Yolların Başlangıcı
Yolların Başlangıcı

Kitapyurdu Fiyatı: 292,25TL

Ürüne Git
151Yorum
müge
Bazen başkalarının hayatları çekici gelir insana. Aslında kendisininkinin aynısı olsa da değişikmiş gibi okunur.
Belki Amin Maalouf'a körü körüne bağlı biri olduğum için bu kitabını da diğerleri gibi çok beğendim. Aslında kitapta sadece yazarın ailesinin yaşadıklarını değil, o zamanda Osmanlı Devleti'nin ne durumda olduğunu ve halkın devletle olan ilişkilerini ve düşüncelerini de görmek mümkün. Hatta kişisel derslerin de çıkarılabilineceğini düşünüyorum. Bir de her zaman ilgimi çeken şey yazarın anlattığı, belki gerçekten yaşadığı bilmiyorum, yerlerdir ki Amin Maalouf bu kitabında da beni bu konuda tatmin etti. Şimdi kitaptaki hikayeyi anlatmak istemiyorum, kimsenin merakla okuma zevkine engel olmak istemem. Diyeceğim şu ki; Amin Maalouf sevenlere özellikle tavsiye ediyorum; sevmeyenlere de artık bir ucundan başlasınlar diyorum.
shirr
Bu kitabı tanımlayan en güzel cümlelerden biri kitabın ilk sayfalarında geçiyor ve kitabın ismini yalanlıyor "yollar bir noktadan başlamaz, herhangi bir noktasından ileri veya geri gidebilirsiniz". Zamanın içinde ileri ve geri sıçramalar ile dolu hikaye, genel akış kaçınılmaz bir şekilde ileri doğru olsada. <br />Şunu söylemiş olabilir mi acaba yazar; hayatı ileriye veya geriye doğru yaşayabilirsiniz. Ama kaçınılmaz olan öleceğinizdir. <br />Hikayeniz değerlidir.
gulgun7
Bu romanda yazar kendi ailesini, geçmişini, atalarını anlatıyor. Ailesinin parçalanışı yaklaşık olarak Osmanlı Devleti'nin parçalanışıyla aynı tarihlerde. Zaten Maalouf'un ailesinin göç etmesinin temelinde de ekenomik zorluklar ve sıkıntılar rol oynuyor.Yazarın Küba'dan Paris'e,Lübnan'a kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayılan köklerini arama mücadelesi de denebilir bu kitap için. <br />Dili için hiçbir şey söyleyemeyeceğim. Ben zaten bu yazarın anlatımını çok abartılı, zorlama mistisizme sahip buluyorum ve beğenmiyorum. Bunun da üslubunu beğenmedim doğrusu ama yine de okunur...<br />
adamyada
Bana göre Amin Maalouf'un en iyi kitabı.Bu romanda yazar kendi ailesini, geçmişini, atalarını anlatıyor. Ailesinin parçalanışı yaklaşık olarak Osmanlı Devleti'nin parçalanışıyla aynı tarihlerde. Zaten Maalouf'un ailesinin göç etmesinin temelinde de ekenomik zorluklar ve sıkıntılar rol oynuyor.Yazarın Küba'dan Paris'e,Lübnan'a kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayılan köklerini arama mücadelesi de denebilir bu kitap için.
Dili için hiçbir şey söyleyemeyeceğim. Ben zaten bu yazarın anlatımını çok abartılı, zorlama mistisizme sahip buluyorum ve beğenmiyorum. Bunun da üslubunu beğenmedim doğrusu ama yine de okunur...
KY-51044
Kitabın konusu yazarın kendi soyağacı olduğundan benim için yorucu bir kitap oldu.Çoğu zaman bırakmamak için kendimle mücadele ettim.Dili akıcı değil,konusu da tatmin edici gelmedi.Tanios Kayası,Doğu'nun Limanları ve Semerkant'dan hemen sonra bu kitabı aldım.Fakat diğer eserleri kadar lezzet vermedi.
cafecream
kitap başta sıkıcı gibi geliyor fakat aile bireylerini aramaya başladıktan sonra bir akıcılık kazanıyor diğer kitaplarında olduğu gibi yine harika
halil azak
Beni yolların başlangıcına,varoluşumun rastlantısal gibi görünen ama aslında bir bütünün parçası olan olayları araştırmaya itti.Dedelerimin resmini,ismini taşıdığım dedemin resmini bu kadar nasıl olup da merak etmemiş,araştırmamıştım.En azından hala hayatta olan ninelerime sorabilirdim.Ailemizle ilgili ne kadar az detay bilirsek o kadar çok kopuyoruz bağlarımızdan.Benim varoluşumda rol oynayan insanlarla neden konuşmamıştım.Bu kitabı okuduktan sonra ailemle konuşabilecek bir ortak konu buldum.Geçmişi anlatmaya hevesli bir ailemle olduğu için şanslıyım.Bu kitap belli bir ailenin tarhsel geçmişini irdelese de, aslında bir bakıma kendi ailenizin geçmişine uzanan kapıları da aralıyor.
nickimse
İlk önce yazarın semerkant kitabını okudum ve çok çok beğendim. Sonra bu kitabını aldım ancak sıkıcı geldi kitap. sırf bitirmek için okudum. arada sırada türklerle ilgili, tarihimizle ilgili bilgiler veriyor ve bunlar hoş. Yazar kendi ailesinin köklerine iniyor ve dedesinin babasından kendisine kadar olan olayları mektupların ışığında araştırıyor.
SALTY
Kitapkurdu
Maalouf'un en kötü kitabı diyebilirim.Doğunun limanları yada ölümcül kimliklerle karşılaştırıldığında tam bir fiyasko.Kendi ailesinin tarihçesini yazmaya çalışmış ancak bunu romanlaştırmaya çalışırken iyice karıştırmış herşeyi.Tavsiyem okumamanız yönünde.
Gökhan AĞRI
Amin Maalouf o akıcı ve okuyucuyu kitabın içinde bir kahraman yapan tarzını bu kitabında da hissettiriyor.. Çok beğenerek, ağır ağır, sanki onun kitabı yazarken yaptığı gibi ağır ağır okudum..<br />Eğer 150 yıl öncesi Lübnanında kalabalık bir ailede(belki de 'köyde' demeliyim) ya da Küba'ya doğru yol almak isterseniz kaçırılmayacak bir fırsat..<br />
Rusmir
Kitap, yazarın önceki yazdıkları kadar göz kamaştırıcı bir eser değil. Buna rağmen Amin Maalouf sizleri kitabı okuduğunuza pişman ettirmiyor. Kelimeleri iyi kullanabilme özelliğiyle bunu başarabildiğini söylesem yanlış bir noktaya temas etmiş olmam.

Amin Maalouf kökenlerine uzanrak döneme ışık tutmayı arzu etmiş olabilir veyahut kitabın arka kapağını hazırlayanlar kitabın bu yönünü vurgulamış olabilirler. Ancak, hiç de öyle kitabın arkasında tanıtımı yapıldığı gibi çarpıcı yorumlar getirmiyor dönemin Osmanlı'sına ya da ülkelerine. Vasatlığı aşamayan konuları çok güzel bir üslupla dile getirmiş olması da pek bir anlam ifade etmemiş. Çünkü kitabın sonunda eserin kahramanların yokluğunu hissedemiyorsunuz. Kişiliklerde derinlere inilmemiş olmalı ki bir türlü karakterlerle "duygusal" bir bağ kurulamıyor. İşin açıkçası bu bağa önem veren birisiyim.

Amin Maalouf, kendi ailesini birbirleriyle yaptıkları yazışmalar sayesinde takip etmiş ve anlatmış. Herhalde belgelere dayanmayan yorumları olmasa Amin Maalouf'un bu eserini hatrına rağmen okumamazlık edebilirdiniz.

150 yıllık bir dönemi aktarmaya çalışmış Amin Maalouf. Kitapta en ilginç bulduğum olgu aile bireylerinin sürekli dış ülkelere göç etmesi ve ana vatan ile alan bağlarını kolayca koparabilmeleri oldu. Empati yaptığınızda bu durumun derin sorunsallarla çepeçevre sarılmış olduğunu fark ediyorsunuz. Düşünsenize bir, doğduğunuz ve büyüdüğünüz bir çevreyi bir şekilde silip atabiliyorsunuz. Bana korkunç bir olaymış gibi geliyor.

İkinci ilginç bulduğum olgu, Amin Maalouf'un atalarının ve kendisinin yaşadığı çevrede Katoliklerin ve Protestanların birbirlerini düşman ve "kafir" olarak addetmeleri. Kafir kelimesini tırnak içerisine aldım; çünkü kitapta böyle bir kelime geçmiyor. Ama insanlar birbirlerine o kadar anlayamadığım bir şekilde yaklaşıyorlar ki en açıklayıcı ve kapsayıcı tanım bu olsa gerek. İki dini grup ve onların içerisinde bulunan küçük takımlar birbirlerini hiç de hoş karşılamamışlar. Ben bu mezheplerin pratikte birbirlerine böyle baktıklarını Doğu'da bilmezdim.

Kitap yaşamdan gerçek bir kesit sunarak oluşmuş. Amin Maalouf sevenler her unsura rağmen -benim gibi- hoşgörüyle ve sonunda sabırla karşılayacaklar bu kitabı.