Bugün için, çoğu yazanların ve okuyanların dahi hatırlamadığı, geçmişin derinliklerinde, dergi sayfalarında, tozlu kitap raflarında unutulup gitmiş bir çok bilgi ve belge... Oraya doğru iniyor, hafızanın derinliğine sarkıyor, onları geçmişin bilinmeyen derinliğinden gün yüzüne çıkarıyoruz.
Rezil bir devrilişle devrilen ihanet şebekesinin devrilişinden sonra yaşananlar da çok ilginç oldu doğrusu; Biz tam, "Ulan biz demiştik bunların ne hain bir cemaat olduğunu" demenin zevkini yaşarız artık diye düşünürken, bir de ne görelim; bu İslâmî camiânın en arsız, en yüzsüz, en pişkin adamları, en ön safta(!) Fettoş'un cesedini tekmeliyor, Fetö avcılığı yapıyor!
"Biz demiştik" deme zevkini bile bize bırakmamışlar! Yaklaşık otuz kırk yıllık süreç boyunca, kim ne demiş, kim nerden nereye savrulmuş? Kim dinini dünyalık hevesleri için satmış, kimler insanları nasıl kandırmış; Bunların da kısa kısa hikâyesi bu kitapta;
Bir nevî belgesel tadında, akıcı bir siyasî roman kıvamında olan bu çalışma; Anadolu topraklarında, İslâm’ı tahrif etmeyi, itikadını bozmayı, Müslümanları küfrün kölesi hâline getirmeyi amaçlayan, -sonradan FETÖ olarak isimlendirilen- bir ihanet şebekesi ile mücadelede, İbda’nın doğrudan te’lif hakkını tescilleme çabasıyla kaleme alındı...