aytmatov'un mükemmel kalemının konustugu bır eser , tek kelımeyle mukemmle, harıka bır kuramsallık. ılgılenenler için yeni yazarlardan olan fakat son derece başarılı bulduğum ve bu kitaba benzerlık tesbıt ettıgım furkan semik'in yufesta ile şibenza sını okumasını tavsiye ederim.
Cengiz Aytmatov bir güne tüm hikayeyi sığdırarak çok akıcı ve ilgi çekici bir şekilde yazmış.Mutlaka okunması gerektiği kanaatindeyim.Bu kitabı okuduğumda özellikle mankurt efsanesi çok ilgimi çekmişti.
Cengiz Aytmatov'un tekrar tekrar okunabilecek muhteşem romanı...Bozkırda solup giden hayatlar...Abutalip Kuttubayev'in idealist öğretmenin ideolojik nedenlerle trajik ölümü...Cengiz Aytmatov'un bu kitabı yazmaktaki amacı çok manidar: Milletini mankurtlaşmaktan kurtarmak...Nayman Ana efsanesi ve Mankurt meselesi çok önemli...Kitabın temel mesajı orada veriliyor..Kesinlikle okunması gereken bir şaheser...
iki kız çocuğu farklı çevre ve ailelerden gelir ve hayat onları buluşturr.ve birlikte yol almaya başlarlar.bu yol nasıl bir yol mu? okumalısınız..<br />bence tek kelimeyle harika bir eser.......
Gün Olur Asra Bedel'de Dostoyevski'ye selam çakan üslubunu görüyoruz ve bunu seviyoruz Yakın kültürler arasındaki etkileşim ve tabii ki Türki Cumhuriyetler üzerindeki Sovyet hegemonyasının Dostoyevski'den bir asır sonrasına yansıması var satırlarda.
Bu kitap genel itibariyle demiryoluna yakın, ıssız, yıllar içinde çekilene kadar Aral gölü kıyısında, kış ve yazları çok sert geçen Kazak topraklarındaki Sarı-Özek bozkırında bulunan Boranlı istasyonunun yakınındaki birkaç evde yaşayan bir avuç insanın romanıdır. Burada yerleşik olarak bulunan birkaç insan haricinde, sürülerek, göç ederek ve bu gibi sebeplerle gelen ve pek fazla kalmayanlar da vardır. Erkekli kadınlı olarak demiryolu ile ilgili işlerde çalışan bu insanların çoğu bir yandan geleneksel yaşantılarına devam çabasında iken, diğer yanda uzayda insanlık harici bir medeniyet keşfeden Amerika-Rusya kozmonotlarına, akıl almaz sorgulama yöntemleri olan KGB'ye, Sabitcan ve Yelizarov'un anlattıkları ilginç bilimsel gelişmelere ve tarihi olaylara anlam vermeye çalışmaktadır.
Boranlı'nın ilk sakinlerinden Kazangap'ın ölümünden sonra, kadim arkadaşı Yedigey Cangeldin onu vasiyeti üzerine eski toprakların gömüldüğü Ana-Beyit mezarlığına defnetmekte kararlıdır. Kazangap'ın hediyesi heybetli deve Karanar'ın sırtında mezarlığın yolunu teperken maziye dalar ve 'asra bedel bir gün' ü yaşar. Kitap da aslen buradaki anlatımlardan doğuyor.
Kazangap'ın yatılı okulda büyümüş, şehirli, kibirli, insani değerlerden uzaklaşmış ve boşboğaz oğlu Sabitcan, Yedigey'in sevgili eşi,her işe koşan, anaç Ukubala, güler yüzlü, geniş vizyonlu öğretmen, eski partizan Abutalip ve mecburiyetlerin boyunduruğunda biraz ürkek biraz hüzünlü, narin eşi Zarife, bu ailelerin çocukları ve diğerleri...
Kitapta yer yer çarpıcı hikayeler var. Hem karakterlerin, hem mekanların, hem hayvanların hikayeleri... Geçmişten günümüze olan bir yelpazede sunulan birçok farklı konu ustaca harmanlanmış. Vahşi Juan-Juan'ların iç acıtan mankurtlaştırma işkencesi. Zamanında sanırım Tarık Tarcan'ın oynadığı bir film de vardı bu durumla ilgili. Nayman Ana öyküsü diye geçiyor.
kitabın başları belki biraz sıkıcı ama sonrasında elinden bırakamayacağınız kadar çarpıcı ve sürükleyici. Kitapta bir günün anlatılması ise daha ilginç. Ayrıca Stalin dönemine ve o dönemde yaşayan Türklerin sıkıntıları na da yer veriyor. Herkese tavsiye edebileceğim harika bir Aytmatov klasiği. Eski efsanelere yer vermesi eseri daha etkileyici kılıyor. Yalnız bu kitaptan sona Cengizhana küsen bulut kitabını da okumanızı öneririm devamı niteliğinde.
Hani bazı kitapları okuduktan sonra hala içindeymişsiniz gibi hissedersiniz.. Aynen öyle... Çok ilginç, etkileyici, kesinlikle okumaya değer bir kitap...
"gün olur asra bedel" benim bu yazardan okuduğum ilk kitap .bir insanın bütün bir yaşamını bir günde anlatmayı çok büyük bir ustalıkla başarmış. hem de okuyucuyu hiç sıkmadan.( bu yönüyle bana adalet ağaoğlu nu hatırlattı_dar zamanlar üçlemesi)özellile nayman ana nın hikayesi çok etkileyiciydi .çok akıcı ve dilinin sadeliği de belirtilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Hani bazı kitapları okursunuz da ardından: "Bu kitap benim hayata bakışımı değiştirdi!", dersiniz ya işte öyle bir eserdir Gün Olur Asra Bedel. Bir isyanın romanıdır da diyebilirsiniz. "Mankurt" kavramını konuşturan ve kitabı okuyan herkesin lugatına güzelce yerleştiren bir eserdir.
"Günlerimi hür yaşadım toylarda şölenlerde......Vaktim gelince açmak için gonca oldum, bekledim,işte vakit geldi,goncanın açtığı gündür bugün."<br />Biriktirecek paradan başka birşeyi olmayan günümüz insanının okuması gereken bir eser.
Kitabı okurken eliyle başını yoklayan, etrafına birşey ararcasına bakan birini gördüyseniz ya da kalkıp aynaya bakan.. bilin ki nayman ananın mankurt oğlunu okuyordur ve hikayenin içine gömülmüş kendinden geçmiştir...<br />Deve sırtındaki bir seyahate bir ömrü sığdıran ve ideolojilerin acımasızlığını ince bir edebiyatla tasvir eden bu romanının Aytmatovun en bilinen ve beğenilen eserlerinin başında gelmesi tesadüf olmasa gerek..
Başlarda biraz sıkılabilirsiniz ama güzel bir eser.Fakat sonu biraz garip eğer uzay istasyonu kurulmasaydı ve mezar istenen yere gömülseydi daha güzel olurdu bence.
kitabı okurken çok sıkıldım ama kitabı bitirince aslında kitabın güzel sayılabileceğini anladım<br />yazarı bu kadar şeyi birleştirebildiği için tebrik etmek gerek