Constance Ya da Yalnızlıklar / Avignon Beşlisi 3
Constance Ya da Yalnızlıklar / Avignon Beşlisi 3
4Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
07.05.2026
öyle usta işi bir iç içe geçme...
"Le temps du monde fini commence": Bitmiş dünyanın çağı başlıyor. Başlıyor, çünkü ikinci kitapta ayak seslerini işittiğimiz savaşın göbeğindeyiz çünkü artık. Savaş evvelindeki son yaz ile açılıyor kitap, sonrası kan, top sesleri, bombadırmanlar, şiddet, karanlık. Constance; ya da yalnızlıklar... Avignon maceramın temposu ikinci kitap Livia ile bir duraksar gibi olmuştu ama bu kitapla tekrar lezzetini buldu bence. Çok sevdim seni Constance, çok. İlk kitabın sonunda doğan, ikinci kitapla netleşen sorular bu kitapla beraber iyice görünür hale geliyor, kurgu ve gerçek birbirinden ayrılamaz biçimde iç içe geçiveriyor ve öyle usta işi bir iç içe geçme ki bu - Durrell'in beni göbeğine attığı renkler, sesler ve hayaller aleminin içinde savrulmaktan müthiş bir haz duydum okurken. "Romancının hem yaratıcı, hem yaratılan konumunda olduğu ve sayısız ayna oyunlarına bir başlangıç noktası oluşturan romanın doğuşundan başlayarak..." diyor arka kapakta - sayısız ayna oyunları çok doğru bir ifade. Bir noktada aynadaki aksime mi bakıyorum, hatta aynadaki benim görüntüm mü, ben bu hikâyenin neresindeyim, kestim düşünmeyi. Kendimi Durrell'in kollarına bıraktım, sarıldı bana. Sarılmak, dokunmak demişken - zannediyorum artık gönlümdeki "sevişmeyi en olağanüstü biçimde anlatan yazar" tahtında oturmakta olan Carlos Fuentes'e "azıcık kaykıl bakalım, Lawrence abine de yer aç" demem gerekiyor. Fuentes'i oradan hayatta kaldıramam ama bu kitapta öyle muhteşem yazılmış sevişmeler var ki, sanırım Durrell'i de o tahta oturtmamın, Fuentes'in yanına iliştirmemin zamanı geldi. Kitabın özellikle Affad'ın resme girdiği ve mevzubahis sevişmelerin olduğu ikinci kısmından sonrası muhteşem akıp gidiyor ve kusursuz bir son bölümle ("Kentin Düşüşü") kapanıyor. Ah, Avignon. Şu cümleler eşliğinde Sebastian'a doğru yola çıkıyorum ben. Çünkü yol çok güzel. "Ölümün sahneye çıkışıyla insan birden her şeyin akıl almaz derecede tatlılaştığı duygusuna kapılıyor - insanın her zaman kaçtığı, korktuğu süreksizliğin verimliliği. 'Ölüm düşüşü' hepimiz için geçerli: soytarılar, kahramanlar, sevgililer, namussuzlar, aptallar, ucubeler, krallar, halk, akıllılar, deliler ya da suskunlar için."
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
07.05.2026
öyle usta işi bir iç içe geçme
"Le temps du monde fini commence": Bitmiş dünyanın çağı başlıyor. Başlıyor, çünkü ikinci kitapta ayak seslerini işittiğimiz savaşın göbeğindeyiz çünkü artık. Savaş evvelindeki son yaz ile açılıyor kitap, sonrası kan, top sesleri, bombadırmanlar, şiddet, karanlık. Constance; ya da yalnızlıklar... Avignon maceramın temposu ikinci kitap Livia ile bir duraksar gibi olmuştu ama bu kitapla tekrar lezzetini buldu bence. Çok sevdim seni Constance, çok. İlk kitabın sonunda doğan, ikinci kitapla netleşen sorular bu kitapla beraber iyice görünür hale geliyor, kurgu ve gerçek birbirinden ayrılamaz biçimde iç içe geçiveriyor ve öyle usta işi bir iç içe geçme ki bu - Durrell'in beni göbeğine attığı renkler, sesler ve hayaller aleminin içinde savrulmaktan müthiş bir haz duydum okurken. "Romancının hem yaratıcı, hem yaratılan konumunda olduğu ve sayısız ayna oyunlarına bir başlangıç noktası oluşturan romanın doğuşundan başlayarak..." diyor arka kapakta - sayısız ayna oyunları çok doğru bir ifade. Bir noktada aynadaki aksime mi bakıyorum, hatta aynadaki benim görüntüm mü, ben bu hikâyenin neresindeyim, kestim düşünmeyi. Kendimi Durrell'in kollarına bıraktım, sarıldı bana. Sarılmak, dokunmak demişken - zannediyorum artık gönlümdeki "sevişmeyi en olağanüstü biçimde anlatan yazar" tahtında oturmakta olan Carlos Fuentes'e "azıcık kaykıl bakalım, Lawrence abine de yer aç" demem gerekiyor. Fuentes'i oradan hayatta kaldıramam ama bu kitapta öyle muhteşem yazılmış sevişmeler var ki, sanırım Durrell'i de o tahta oturtmamın, Fuentes'in yanına iliştirmemin zamanı geldi. Kitabın özellikle Affad'ın resme girdiği ve mevzubahis sevişmelerin olduğu ikinci kısmından sonrası muhteşem akıp gidiyor ve kusursuz bir son bölümle ("Kentin Düşüşü") kapanıyor. Ah, Avignon. Şu cümleler eşliğinde Sebastian'a doğru yola çıkıyorum ben. Çünkü yol çok güzel. "Ölümün sahneye çıkışıyla insan birden her şeyin akıl almaz derecede tatlılaştığı duygusuna kapılıyor - insanın her zaman kaçtığı, korktuğu süreksizliğin verimliliği. 'Ölüm düşüşü' hepimiz için geçerli: soytarılar, kahramanlar, sevgililer, namussuzlar, aptallar, ucubeler, krallar, halk, akıllılar, deliler ya da suskunlar için."
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
07.05.2026
öyle usta işi bir iç içe geçme...
"Le temps du monde fini commence": Bitmiş dünyanın çağı başlıyor. Başlıyor, çünkü ikinci kitapta ayak seslerini işittiğimiz savaşın göbeğindeyiz çünkü artık. Savaş evvelindeki son yaz ile açılıyor kitap, sonrası kan, top sesleri, bombadırmanlar, şiddet, karanlık. Constance; ya da yalnızlıklar... Avignon maceramın temposu ikinci kitap Livia ile bir duraksar gibi olmuştu ama bu kitapla tekrar lezzetini buldu bence. Çok sevdim seni Constance, çok. İlk kitabın sonunda doğan, ikinci kitapla netleşen sorular bu kitapla beraber iyice görünür hale geliyor, kurgu ve gerçek birbirinden ayrılamaz biçimde iç içe geçiveriyor ve öyle usta işi bir iç içe geçme ki bu - Durrell'in beni göbeğine attığı renkler, sesler ve hayaller aleminin içinde savrulmaktan müthiş bir haz duydum okurken. "Romancının hem yaratıcı, hem yaratılan konumunda olduğu ve sayısız ayna oyunlarına bir başlangıç noktası oluşturan romanın doğuşundan başlayarak..." diyor arka kapakta - sayısız ayna oyunları çok doğru bir ifade. Bir noktada aynadaki aksime mi bakıyorum, hatta aynadaki benim görüntüm mü, ben bu hikâyenin neresindeyim, kestim düşünmeyi. Kendimi Durrell'in kollarına bıraktım, sarıldı bana. Sarılmak, dokunmak demişken - zannediyorum artık gönlümdeki "sevişmeyi en olağanüstü biçimde anlatan yazar" tahtında oturmakta olan Carlos Fuentes'e "azıcık kaykıl bakalım, Lawrence abine de yer aç" demem gerekiyor. Fuentes'i oradan hayatta kaldıramam ama bu kitapta öyle muhteşem yazılmış sevişmeler var ki, sanırım Durrell'i de o tahta oturtmamın, Fuentes'in yanına iliştirmemin zamanı geldi. Kitabın özellikle Affad'ın resme girdiği ve mevzubahis sevişmelerin olduğu ikinci kısmından sonrası muhteşem akıp gidiyor ve kusursuz bir son bölümle ("Kentin Düşüşü") kapanıyor. Ah, Avignon. Şu cümleler eşliğinde Sebastian'a doğru yola çıkıyorum ben. Çünkü yol çok güzel. "Ölümün sahneye çıkışıyla insan birden her şeyin akıl almaz derecede tatlılaştığı duygusuna kapılıyor - insanın her zaman kaçtığı, korktuğu süreksizliğin verimliliği. 'Ölüm düşüşü' hepimiz için geçerli: soytarılar, kahramanlar, sevgililer, namussuzlar, aptallar, ucubeler, krallar, halk, akıllılar, deliler ya da suskunlar için."
Velvet Demon
15.12.2017
serinin en hacimli ancak en rahat okunan bölümü. kitap, birinci dünya savaşı, naziler, ss subaylar, ajanlar, diplomatik ilişkiler, cinsellik, gizemli bir templier hazinesi ile dolu dolu bir hikaye ortaya koyuyor.