Biz düşünebiliyor muyuz? Evet, düşünebiliyoruz!
Peki nasıl düşünüyoruz?
Biz hiç bir çıkar gözetmeksizin, baskı ve etkilenmelerinin dıÂşınÂda düşünebiliyoruz.
Düşünme ÅŸeklimiz kendimizin dışına çıkarak, kendimizi ve etÂrafı gözlemleyerek düşünmektir. Kimselere baÄŸlı olmadan ya da etkisi altında kalmamayı baÅŸararak düşünmektir, düşünme ÅŸekÂlimiz.
Kendimiz araÅŸtırıp ortaya çıkardıklarımızı, dinlediklerimiz ve görÂdüklerimizi göz ardı etmeden rüzgârların, fırtınaların, egoÂlaÂrın, fısıltıların, zaaflarından kurtararak düşünmeye kararlı bir ÅŸekilde devam etmektir bizim düşünce ÅŸeklimiz.
ÇaÄŸların ideolojilerinden, misyonlarından, modalarından, basÂkı ve sömürülerinden kurtularak düşünmektir bizim düşünÂme ÅŸekÂliÂmiz.
Biz senteze varabilmek için yukarıda saydıklarımın dışında bir şey daha yapıyoruz düşünürken.
Biz, bir iki yere baÅŸvuruyoruz ve sabırla bekliyoruz. Kime müÂraÂcaat ediyoruz? Makamlara mı, elçilere mi? HAYIR.
Biz vicdanımıza müracat ediyoruz. GERÇEK VİCDAÂNIÂMIÂZA. Biz BİLGİ'ye müracaat ediyoruz. GERÇEK BİLGİYE. İÇ SESİMİZLE PARALEL BİR ÅžEKİLDE YOL ALAN GERÇEK BİLGİYE!
Bu düşünce ÅŸekline FELSEFE'de ne isim vermiÅŸlerdi ya da hâlâ nasıl bir sözcükle geçiyor bu düşünce ÅŸekli okul kitaplaÂrınÂda acaba?
Geçmişten ve okul kitaplarından bahsetme sebebim şudur:
NE YAZIK Kİ çağımızda FELSEFE, artık sadece bir ders kitabı olaÂrak bekliyor kütüphanelerin raflarında ve çocuklarımızın okul çanÂtaÂlarında.
Oysaki başucu kitabımız olmalıydı. Hele bu zamanlarda!
Sevgiyle,
Gianna Paradiso