İnsan, hakikate, inanca, bilgiye, adalete ve kendi emeğinin karşılığına gerçekten doğrudan ulaşabilir mi? Yoksa hayatımız; bizim adımıza düşünen, konuşan, karar veren ve zamanla kendi iktidarını kuran aracılar tarafından mı kuşatılmıştır? Aracısız Toplum: Postmodern Bir Ütopya, şamanlardan ruhban sınıflarına, krallardan bürokratlara, medyadan bankalara, uzmanlardan algoritmalara kadar uzanan büyük aracılık tarihini cesur bir sorgulamaya tabi tutuyor. Din, siyaset, ekonomi, bilim, sağlık, aile, eğitim, spor, hukuk ve sivil toplum alanlarında başlangıçta kolaylaştırıcı olarak ortaya çıkan aracıların nasıl görünmez birer tahakküm mekanizmasına dönüşebildiğini çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor.
Bu kitap, bütün kurumları ve uzmanlıkları ortadan kaldırmayı öneren naif bir aracısızlık hayali değildir. Asıl mesele, aracının kendisini temsil ettiği insanın yerine koyması; bilgiye, güce ve imkânlara ulaşmanın kapı bekçisine dönüşmesidir. Kadir Canatan, nepotizmden kadrolaşmaya, tıbbileştirmeden medya tahakkümüne, finansal bağımlılıktan kolonyal işbirlikçiliğe kadar modern toplumun görünmeyen ağlarını çözümlerken okuru sarsıcı bir soruyla baş başa bırakıyor: Aracılar bizim için mi vardır, yoksa artık biz mi onların varlığını sürdüren araçlara dönüştük? Aracısız Toplum, insanın kendi aklı, vicdanı, bedeni, inancı ve iradesiyle yeniden doğrudan ilişki kurabilmesi için yapılmış güçlü bir özgürleşme çağrısıdır.