Serhat Kaya, yazılarına, romanlarına çok değer verdiğim bir yazar, bu neslin en iyi yazarlarından. Serhat Kaya romanları, kendilerini zevkle okutmanın yanı sıra yerellikten çok genel insan davranışlarının izini sürerek edebi bir panorama yaratıyor.
Zülfü Livaneli
Federico García Lorca'nın söylediği gibi:
"Bu dünya beni boğuyor ama susmak en ağır zincir."
Mateo Viento, yıllarca sustu. Annesini, babasını, ülkesini, aşkını, öğrencilerini, denizdeki dostunu sustu. Bu roman, hepimizin içinde taşıdığı derin boşlukları içeriyor. Uçurum'u yazarken Asturias'ın bozuk yollarında haftalarca yürüdüm. Cudillero'nun uçurumunda durdum, rüzgâr yüzümü keserken Mateo'nun gözyaşlarını gözyaşlarımdan ayırt edemedim. Luarca limanında, uzak ufukların boşluğuna doğru baktım, Salamanca'nın eski meydanında yere düşen bir çiçeğin toprağını öptüm. Adımladıkça daha iyi anladım; hikâye bir döneminin İspanya'sında insanların yaşadıklarına işaret ediyor, ama aslında tam şu anda, her birimizin içinde tekrar yaşanıyor. Uçurum, hepimizin, kendimizden bile sakladığımız susmaların bir özeti gibi. "Yaşamak ve ölmek" arasında yapılacak bir tercih, sizin de bir gün yapmak zorunda kalacağınız bir tercih olabilir. Sayfaları çevirin ve Mateo'nun elini tutun. O, henüz kararını vermedi.
Belki siz de vermediniz.