Vahdet-i Vücûd düşüncesi, İslâm metafiziğinin en derin ve en tartışmalı öğretilerinden biridir. Bu eser, söz konusu öğretinin klasik yorumlarını yeniden ele almakla yetinmeyip, onu yeni kavramlar ve özgün bir metafizik bakış açısı çerçevesinde yeniden inşa etmeyi amaçlamaktadır.
Eserin merkezinde yer alan “Sübût”, “İmkân” ve “Öteki-Olmayan” kavramları, hem gerçekliğin yapısı, hem Tanrı’nın hakikati hem de Tanrı ile âlem arasındaki ilişki hakkında yeni bir perspektif sunmaktadır.
Eser, klasik ontolojik şemaların sınırlarını özellikle Porphyrios Ağacı üzerinden tartışmaya açmaktadır. Tanrı’nın bu hiyerarşiye ait olamayacağı ve zâtların tümeller üzerinden düşünülemeyeceği gibi metafizik problemler ele alınmaktadır. Bu nedenle çalışma, Porphyrios Ağacı’nın aslında “zâtî tümeller” değil varlığın mertebeleri üzerinden anlaşılması gerektiğini savunmaktadır.
Bu çerçevede eser, Porphyrios Ağacı’nda kullanılan ontolojik ayrımların “Varlık Mertebeleri” teorisiyle nasıl uyumlu olduğunu göstermekte ve böylece söz konusu hiyerarşinin gerçek metafizik temelinin varlığın mertebeleri olduğunu ileri sürmektedir.
Bu çalışma ayrıca, İbnü’l-Arabî ve Sadreddîn Konevî çizgisindeki Ekberî mirası modern kavramsal hassasiyetlerle birlikte yeniden düşünme teşebbüsü olarak da okunabilir. Özellikle “Öteki-Olmayan” kavramı etrafında şekillenen yaklaşım, Tanrı’nın ötekisinin bulunmadığı fikrini merkeze almaktadır. Bu teori, diğer mevcûdların Tanrı’nın dışında bulunmalarını imkânsız kılmaktadır. Bununla birlikte bu mevcûdlar Tanrı ile özdeş de değildir.
Bu sebeple eser, kelâmcıların Tanrı’nın sıfatları hakkında kullandıkları “ne ayrı ne de gayrı” ifadesinin bütün mevcûdât için de geçerli olduğunu ileri sürmektedir. Bu ifade ise, Ekberî gelenekte merkezi bir yere sahip olan “tecellî” kavramının metafizik karşılığını açıklayan bir formül olarak yorumlanmaktadır.
Böylece bu eser, Vahdet-i Vücûd düşüncesini yalnızca yorumlamakla kalmayıp, onu yeni kavramlar ve yeni bir metafizik perspektif içinde yeniden düşünmeye davet eden bir deneme sunmaktadır.