeklinde veriyor olması... Roman hiçte hayal ettiğiniz gibi gelişmiyor. Daha doğrusu sonunu tahmin edemiyorsunuz ama sonucu okuduğunuzda hayal kırıklığı yaşamanız kuvvetle muhtemel.
“Da Vinci Şifresi”; Paris ve Londra’da, “Melekler ve Şeytanlar” Roma ve Vatikan’da, “dijital Kale” de Washington’da geçiyordu. Birinin bu yazara İstanbul’da geçen Bizans, Osmanlı eserleri arasında iz süren bir başka kitabı sipariş vermesi İstanbul’un tanıtımı ve meraklıların artması için müthiş olurdu...