Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yakın geçmişimize farklı açılardan bakmamıza olanak veren, yorulmadan okunan,ve herkesin de okuması gereken bir kitap.sadece konudan konuya geçmek bazılarını rahatsız edebilir,ama beni etmedi.
İnceleme-Araştırma yazılarının yazarlarının kitaplarını uzun zamandır okuyorum bu kitabıda çıkar çıkmaz hemen aldım. Bence Soner YALÇIN birşeylerin farkına varmamız için elinden gelen tüm belgeleri önümüze koymuş kitabını çok beyendim. diğer yorumlar gibi boş bir kitap olduğunu düşünmüyorum kitabı okumadan yorumlanmış olduğu belli kesinlikle okunmalı.
ilk ele alındığında hep aynı konu üzerinde devam edeceğini düşünmüşütm( akp hükümetinin yükselişi ve yalanları vs vs) ama çok kapsamlı konular işlenmiş.tarihler ve isimlerin çokulu akılda kalıcı olmuyor ama ilgi duyanlar için çok güzel ve kapsamlı bi eser..ayrıca çok akıcı elinize aldığınızda hemen bitiveriyor..
fazla söze gerek yok emeginize saglik sayin soner yalcin , yazilarinizin devamini sabirsizlikla bekliyoruz .anlamak istemeyenlere degil ,anlayanlara yazdiginiz bu bilgiler icin tesekkürler,herkese okumasini tavsiye ederim
Soner YALÇIN’ı severim. Daha önce diğer kitaplarından da Efendi 1-2’yi okumuştum. Sahip olduğu bilgiler ve olaylara derinlemesine inmesi beni etkiliyor doğrusu. Son kitabı diğerleri kadar iyi değildi ama. Sanki biraz zorlama yazılmış gibiydi. Hatta Hürriyet Gazetesinde çıkan köşe yazılarından okuduklarım arasında olanlardan bazıları bu kitaptaydı. Gelelim kitaptaki bilgilere:
Kitabın giriş bölümünde AKP üst kadrosunun türbanlı eşlerinin nasıl türbana girdiği ile başlıyor ve oldukça iyi yaklaşımlar var. Münevver ARINÇ( Öğretmen), Ahsen UNAKITAN(hukuk), Mehtap GÜLER(Meteoroloji), Gülten ÇİÇEK( Öğretmen), Semiya YILDIRIM( Öğretmen), Fatma Şeyda AKDAĞ(İlahiyat), Meserret EKREN(Eczacı), Zeynep BABACAN(Mütercim) ve diğer eşler üniversite okumuşlar ama hemen evlendirilip türbana girmişler ve çalışmamışlar. Yazar diyor ki: “Türbanlı kızlar üniversiteye gitsin, aydınlansın, toplumsal hayatın içinde yerlerini alsınlar” gibi hayatın gerçekleriyle örtüşmeyen romantik sözleri bir yana bırakalım. Türbanlı kızlarımız okulları bitince yine çalıştırılmıyor. Türkiye’de ilk türban eylemini yapan Ali BABACAN’ın halası Hatice BALACAN, hiç çalışmadı.”(s:19)
Sonuç olarak yazar, memlekette o kadar sorun varken türban meselesi ele alınmamalıdır diyor. Örtünmede kadının cinsel duyguları tetiklediği söylenir. Laf atan Müslüman erkeği değil de laf yiyen Müslüman kadını düzeltmek de neyin nesi? Fail ortada gezecek, meful zorlama görecek.
Milli Şairimiz Mehmet Akif ile çok ilginç satırbaşlarına yer vermiş yazar. Akif’in gençlik arkadaşı Neyzen Tevfik, çok içki içerlerdi. Akif kızına Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanımdan resim dersleri aldırdı. Ve M. Akif aslen Arnavut. (s:37-38-39-119)
Vatan Şairi Namık Kemal’in babası II. Abdülhamit’in müneccimbaşısıydı. Kemal de Padişaha karşı biri... İlginç...(s:46)
Said-i Kürd-i (ya da Said-i Nursi) hareketinden doğan Fethullah GÜLEN; Balkanlar ve Orta Asya ülkelerinde neden hiç okul açmamaktadır? (s:55-56)
Don Kişot’un yazarı Cervantes, İnebahtı Deniz Savaşı’nda bize karşı savaşmış ve esir düşmüş. Sol elini kullanamaz olmuş. Yaşamının beş yılını Türk esiri olarak Cezayir’de geçirmiş.(s:154)
“Atatürk’ün cenaze namazı kılınmadı” yalanı yıllardır söylenir. Halbuki cenaze Dolmabahçe Sarayı’nın en büyük salonunda kılındı. (s:243)
Atatürk, İsmet Paşa’nın çocuklarına neden mirasından pay vermiştir? Çünkü, İsmet Paşa o zamanlar hastaydı. Onun ölüp çocuklarının ortada kalacağını düşündüğü için pay vermiştir. Ve kendisinden sonra yerine Fevzi Çakmak Paşa’nın oturmasını istemiştir, bunu da Hasan Rıza SOYAK söylemiştir.(s:245)
Şeyh Sait İsyanından Madımak Olayına, Kurtuluş Savaşından Meşrutiyet yıllarına kadar geniş bir zaman anlatılıyor ve olaylar tanıklar bazında bize aktarılıyor. Soner Yalçın okumayı ben şöyle değerlendiriyorum: Kafanıza büyük taşları ( bilgileri ) doldurursunuz ve arada boş kalan yerler için de kum ( ayrıntı bilgi ) ihtiyacı doğar. İşte yazar bunu yapıyor.
her zamanki gibi soner yalçın belgeli bir şekilde bizi isim yolculuğuna çıkarmış.Kitabın sonlarındada günümüzde yapılan televole türü programların ne kadar yanlış olduğunu ve magazinciliğin nasıl olacağına dair ders vermiş.ne diyelim umarım okuyanlar anlamıştır.Her zamanki gibi çok güzel olmuş Soner Bey tebrik ederim.
bence kitap yeterince taraflı birşekilde yazılmış soner beyden daha objektif yakalşmasını beklerdim.ek olarak kitabın başında yer verdiği bilgiler bence türk milletinin hiç bir işine yaramayacaktır
Soner Yalçın her zamanki gibi çok başarılı ve ilginç bir konuda kitap yazmış. Babamın tavisyesi üzerine zevkle okudum. Ufkunuzu açacak tarzda. Mutlaka edinip okuyun.
kitap tamamen ticari kaygılarla hazırlanmış. kitabın adıyla içeriğinin alakası yok. bir iki olaya farklı yorum getirmiş siz kimi kandırıyorsunuz diye ilgi çekici bir ad bulmuş ama bu kitap sayın yalçının diğer kitapları gibi rağbet görmez. içerisinde gereksiz kimsenin işine yaramayacak yığınla bilgi mevcut. kitap sanki iki gazetecinin reklmanı yapmak için hazırlanmış havasında. soner yalçının her kitabını okdum ama bu kitabında hayal kırıklığına uğradığımı belirtmeliyim. kitap almaya değmez. okuyunca bir şey kazanamayacağınız gibi okumayınca pek bir şey kaybetmiş olamayacaksınız.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitabın ilk yarısı son dönemdeki olayları aydınlatmak ve anlamak için kullancabileceğimiz bilgilerle dolu..ilginç akraba ilişkileri ,cemaatler vb..İkinci yarısında ise sanki soner yalçın kitap biraz daha kalın olsun diye yazmış gibi duruyor..ilk kısmına nazaran çok sıkıcı ve zman alıcı oluyor..
tek taraflı bir kitap. nedense her taşın altından sağcılar çıkıyor soner yalçın'a göre. kendi tarafındaki insanlar sütten çıkmış ak kaşık. bir de patronuyla ilgili bir kitap yazsa güzel olacak. para kolay kazanılmıyor. zaman da öyle. tavsiye etmem.