Lev Nikolayeviç Gumilëv bu eserde, IX.-XIV. yüzyıl Rusya tarihinin rekonstrüksiyon denemesini, okuyucuya her zamanki gibi sürükleyici bir üslupla sunmaktadır. Pek çok farklı tarihî kaynaktan ustalıkla faydalanan Gumilëv, kaynakların gözden geçirilmesi yerine, kültür tarihi ve etnogenezle ilgili görüşlerini eserine yansıtıyor. Prof. D. S. Lihaçyeff’in ifadesiyle böylesi bir sentez, savaş tarihi, etnogenez ve kültür tarihine uygulanabilir genişlikte olduğu bilinmediğinden, daha önce tatbik edilmemişti. Gumilëv, bu bilim dalları arasında bir köprü oluşu hasebiyle, tarihî sentezin uygulanmasına imkân sağlayan ve kendisi tarafından keşfedilmiş bulunan passionerlik olgusunu ortaya koymuştur. Yaptığını yeterli görmeyen yazar, kültür tarihinin fiziki coğrafyayla analizine girişmiştir. Elbette ekonomi kurallarının, kadim toplamların refahlarıyla ve hatta savaş kapasiteleriyle olan ilişkilerini doğru bir şekilde tespit ettiğinden, Avrasya bozkır bölgesinin tarihî olaylarıyla iklim değişikliklerini de birbiriyle karşılaştırmaktadır. Bu metot sayesinde, farklı kültürel etkilerin Doğu Avrupa’nın orijinal yerli kültür kalıplarıyla çatıştığı tarihî-coğrafya fonunu etraflıca tasvir etmesine imkân sağlayan kesin verilere ulaşmıştır.
Gumilëv’un, peşin hükümlü birçok Rus tarihçisine karşı Bozkır halklarının nasıl savunuculuğunu yaptığını; esasen sözüm ona bu tarihçilerin tarihî gerçeklerden bihaber olduklarını, yazarın bir başka eserinde, “Peşin hükümlerin her türlüsü zararlıdır” dediği gibi, bunların fikr-i sabitelerle tarihi nasıl çarpıtmaya çalıştıklarını hayretle okuyacaksınız. D. Ahsen Batur tarafından Rusçadan çevrilen ve sahasında çok büyük bir boşluğu dolduran Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları başlıklı bu iki ciltlik eserden çok şey öğreneceksiniz.