Mişima’nın Bereket Denizi dörtlemesinin en az sevilen kitabı olan Şafak Tapınağı, benimse en iştahla okuduğum kitap oldu. Diğerlerinden daha iyi olduğunu düşünmüyorum ama daha sürükleyici, daha cesur, daha doğrudandı, çok hevesle okudum.
Bu tabii kitabın problemli yanları olmadığı anlamına gelmiyor. Yapısal olarak diğerlerinden farklı bir kitap bu, birinci bölümde serinin başından beri tanıdığımız Honda’nın Tayland ve Hindistan’a yaptığı seyahati okuyoruz. Çocukluk arkadaşı Kiyoaki’nin farklı bedenlerde yer yüzüne geri döndüğüne inanan Honda bu kitapta da yine bir bedenin peşine düşüyor. Bu kısımları temellendirmek için ilk bölümde uzun uzun yeniden doğuşa dair türlü mistik teorilere yer verilmiş. Antik Yunan’dan Budizm’e uzanan hatları didikliyor, epeyce kavramsal tartışmalara giriyor Mişima. Açıkçası buralar benim gibi mistisizme pek ilgi duymayan biri için epeyce zorlayıcıydı. Konuyu temellendirmek için bunları anlatmasını anlıyorum ama romanın akışını bozacak denli uzun ve detaylı olduğunu söylemem lazım.
İkinci kısımda ise birden son derece dünyevi bir hikâyenin içinde buluyoruz kendimizi. 57 yaşında gelmiş erdemli karakterimiz Honda, içinde o güne dek varlığından haberdar bile olmadığı son derece karanlık yanlar keşfediyor. Üç kitaptır “bu nasıl Japon edebiyatı, hiç tuhaf cinsel fanteziler okumadık” diyordum, sonunda vardık oraya... Japonların tenle ve tene dair olanla kurdukları mistik, tekinsiz, sansürsüz ilişkiyi okumak her defasında hem rahatsız edici, hem merak uyandırıcı oluyor, yine öyle oldu.
Ancak açıkçası Honda’nın ruhani olandan bedensel olana uzanan yolculuğunda ikna edici olmayan yanlar bulduğumu söylemem lazım. İlk iki kitapta bambaşka çizilen bu karakterin geçirdiği büyük dönüşümü daha iyi anlatabilirdi yazar gibime geliyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası Japon toplumun yaşadığı büyük yıkım ve hayal kırıklığı da sadece satır aralarında verilmiş. Bundan öncekilerde anlatısını çok daha toplumsal bir yerden kuran Mişima, bu defa tamamen kişisel olana odaklanıyor. Bu da kitabı okuması daha kolay ama sanki biraz daha yüzeysel hale getiriyor. İlginç mi, çok ilginç ama serinin geri kalanına göre biraz kopuk bir metin Şafak Tapınağı. Böyle.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin 3. kitabı Hindistan anlatımları ve daha çok reenkarnasyon un Budistlik gibi uzak doğu inançlarında işlenişi ile bilgileniyoruz, Honda bu kez Taylandlı prenses te arkadaşını görüyor, ve hayat Hondaya farklı yerlerde yer bulduruyor, kitap ilgi çekici özelliğiyle devam ediyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sabit karakterler ve yine reenkarnosyanla geri dönen ana karakter. Farklı bir sürprizle karşımıza çıkıyor. tutku ekseninde etin arzusunu sorguluyor aşkın şehvetin bütünselliğini tercihleri irdeliyor. serinin her açıdan insana ait özellikleri tek tek incelediğini görebiliyoruz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk iki kitap kadar hikayesiyle sürüklemese de Honda'nın kırkında sonra tutkularının peşinde koşma hikayesi serinin aynı heyecanla devam etmesini sağlamış.