Türkiye, yalnızca bir devlet değil; tarih boyunca kıtaların, medeniyetlerin, ticaret yollarının ve güç
mücadelelerinin kesiştiği büyük bir jeopolitik merkezdir ve kimi zaman imparatorlukların kalbi, kimi
zaman küresel rekabetin eşiği, kimi zaman da yeni bir düzen arayışının ana sahnesi olmuştur.
Eser, Anadolu’nun antik çağlardan günümüze uzanan jeopolitik sürekliliğini, tarihsel derinlik ile
güncel siyasal gerçekliği buluşturan bütüncül bir perspektifle ele alıyor. Klasik jeopolitik teorileri
Anadolu merkezli bir okuma ile yeniden değerlendirirken; farklı yaklaşımları Türk siyasal hayatının
tarihsel dönüşümüyle birlikte tartışıyor. Türkiye’nin yalnızca bölgesel bir aktör değil, aynı zamanda
medeniyet, kimlik ve strateji ekseninde yeni bir jeopolitik tahayyül üretebilecek bir özne olduğunu
ileri sürüyor.
Bu kitapta okuyucu;
Anadolu’nun neden tarih boyunca küresel güç mücadelelerinin merkezinde yer aldığını, Türk siyasal
hayatının neden hibrit ve çok katmanlı bir karakter taşıdığını ve Türkiye’nin yeni yüzyılda nasıl bir
jeopolitik rol üstlenebileceğini bulacaktır.
Bu çalışma, jeopolitiği yalnızca sınırlar, ordular ve haritalar üzerinden değil; hafıza, medeniyet, siyasal
kimlik ve stratejik akıl üzerinden okuyanlar için güçlü bir davettir.