Gidecek bir yer olduğunu sanmak, modern insanın kendine söylediği en konforlu yalandır. Oysa insan, kaçtığı her yangına, sığındığı her resmî evraka kendi yangın yerini de taşır.
Tren Gitti - Ben Durdum, varılacak bir hedefi değil; adımların bittiği, sessizliğin bir pranga gibi bileklerde yerleştiği o mutlak anı anlatıyor. Bir çocuğun ayağından fırlayan tek bir ayakkabının, bir mezarın üstünde yan yatan sapı kırık kırmızı bir kovanın ve bir odada elektrikler kesildiğinde sığınılan o mekanik uğultuların gölgesinde büyüyen bir vicdan muhasebesi bu. İnsanın hayata karşı takındığı o donma, felç olma ve seyirci kalma hastalığının dürüstçe ifşa edilişi.
Bijone Vidda, 186 sayfalık bu yoğun anlatıda, kelimeleri israf etmeden, bağırmadan ve süslemeden insan ruhunun o görünmeyen, taşıdıkça yürüyüşü yavaşlatan yüklerini önümüze seriyor. Kar toplarının zamana çarptığı, itirafların eski balıkçı masalarında kılçık gibi ayıklandığı bu novella, okuyucuyu sahte aklanmaların uzağına, o ıslak taş peronun dürüstlüğüne davet ediyor.
Tüm sahte kurtuluş mektuplarını yırtıp atanların, toplumsal normların bağcıklarını söküp çöpe bırakanların ve en nihayetinde kendi içindeki o karanlıkla barışarak ayakta kalmayı seçenlerin ebedi hikâyesi.