Lorca, Unamuno için, "ilk İspanyol" der, edebiyatta İspanyol kültürü, dini, ananesi, geleneği, yaşamı, psikolojisi, boğası falan en iyi biçimde Unamuno tarafından işlenmiş gibi bir mana çıkarılabilir bundan. Tula Teyze uç bir örnek değilse korkunç bir şey; Meryem Ana gözlerini üzerime dikmiş, ne yapıp ne yapamayacağımı söylüyor. Hayatı kaotik olmaktan çıkarıp tamamen determinist bir düzleme oturtan teyze, insanların elinden tercihlerini, dolayısıyla sorumluluklarını alıyor ve etrafındaki yaşamları tamamen kendi doğrularına göre oluşturuyor. İşin dini boyutu bir yana, beton sertliğindeki kişilik herkesi duvara çarptırıp ağzı yüzü dağıtıyor. Kendini soyutlama yeteneğinden zerre nasibini almayan, tek bir açıdan gören tek bir göz. Alternatiflere kapalı, doğruya tek bir yoldan -ki yoldan çok tartışılabilir olan doğru- ulaşan kadın, Tula.
Can basmış, o var bende. Onun kapağını bulamadım. Çevirmen aynı. Başka, onun dışında her şey aynı. Klip çekiyoruz, Koza olarak çıkacağız bir iki aya. Kendi şarkılarımı yazıp çalmaya devam. Birkaç öykü kendini yazdırmaya çalışıyor, romana devam.
Ramiro iyi çocuk, kardeşlerden hangisiyle ilgileniyor acaba? Rosa veya Gertrudis -Tula- ama bir adım geriye çekilecek olan Tula tabii, deney tahtasını kurup ikisini bir araya getirmek onun görevi. Erdener Abi'nin kimden etkilendiği çok açık.
"'Peki ne diyeyim ona?'
'Evet de!'
'Ya kolayca elde ettiğini sanırsa...'
'Öyleyse hayır de!'" (s. 7)
Adam yakışıklı, kız güzel, öyleyse geriye ne kalıyor Tula için, evlenip bolca çocuk yapmak! Çünkü doğrusu bu. Çünkü iki kardeş rahip dayının himayesinde, anne ve baba yok. Aile açlığı. Dayı pasif. Tula ipleri eline alıp ne yapılması gerektiğini belirliyor. Kendisine rahibelik yakışırdı, manastıra kapanabilirdi ama emir almayı ve emir vermeyi sevmiyor. Söyledikleri emir değil, kararsız insanları yönlendirmedir olsa olsa. Tula'nın egemenliğinin yanında diğer herkes laf dinleyen çocuğa dönüyor. Ramiro'nun ilk çocuğu doğduğunda adamcağız bir Rosa'ya, bir Tula'ya bakıyor ve hangisinin anne olduğunu ayırt edemiyor. Kadın empat ama karşısındakinin kişiliğini tamamen silecek kadar. Bütün dünya Tula Teyze olabilir, o imkan verilse kadın yapar.
İkinci ve üçüncü çocuklar sırayı bozmuyor, Tula çocuklara kendi çocuğuymuş gibi muamele ediyor, çiftin yanına taşınıyor ve Ramiro'yu oğlu gibi görüyor. Tayin ettiği kimlikleri dayatmasına gerek yok, her şeyi herkesin iyiliği için yaptığı fikrini öyle iyi empoze ediyor ki savaşmasına gerek kalmıyor. Bir süre. Rosa, Tula'nın çocuk sevdası yüzünden güçsüz düşüp ölmeden evvel Tula'dan Ramiro'yla evlenmesini istiyor, böylece çocuklar üvey annenin eline düşmeyecek! Tula ikileme düşüyor; Ramiro'ya biçtiği oğul kimliğini bir kenara atıp koca olarak görmesi gerek ama kolay değil, Ramiro'nun ölen eşinin aşkından kafayı kırıp Tula'yı istemesine rağmen. Bir yıl istiyor Tula, bir yıl Ramiro rahat durursa o zaman düşünülebilir bir mevzu. Rahat durmuyor Ramiro, evdeki hizmetçiye tebelleş oluyor ve Tula ikisini evlendiriveriyor. Bu böyle silsile halinde devam ediyor, yeğenlerin evliliklerine kadar gidiyor iş. Tula Teyze öldükten sonra bile aile içinde teyzelik kurumu sürüyor, yeni Tula Teyze hazır. Musallat bir ruhtur artık Tula, ailenin lanetidir. "Hepimiz kuklayız!" diye geçer aklından, kendi oynattıklarını da düşünerek. Rüyalarında Ramiro'nun en başta kendisini seçtiğini görür ve suçluluk duyar, seçilmenin korkusu iliklerine kadar işlemiştir. Haçın erkeklerin omuzlarında yükselmesi de bunda etkendir; ataerkil din Tula'nın kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamıştır ama karşı cins konusundaki fikirlerini de olabildiğince çarpıtmıştır. İsa da bir erkek, ona da güvenilmez o zaman. Bir fikir, bir günah. Tula Teyze'nin çıkmazı bu.
Unamuno'dan ne bulursam okuyacağım, denk gelirseniz ıskalamayın.
İspanyol edebiyatının Dostoyevskisi sayılan Unamuno, farklı iki romanla girdi dünyama. ABEL SÀNCHEZ ve TULA TEYZE... Bu iki farklı eser neden tek bir kitapta toplanmış bilemem ama yazarın üslubu hakkında fikir sahibi olabilmem açısından ikisini de peş peşe okumam epey faydalı oldu. Ilk eseri #abelsanchez de ,hastalıklı bir kıskançlığın ,insanın hayatına ne derece etki ettiği konu edinmiş. Yazarın kahramanı Joaquín ,arkadaşına duyduğu haset yüklü kara bulutlarla çıktığı gezintide , hep kendine yıldırım isabet ettiren bir paratoner gibiydi . Kıskanma ne olur ,iste senin de olur düsturunu asla ana babasından duymamış olacak ki ; sürekli Abel in hayatı , Abel'in işi ,Abel 'in karısı, Abel'in bebesi ,Abel'in bilmem nesi diye diye yedi bitirdi ömrünü. Ilk başlarda hakiki bir ruh tahlili hikayesi okuyorum diye inanılmaz bir heyecan hissederken ,aralara serpistirilmiş dini inanç motifleri beni asıl verilmek istenen mesajin çokta basit olmadığına ikna etti.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın Sis adlı romanını okumuştum. Müthiş bir kitaptı. Onu herkesin okumasını isterim. Bu kitabı da yazarı sevdiğim için aldım. Tüm kitaplarını okumayı düşünüyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İspanyol yazar Unamuno bu eserinde; tutku ve kıskançlığın, fedakarlık ve kendini adayışın insanın varoluşunu çevreleyen bir anlama nasıl dönüştüğünü anlatır.