Okuduklarımız yalnızca tarih midir, yoksa inancın dönüşüm hikâyesi mi?
Mitoloji, dinlerin görünmeyen hafızası olabilir mi?
Yıllar boyu sürgün yollarında savrulan, vaat edilmiş topraklara ulaşabilmek için çöllerin sessizliğinde var olma mücadelesi veren bir ulusun hikâyesidir bu. Efsaneler aracılığıyla kimliğini koruyan ve tarih sahnesinde yeniden şekillenen bir halkın çarpıcı anlatısı…
Kutsal metinlerde anlatılanlar gerçekten bütün hikâye midir?
Yüzyıllar boyunca hahamların, bilginlerin ve anlatıcıların dilinde yaşayan; kutsal metinlerin satır aralarında saklı kalan sayısız efsane, yorum ve gizli anlatı… İnsanlığın yaratılışından tufana, peygamberlerin bilinmeyen mücadelelerinden meleklerin göksel tartışmalarına kadar uzanan bu büyük anlatı geleneği, dinî tarihin görünmeyen yüzünü oluşturur.
Ünlü bilgin Louis Ginzberg, Yahudi geleneğinin binlerce yıl boyunca şekillenmiş midraşik hikâyelerini, Talmud yorumlarını ve apokrif rivayetlerini bir araya getirerek benzersiz bir eser ortaya koyuyor. Dağınık hâlde bulunan yüzlerce kaynağı ustalıkla birleştiren bu çalışma, yalnızca kutsal anlatıları yeniden aktarmakla kalmıyor; onların ardındaki mitolojik hayal gücünü ve düşünsel dünyayı da gözler önüne seriyor.
Bu kitapta: Âdem’den Musa’ya uzanan anlatıların bilinmeyen ayrıntılarını, Peygamberler, melekler ve kadim varlıklarla örülü kozmik dramı, Mit ile kutsal tarih arasındaki ince sınırı, Dinî geleneğin nasıl yaşayan bir mitolojiye dönüştüğünü keşfedeceksiniz.
Yahudi Mitolojisi, yalnızca geçmişin efsanelerini anlatmaz; insanın kutsalı anlama çabasının, hayal gücünün ve inanç tarihinin büyük hikâyesini sunar.
Yahudi mitolojisi, sizi yalnızca efsanelerin sembolik dünyasına adım attırmakla kalmaz; aynı zamanda bu anlatıların kendisinden sonra ortaya çıkan dinlerin metinlerinde nasıl yeniden şekillendiğini, hangi anlam katmanlarıyla yeniden üretildiğini ve sonraki inanç sistemlerinin dokusuna nasıl sızarak onları içeriden dönüştürdüğünü de açık biçimde gözler önüne serer.