Llosa’nın bir evreni var, ben de bunu çok seviyorum. Kitapları birbirine bağlanıyor; karakterler, mekânlar tekrar tekrar karşımıza çıkıyor, insan tanıdık bir yüz görmüş gibi oluyor. Palomino Molero’yu Kim Öldürdü’de, And Dağlarında Terör ve Yeşil Ev’den gayet iyi tanıdığımız, Llosa’nın en sevdiği karakteri olan, “her zaman geri dönen bir karakter” olarak tanımladığı ve bilinçaltından gelen bir ilhamla tekrar tekrar ortaya çıktığını söylediği Lituma ile beraberiz yine. Bu kitap And Dağlarında Terör’ün hemen öncesinde geçiyor, kendisinin nasıl o ıssız, sapa yere sürüldüğünün öyküsünü okuyoruz aslında.
1950’lerin Peru’sundayız. Hava kuvvetlerine ait bir üssün yakınlarında vahşice öldürülmüş bir hava erinin cesedi bulunuyor ve cinayeti araştırma görevi Teğmen Silva ile yardımcısı Lituma’ya veriliyor. Llosa her zaman son derece akıcı yazar zaten ama bir de polisiye yazınca iyice sürükleyici olmuş, büyük bir merakla okutuyor metin kendini. Cinayet epey canavarca bir hisle işlenmiş olmasına rağmen kasaba halkının ve askerlerin sessizliği meseleyi iyice karmaşıklaştırıyor ve çözümsüz hale getiriyor. Biz de cinayeti aydınlatmaya çalışan Silva ile Lituma’ya eşlik ediyoruz. Bu iki karakter de bence çok iyi yazılmış. Lituma, sorgulamalar sırasında Silva’nın zihnine girdikçe biz de Lituma’nınkine giriyoruz resmen. Cinayeti çözmeye çalışırken Lituma’nın boşlukları doldurmak için hayal kurup olayları gözünde canlandırması okurun da hayal gücünü tetikliyor. Bende öyle oldu yani en azından, kendimi sürekli türlü anlar inşa ederken yakaladım.
Kötülük, adalet, yoksulluk, ayrımcılık, gücün kötüye kullanımı ve tabii ki sınıf kavramlarını odağına alan, son derece sağlam bir roman bu. Anlattığı cinayet çok karanlık ama cinayetin arkasındakiler daha da karanlık: topyekün bir çürümenin doğal sonucu gibi aslında yaşanan, gizem çözüldükçe anlıyor insan.
Çok özlemişim, çok sevdim, arz ederim.
Llosa’nın birçok romanında karşılaştığımız çok katmanlı, zamanlar ve bakış açıları arasında dolaşan yoğun anlatım tarzı, bu kısa romanda yerini oldukça sade, neredeyse klasik bir dedektif anlatısına bırakıyor. Özellikle Yeşil Ev gibi yapısal olarak daha karmaşık metinlerinden sonra bu kitap, yazarın farklı bir anlatı tercihine yöneldiğini gösteriyor. Bu sadelik, ilk bakışta romanı kolay okunur kılıyor; fakat derinlemesine okunduğunda aslında oldukça sert bir toplumsal eleştiriyi içinde barındırdığı görülüyor.Kolay okunabilirliği ve akıcı diliyle keyifli bir okuma sunsa da, alt metninde taşıdığı sert gerçekler ve toplumsal eleştirilerle okuyucuyu düşünmeye davet ediyor. Llosa'nın evrenine aşina olanlar için sade ama etkili bir roman; yeni tanışanlar içinse yazarın düşünsel derinliğine adım atmak adına iyi bir başlangıç olabilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Adına, konusuna bakıp bir polisiye roman okuyacağınızı zannetmeyin. Evet bir cinayet var, cinayetin peşinde jandarma var, şüpheliler var, sorgular da var ama buna rağmen kabul edilebilir anlamda bir polisiye değil. Ne mi? Bir novella; tek bir olay ve bir asker karakterine odaklanan, yoğun ve akıcı bir anlatı.
Kitapta bir bölüm var; ana karakter Teğmen Silva’nın cinayetin baş şüphelisi Pilot Dufo’yu zil zurna sarhoş yakalayıp, ağzından bir iki laf almak için girdiği cambazlıkları, attığı taklaları anlatan bölüm, M. V. Llosa gerçekten büyük yazar dedirtiyor, unutulmaz bir sahneydi. Bu arada çevirmenin de hakkını yememek lazım, eserin aslı nasıldır bilmiyorum ama çeviride kullanılan argolar öyle yerli yerinde ki, sırıtmıyor hatta cuk diye oturuyor.
Daha önce Vargas Llosa’nın pek çok romanını okumuş biri olarak bu kitabı elbette o ağır kurgularla, o yoğun edebiyatla kıyaslayamam fakat hafif, keyifli ve iz bırakan bir uzun hikaye okumak isteyenler için harika.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Llosa’nın tüm kitapları farklı konularda (Teke Şenliği, Katedralda Sohbet, Dünya Savaşı Sonu, Masalcı, Julia Teyze, Kentler ve Köpekler, Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu vd), bu nedenle kendisini hiç tekrarlamıyor ve hepdinden ayrı bir tad alınıyor. Bu kısa romanı da bir cinayet üzerine giden iki polisi anlatan polisiye romanı. Her zamanki gibi akıcı ve sürükleyici. Benim gibi Maria Vargas Llosa hayranı olmaya gerek yok, kısa bir hafta sonu okuması yapın, seveceksiniz eminim.
Hınzır Kız’dan sonra okuduğum ikinci kitabı Llosa’nın; ne yazarsa yazsın inanılmaz akıcı ve sürükleyici hale getirip okuyucuyu kitaba bağlamasını bilen bir yazar. Kurgusu o kadar basit olsa da yarattığı karakterlerin kişilik tahlilleri ve işlediği konunun felsefi bir mesajı mutlaka oluyor kitaplarında, hepsi keyifle okunacak, tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Palomino Molero’yu Kim Öldürdü?”, akıcı dili ve polisiye üslubu ile kallavi Llosa kitaplarına göre en kolay okunan Llosa kitabı . Bir cinayetin izini mi sürüyoruz yoksa ustalıkla çizilen karakterlerin içinde yaşadıkları toplumun sosyo-kültürel farklılıkları üzerinden eşitliğin ve adaletin eksiltilmiş kişiye özel halini mi sunuyor bize ? Bir sürü belirsizlik , şaşırtmaca, okuru kararsızlıkta bırakma nasıl bu kitaba sığmış o da Llosa’nın edebi gücünden olsa gerek…
Aşk mı , bir şeyleri gizleme çabası mı?
Adaletin “eşit” olmayanlar içinde uygulanma biçimi … LlosA toplumsal eleştirisinden de geri kalmamış.
Karakterler öyle yaşıyor siz bir o bir diğeri olmaktan kendinizi alamıyorsunuz!
Öyle hiç uzatmadan polisiye okumak ve Llosa için hazırlık yapmak istiyorsanız “Palomino Molero’yu Kim Öldürdü?”, tam size göre bir eser
Selametle
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bahtsızlığımdan olması muhtemel, kitabın 80-97. sayfaları arası eksik olarak geldi. Neyse ki konu bütünlüğünü pek bozmadı. Onun dışında kitap güzeldi. Çabucak biten bir cinayet romanı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ilk okuduğum kitabı. Dilini ve kurgusunu beğendim. Bize de çok tanıdık gelen bir öykü. Güçlülerin dünyasına adım atıp müdahale etmeye kalkıştığınızda başınıza herşey gelebilir...