Doğrusunu söylemek gerekirse bu konudaki araştırmalarımızı ilk yapmaya başladığımızda zikrin böylesine canlı, rengârenk ve apayrı bir dünya olduğunun farkında değildik. Zikir hakkında araştırmalarımızı sıklaştırdıkça hayret ve şaşkınlık içinde kaldığımızı itiraf etmeliyiz..
Böyle bir alemi ve de böyle bir nimeti neden bu zamana kadar fark edemedik? Sonra tanıştıkça bu ülfet ve muhabbetimiz gitgide arttı. Zikir
ile alakalı notlarımızı her bastan okuduğumuzda kalbimizin heyecanlandığını ve ayrı bir tat aldığını hissettik. Gerçekten ama gerçekten zikiriz geçip giden vakitlerimize çok acıdık..
Sehl ibn Muaz ibn Enes babasından naklettiğine göre Adamın birisi Hz Peygambere: “Ey Allah’ın Resulü! mükâfat bakımından, mücahitlerden derecesi yüce olan hangisidir?" dedi. Resulullah "Allah’ı en çok zikreden.' buyurdu. Adam "Allah katında oruçlulardan ecri en çok olan kimdir?" deyince; Allah Resulü:"Allah’ı en çok zikreden" dedi. Sonra adam namazı, zekâtı, haccı ve sadakayı söyledi, her seferinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Allah’ı en çok zikreden" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Hz. Ebubekir, Hz. Ömer'e söyle dedi:"(Baksana!) zikredenler bütün hayırları alıp götürdü." Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'de "Evet" diye karşılık verdi.(imam Ahmed, Müsned; 15614)