1.Dünya Savaşı sırasında Kafkas (DoÄŸu cephesi) ve diÄŸer cephelerde Mehmetçiklerden 60-65 bin kadarı Rusların eline esir düşerken bunların çoÄŸu ülkenin iç kesimlerine ve bir kısmı da Sibirya’ya sevk edilmiÅŸtir.  1917 Ekim devriminin ardından İtilaf Devletlerinin de isteÄŸiyle Japonlar Rusya’nın Baykal Gölü’ne kadar olan bölümünü iÅŸgal edince Türk esirler bu kez de Japonların eline düşmüştür. Ancak karşı ittifaklarda da olsa Japonlar Osmanlı’ya yol ücreti olan 48 bin poundu göndermesi durumunda esirlerini gönderebileceÄŸini iletir. Ancak bu dönem Osmanlı’nın Mondros’u imzaladığı yani can çekiÅŸtiÄŸi bir dönemdir. Ancak 1919 yılının sonunda esirler için gerekli parayı tedarik edebilir ve İngiliz hakimiyetindeki Osmanlı Bankası’na yatırır. Ancak İngilizler gelen esirlerin KurtuluÅŸ Savaşı’na katılacağının düşünerek yaklaşık 1 yıl bankada parayı tutarak Osmanlı’yı ve Japonları oyalar. Milletler Cemiyeti’nin ve Japonya ve baÅŸka devletlerin de çabaları ile para nihayet Japonlara aktarılır. Ve Heymeymoro adında bir ÅŸilep hazırlanarak 65 cm aralıklarla  yapılan yataklarla 1.032 Türk esirini İstanbul’a getirilmesi süreci baÅŸlatılır. Yolculuk 45 günü sürecek ve esirler İstanbul’daki Osmanlı hükümetine teslim edilecektir. Ancak yolculuÄŸun 43. Günü Meis adası açıklarında gemi Yunanlılar tarafından çevrilerek esirlerin kendilerine teslimi istenir. Japon komutanın ısrarla bunun reddetmesi üzerine Yunan limanlarında aylar sürecek demirden yüzen hapishane günleri baÅŸlar ve ancak yaklaşık 6 ay sonra esirlerden 398’i İstanbul’a gönderilir. Geriye kalanlar için 3. Ülke formülü aranır ve sonuçta yaklaşık 9 aylık bekleyiÅŸin ardından Türk esirler İtalya’nın azılı suçlularının ve esirlerinin tutulduÄŸu Asinara adasına sevk edilir.  Burada da yaklaşık 8 aylık bekleyiÅŸin ardından Türk esirleri ancak 1922 yılı Haziran ayında Umut Vapuru ile yurda dönebilir. Yani 1914-1915’te Sarıkamış’ta, Erzurum’da Trabzon’da esir olan  Mehmetçiklerin neredeyse dünyanın yarısının dolaÅŸarak 7-8 yıllık süreçte vatana ulaÅŸabilme serüvenini ve ‘Araftaki’ durumunu ele alan eser, Türklerin kayıp kuÅŸağı sayılabilecek 1. Dünya Savaşı ÅŸehit ve gazilerinden esarete düşenlerin çektikleri sıkıntıları iÅŸliyor.Â