doğruyu söyleyen dokuz köyden kovulurmuş. emin çölaşan ın yaşadığı durumda bundan ibaret. o gerçekleri savundu. susturulmaya çalışıldı ama olmadı. kovuluşunun detaylarını kitaba dökmekle en güzelini yaptı. yanındayız emin abi.
her zamanki gibi kaynaksız suçlamalar ya da uydurma örneklerle yazılmış bir kitap. hürriyetten kovlunca en iyisi bir kitap yazayım da boş durmayayım diye yazdığı boşşş bir kitap. vakit ayırmayın derim. ben çok üzüldüm ayırdığıma.
Bu kitabı okudum, zaten bir oturuşta okuyorsunuz. Akıcı, muhabbet eder gibi bir dili var, elinizden bırakamıyorsunuz. Medyada bazı dolapların döndüğünü hissettiğimizde, kendimizi paranoyak olmakla suçlamamızın tümüyle yersiz olduğunu gösterdi. BU ÇALIŞMA, BİLİNEN VEYA TAHMİN EDİLEN PİSLİKLERİN KİTAP HALİNDE YAZIYA DÖKÜLEREK ÖNÜMÜZE GELMESİNDEN İBARETTİR. Emin Çölaşan; sen ve senin gibi daha niceleri SANMAYIN Kİ, SON ATIMLIK KURŞUNUNUZU ATTIKTAN SONRA YOK OLUP GİDECEKSİNİZ. MİLLETİMİZ DOĞRUYU BULACAK VE SİZ ve SİZİN GİBİ DOĞRUYU HER NE PAHASINA OLURSA OLSUN HAYKIRAN DAHA NİCE VATANSEVERİMİZ TEKRAR LAYIK OLDUKLARI YERLERDE DAHA DA BÜYÜYEREK HALKIYLA BERABER OLACAKTIR.
Böylesi bir kitabı yazdığı için çok sevmeme rağmen Emin Çölaşanı eleştirmiştim. Okudum bitirdim ve hala bana bir "kin kusma" kitabı gibi geliyor. Fakat kesinlikle okunası ve medyanın ne olduğunu gözler önüne seren, belgelere ve tanıklara dayalı bir belgesel kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.
Medya dünyasının karmaşık ilişkileri...Temelinde korkunç çıkar paydalarının yattığı ve bu çıkarın bittiği anda feryat figanın birinin bin para olduğu karmaşık bir dünya. Örneğin Emin Çölaşan halka neyi ve kimi neye dayanarak şikayet ediyor? Oysa halkın gerçek gündemi çok başka...
Piyasada ve medyada olup bitenleri öğrenmek ve fikir sahibi olmak için iyi bi kitap.Gerisi ise insanın kendi yorum ve mantığına kalmış.Elinize geçerse okuyun bence.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
önyargılı boş laflar etmek yerine okunması ve toplum-siyaset-piyasa bağlamında iyi değerlendirilme yapıldıktan sonra daha gerçekçi eleştirilmesi gereken bir kitap. elbette beğenmek zorunda değilsiniz ancak kulaktan dolma bilgilerle bu kitabı eleştirmek yerine okumanızı tavsiye ederim, ben okudum ve zaten biraz biraz belli olan çarpıklıkların iç yüzünü daha iyi kavardım. hiç de kar,prestij veya öc alma kaygısıyla yazılmamış.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
cesaret isteyen bir yazıdır, bilinenler ve gerçekler söylenmelidir.<br />atatürk'ün dediği gibi "gerçekleri söylemekten korkmayınız"<br />medya'nın arka yüzünü gösteren sürükleyici bir kitaptır.
üst yönetimle olan çekişmesini siyasi bir partiye mal edip bundan maddi çıkar sağlamayı başarmış görünüyor emin çölaşan... baksanıza kitabı çok satanlar listesine girmiş bile... ama bu fazla uzun sürmeyecek. halk bu zihniyeti zamanı gelince kovacak. sonra yine diyeceksiniz. kovulduk ey halkım unutma bizi.. ama o zaman halk sizi çoktan unutmuş olacak. kitabın ne edebi açıdan ne siyasi açıdan ne de başka bir açıdan hiçbir değeri yok. sadece kağıdı para eder. bu kitaba ona göre paranızı verin. birine hakettiğinden fazla değer verirseniz size hakettiğiniz değeri vermezler... biline!
emin çölaşan ne zaman doğruları yazmış ki şimdi yazsın<br />bana kimse sansür yapamaz diyordu şimdide bütün yazılarım sansürlendi diyor hangisine inanalım hiçbirine inanmıyorum... ama gazetecilik adına kimlerin ne yaptığını yazıyor bu utanç verici
Kitabını elime aldım ve 3 saat içinde okuyup bitirdim. Köşe yazarlığı döneminde de her fikrine katıldığımı söyleyemem ama yazılarını hep takip ettim. Son kitabında zaten bizim tahmin edebildiğimiz karanlık hikayeleri bizimle paylaşmıştır. Kitabı almadan önce bir önyargım vardı, Hürriyete, Aydın Doğan'a verip veriştirmek için intikam için yazdığını düşünmüştüm, madem bu kadar kirli (kirlenmiş) bir (dev)gazete vardı Türkiye'de yıllardır neden göz yumdun diyecektim ki, Emin Çölaşan'ın kitabında bu sorularımında yanıtlarını buldum. Tebrikler Emin Çölaşan, seni hep onurlu bildik ve öyle bilmeye devam edeceğiz.
Emin Çölaşan'ı gazete yazılarından tanıyorum. Beğendiğim yazılarının yanında beğenmediğim yazıları da vardır. Ancak bir yazarı veya gazeteciyi bir tek yazısına göre değerlendirmiyorum. <br />Bu kitap, Hürriyet Gazetesi ile özdeşleşmiş bir yazarın kovulduktan sonra kaleme aldığı ve basın-yayındaki iğrençliği gözler önüne seren bir belgesel. Türkiye'de gerçek manada bağımsız gazeteciliğin ne boyutta olduğunu daha iyi anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap. İşte patronun istediğini düşünüp yazmayan bir yazarın sonu!..
Kitabın kapağı ve adı itibariyle para kazanmak için yazıldığı izlenimine kapılmıştım. Aslında bu kitabın yapacağı 20 baskı ile Aydın Doğan'dan alacağı 20 yıllık maaşı karşılayabilir diye düşünüyorum Emin Çölaşan'ın. Fakat bundan önce Aydın Doğan'ı neden eleştirmediğini de gerçekten merak ediyorum. Yani bu kadar taraflı bir medya patronunu şimdiye kadar neden ifşa etmedi de şimdi işinden uzaklaştırılınca yerin dibine soktuğuna da anlam verebilmiş değilim. Kitabın siparişini verdim ama fazla bir beklentim de olmayarak verdim açıkçası..
Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki , kitap akıcı ve tek okumada bitirilebilen bir dile sahip.Bu yüzden herkes tarafından okunabilir ve bilgi sahibi olunabilir. Daha sonrasında Emin Çölaşan sivri bir yazar ve doğal olarak da seven bir kitlesi olduğu gibi sevmeyen bir kitleside pek tabi vardır.Bu kitapta 30 yıllık macerasından daha çok Çölaşan-Özkök-Doğan üçgeninde geçen olayları anlatılmaktadır (ya da sadece Çölaşan-Özkök ilişkisi) Ben kitabı beğendim çünkü bir büyük gazetenin genel yayın yönetmeninin iktidarın isteği doğrultusunda bir yazarla yaptığı muhabbetler gerçekten türk basınının içler acısı halini gösteriyor.İktidarı hoşnut et,patronu öv,maliye bakanı ve başbakanı eleştiren yazılar yaz,seçime kadar izne ayrıl gibi teklifler iktidar ile ticari ilişkileri düzletmek için yapılan çabalar HÜRRİYET'e ve Ertuğrul Özkük'e karşı bakışımı artık netleştirmiştir. Kitap gerçekten Çölaşan'ın dediği gibi "Bir Medya Belgeseli"dir.Ve bir marka yazara yapılan baskının ve ahlaksız tekliflerin gözler önüne serilmesidir.
Emin Çölaşan, Hürriyet gazetesindeki köşe yazarlığına son verilmesinden önce de, bizzat kendisi bir olaydı.
Hürriyet ile ilişiğinin kesilmesinin önemini anlamak için hem Çölaşan'ı, hem de işine son verildiği sıradaki Türkiye'yi, Türkiye'deki medyayı, medya-iktidar ilişkilerini irdelemek gerekir... Emin Çölaşan sıradan bir gazeteci, sıradan bir köşe yazarı değildir... Mesleğe muhabirlik ile başlayan, röportajlarla devam eden, bileğinin hakkıyla köşe sahibi olan bir yazardır.
Dürüsttür.. çalışkandır.. büyük harflerle GAZETECİDİR.. belgelere dayalı olarak yazar. Yolsuzlukların.. haksızlıkların.. politikanın yozlaştırılmasının.. dinin siyasete alet edilmesinin amansız düşmanıdır.
Yaşamı, ilişkileri, duyguları, düşünceleri yazılarında, kitaplarında tümüyle okura aktarılır... Atatürk´e ve onun ilkelerine aklıyla bağlıdır... Kendine özgü bir okur kitlesi oluşmuştur... Bugüne kadar toplam 16 kitaba imzasını atmıştır. Hemen aklıma gelenler arasında şu kitaplarının isimlerini sıralayabilirim: 24 Ocak Bir Dönemin Perde Arkası, Yalçın Nereye Koşuyor, Muhteşem İkili, Turgut´un Serüveni, Ah Refah Vah Refah, Tarihe Düşülen Notlar, Önce İnsanım Sonra Gazeteci, Böyle bir yazarın, her fikre, her görüşe yer verdiği iddiasıyla "süpermarket" anlayışına sahip olduğunu belirten ve Türkiye'nin en çok satılan gazetelerinden biri olan Hürriyet'le ilişiğinin kesilmesi önemli bir olaydır... Türkiye, AKP iktidarının hem Meclis'i hem de Cumhurbaşkanlığı'nı denetleyeceği bu dönemde, her türlü siyasal özgürlükle birlikte medya özgürlüğünün de tehlikede olduğu bir noktaya gelmiş görünüyor. Emin Çölaşan´a geçmiş olsun... Saygılarımla