"Olmayacak bir yıkımın eşiğindeymişiz gibi / Ya da olanaksız bir şölenin ertesinde..." Evet, tertemiz bir dayak yedim ve geldim. 1 haftadır günlerim şöyle geçiyor, kitabı elime alıyorum, okuyorum ve her 2‑3 sayfada bir Fuentes suratıma bi tane patlatıp "bana bak, burada mısın? Dikkatin hala bende mi? Koptun mu, geri gel, bir şey anlatıyoruz burada!" diye bağırıyor. Uzun zamandır karşılaştığım okurdan en çok efor isteyen kitaplardan biriydi (keşke kendisini uzun zamandır en yoğun çalıştığım hafta okumasaydım, kısmet). Neyse evet, baştan söyleyeyim, sakın ola Fuentes okumaya buradan başlamayınız. Ben sevdim ama sevmesi çok zor bir kitap hakikaten. Fuentes'in daha sonra Terra Nostra'da ve Doğmamış Kristof'ta ustalıkla uygulayacağı epik anlatımın ve mesela Bütün Mutlu Aileler'de yine enfes şekilde kotaracağı çok sesli / koromsu yazımın onlar kadar başarılı olmadığını söylemem gereken ilk denemelerini görüyoruz Deri Değiştirmek'te. Bir nevi bu muazzam eserlerin ayak seslerini duydum okurken, belki biraz da ondan sevdim. Yazar, konuşan kişiyi sizi neredeyse hiç uyarmaksızın durmadan değiştirdiği için hikâyenin takibi epeyce güç. Ana olay aynı 24 saat içinde geçse de aslında 30 yıla yayılan pişmanlıklar, tutkular, suçlar, savaşlarla örülü bir hikâye anlatıyor bize. Sonundaki 100 sayfalık kapanış / yargılama sekansını ben bile fazla postmodern ve deneysel buldum, geri kalan bölümlerden daha çok keyif aldım. İşte böyle. "Bir kenti, benim Prag'ı sevdiğim gibi seversen, sonunda onu senin yarattığına, sen bırakıp giderken de yok olduğuna inanırsın."
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
fuentes usta yine konuşturmuş ... herkese önermem dili ağır tam konsantrasyon gerekir birde carlos fuentes i sevmek lazım son sayfalarda gerçekle tüm bağları kesiyor artık bilinç düzeyinde bir hikaye oluyor. çok iyi . romanı bir sanat olarak edebiyatı hayatın bir parçası olarak görmüyorsanız yorulmayın aksi halde kaçırmayın