Ademoğlu Nerdeydin
Ademoğlu Nerdeydin

Kitapyurdu Fiyatı: 189,00TL

36Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Ademoğlu Neredeydin?
Tahir Alangu'nun 1966'da yazdığı önsözden: "Savaşın somut görüntüsünü değil, insanoğlundaki değerleri olumsuz bir evrime nasıl itelediğini anlatan bu savaş kitabının en önemli ve etkin niteliği, üzerinde uzun uzadıya düşünme, ortaya koyduğu sorunları tartışma gereksinmesini duymadan, ezilerek, bir suçlu bilinci ile katılıp kabul edişimizde beliriyor." (s. 13) Alangu'ya göre Remarque'ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok'u piknik havası taşıyan bir eser. Savaşın dehşetinin yanında acıma duygusu uyandıran, bir süre sonra okura her şeyi, bütün o yıkımı kabullendirip sona varan bir roman. Ademoğlu Neredeydin? ile olayları farklı aslında; ilkinde savaşın dolaysız dehşeti var. Gerçi okuyalı 10 sene olacak neredeyse, hatırladığım kadarıyla yazayım. Onca dehşetin içinde hissizleşen askerler, okurun da hissizleşmesine, yıkımın trajedisine kayıtsız kalmasına yol açıyor. Bu açıdan ele alındığında gayet başarılı, fakat Alangu'nun kastettiği şey bence şu: Olayı savaşa indirgemek yanlıştır. Savaş bir sonuçtur ve sonuçlar sebeplerle birdir. Savaş sırasında yaşadıklarımız, savaşın çıkmasına sebep olan aptallığımız, bombaların, silahların, her şeyin arkasındaki çarpık fikirler ve her şeyi sessizce izleten korkumuz, işte bunlardır anlatılan. Belki Remarque'ın bahsedilen kitabında bunlar yok ama devam niteliği taşıyan Dönüş Yolu bu mevzuya daha yakın. Epigraf var iki tane: "Dünya çapında bir felaket bazı şeylere hizmet edebilir. Cürmün işlendiği sırada başka yerde bulunulduğunu ispat etmeye de yarar Tanrı önünde... 'Ademoğlu, neredeydin?' 'Dünya savaşındaydım.'" Theodor Haecker, Gün ve Gece Defteri Savaş sayısız kişisel tarih de demektir, dünya tarihinin yanında. Belgesellerde çok az asker konuşur, geriye kalanlar neler düşünmüştür, neler yaşamıştır acaba? Savaşanlar sadece aracı, diğerleri neredeydi? Herkes ne düşünüyordu? Neler düşünüldü, neler yapıldı da milyonlarca insanın acı çektiği noktalara gelindi? "Eskiden yaşadığım serüvenler oldu: Posta hatlarının kuruluşu, Sahra'nın geçilmesi, Güney Amerika... Ne var ki savaş gerçek bir serüven değildir, sadece serüven erzatzıdır... Savaş bir hastalıktır, tifo gibi..." Antoine de Saint - Exupery, Arras'a Uçuş Savaşın en yoğun yaşandığı günlerden dokuz tablo. Dokuz ayrı metinde bazı karakterleri tekrar tekrar görüyoruz. Feinhals bunlardan biri. Feinhals mimar, savaşın sona yaklaştığı günlerde yılgın askerlerden biri. Tifo gibi deniyor ya, yılgınlık herkese bulaşmış. Öldürülme korkusu bitmek bilmiyor, yaşamak için öldürmek bitmiyor ve diğer bitmeyen şeylerin arasında yaşamaya çalışıyor Feinhals, vurulması da engel olmuyor buna. "(...) Taarruz çantasını yana itip sağlama almak istediği sırada bir çatırtı koptu yanında. Sanki biri eline kuvvetli bir darbe indirmiş de omzundan kuvvetle sarsmıştı. Bütün sol kolu ıslak bir sıcaklığa batmıştı. Yüzünü toz topraktan çıkarıp haykırdı: 'Yaralandım..' Feinhals kendini hiç böylesine mutlu duymuş muydu bilmiyordu. Sancısı yoktu; kapkalın sarılıp yanına uzatılmış olan sol kolunda kaskatı ve kanlı, ıslak ve kendine yabancı olan kolunda hafif bir rahatsızlık duyuyordu o kadar." (s. 30) Vurulduktan sonra gelen rahatlık ve uzva yabancılaşma, asla zarar görmeyeceğini sanan bir insanın gerçeklerle yüzleşip değişmesi sonucu olabilir, yaralanma sonucu cephe gerisine gönderilme ihtimali olabilir. Şoktan kurtulma veya; sonsuza kadar süren kaza anının sona ermesi belki. Tifodan, savaştan bir an için kurtuluş. Kurşun geldi ve kola saplandı, hepsi bu. Bütün olacak olan buydu belki. Bir iki şey var aklımda, biri bir askerle yanlış hatırlamıyorsam ekmekçi bir kız arasındaki aşk. Kızın aşktan korkmasına rağmen erkek vazgeçmiyor, kızın gönlünü kazanıyor ve buluşup kaçmak için sözleşiyorlar. Erkek cepheye gönderiliyor, kız bir şekilde yakalanıyor, hatırlamıyorum neden, sonuçta buluşamıyorlar. Kızın sesi güzel, koro kurup yönetmekle uğraşan müzik aşığı bir Alman subayın karşısında şarkı söylerken psikolojisi bozuk olan bu subay, kızı alnından çat diye vuruyor. Sesi çok güzel diye. Adam da cepheden cepheye işte. Bir de şarap almaya giden biri vardı, bir asker. Şarapları alıyor ve dönüş yolunda savaşın ortasında kalıyor, ölüyor ne yazık ki. Feinhals'in iyi bildiği bir adam bu, evinin civarlarında bir barı falan vardı galiba. Neyse, Feinhals de bir köprünün yapımı için bir yerde işte. Şarapları içiyor arkadaşlarıyla, köprü yapılıyor... ve planlar değişince, Ruslar yaklaşınca köprü yapıldığı gibi imha ediliyor. Kendimce tırto mesaj: İnsanoğlu binlerce yıl boyunca taş üstüne taş koyup bir yerlere geldi, muazzam bir emek var ortada ve bu emek kolayca yıkılabiliyor, bir köprü gibi. Bu bölüm çok güzeldi; Böll köprü yapımında çalışan işçileri ve bu görevle ilgilenen subayı, bulundukları hanı ve han insanlarını da ele alarak, bir tablo yapar gibi yazmış. Ardından yıkım geliyor işte, hastalık bu güzel tabloya da bulaşıyor. Savaşın içinde bir güzellik, savaşın içinde bir yıkım, her şey savaşın içinde eriyip bir oluyor. Final biraz dramatik; Feinhals evine dönüyor, dönemiyor. Bombardıman sırasında evi başına yıkılıyor gibi bir şey, daha yeni ulaşmışken. Böll, "En sevdiğim romanım," demiş bu metin için. Belki de kendi savaş algısını, acılarını en gerçekçi şekilde yansıtabildiği içindir. Yıllar boyunca savaşta bir oraya bir buraya sürüklenip durmuş. Böyle bir yaşamdan böyle bir roman. On numara, savaş leş bir şey.
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
14.05.2026
Ademoğlu Nerdeydin Tipik bir “yıkım edebiyatı” örneği bu kitap. Savaş içinden (kimi bağımsız) insan hikâyeleri, içinde insana dair bir sürü şey var ve adının da söylediği gibi insanlığa dair çok az şey ‑ zaten savaş da tam bu değil mi? Böll’ün en sevdiğim kitaplarından biri oldu diyebilirim. Çok iyi çizilmiş bir ümitsiz, çaresiz, mutsuz insanlar panoraması. Kapağı gibi gri ve epey sarsıcı bir kitap, bence.
dimi dimi
09.03.2023
Ortalama bir kitap nobel ödüllü bir kişiden daha iyi beklentisi oluşuyor ama olmadı
Emre Yorulmaz
Kaşif
05.09.2022
Bilinç akışı yöntemiyle yazılmış, İkinci Dünya Savaşı'nda hayatta kalmaya çalışan insanların öykülerini bize anlatan roman. Kitabı okurken kendinizi Rus bombardımanı altında bir tepeye tırmanmaya çalışırken ya da iniltilerle dolu ağır yaralı koğuşlarında bulacaksınız. Kendi tecrübelerini eserlerine yansıtan ve Yıkım Edebiyatı'nın öncü isimlerinden olan Böll'ün bu eserini kitabını okumalı.
Yeliz Yöntem
Kitapkurdu
04.03.2022
yazarın ilk kıtabı trenin tam saatiydi yi okudum ve eserlerini sırayla okumaya devam ediyorum
spekertan
Kitapkurdu
02.02.2022
Savaşın yarattığı yıkımı eserlerinde konu alan Böll,Alman yıkım edebiyatının temsilcilerinden. Savaş atmosferini ve insanların ruhunda açtığı derin yaraları,savaşın etkilerini anlatan nadide eserlerden.
Koray Ergün
12.01.2022
Heinrich Böll, Ademoğlu Nerdeydin? adlı kitabında, bizi insanoğlunun karşılaşabileceği en büyük acıyla yüz yüze bırakıyor.
Vahap Tuğba Çanak
Bilge
21.07.2021
Çok beğendiği mi söyleyemem bazı kısımlar etkiledi beni ama Nobel Ödüllü bir yazardan beklenti daha fazla oluyor.Açıkcası beklenti mi karşılamadı.
hizci
01.02.2021
Can alıcı savaş kesitleriyle yer yer nefes kesici...Bir de başka çevirirmenden okuma imkanım olsa diye de düşündürdü zaman zaman...Ama 2.Dünya savaşı ve Alman edebiyatına meraklılarına tavsiye edilir...
Halil İbrahim Yıldız
Üstat
çok sert bir eser,sonu öyle bitmemeliydi
birmic
Kitapkurdu
20.08.2020
İkinci dünya savaşında bir Alman askerin Macaristan'da geçen hikayesinin anlatıldığı kitap savaşın acı yüzünü çok güzel ortaya koyuyor. Yazar duygulardan uzak realist bir şekilde savaşı bir askerin etrafındaki kişiler üzerinden anlatıyor. Etkileyici ama hüzünlü bir kitap.
Erhan Günay
17.06.2020
çok methini duydum bakalım nasıl çıkacak
serapdmr
11.06.2020
Yazarın Palyaço adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu. Savaşın en gerçekçi yüzünü görmek adına güzel bir yapıt..
İzzet Can Bezircioğlu
Kaşif
Fena değil ama benim açımdan zor bir okuma oldu. Akıcı bir kitap değil. Okuduklarımı kafamda canlandırmayı seviyorum ama kitap bu bakımdan benim için yorucuydu. İyice anlayabilmek için bazı sayfaları sürekli başa sararak okumak zorunda kaldım ve sanırım savaş içerikli filmlerden hoşlanmadığım gibi savaş içerikli kitaplar da bana göre değil. İkinci dünya savaşına katılmış birinin gözünden savaşın yıkıcı etkilerini okumak isteyenler bir göz atsın derim.
deniz
15.11.2019
Böll, savaşı anlattığı bu eserinde savaşın insan üzerindeki etkisini insan üzerinde oluşturduğu baskıyı hicvederken öyle alâlade bir şekilde vicdanınıza gizil kalmış kötülüğün sorumluluğunu hatırlatıyor. İnsanı kendisiyle yüzleştiriyor. Güzelliğin üzerine kurşun sıkan karakteri esir alan nefreti gözümüzün içine sokarak anlatıyor. Tüm bu yıkımlar yaşanırken biz neredeydik?
srmgc
28.10.2019
Yazar ile tanışma kitabım oldu, savaşın anlamsızlığın vurgulayan bir kitap.
Semptomania
29.12.2018
böll'ün kitaplarını temin ettim henüz okuma fırsatım olmadı ama beğeneceğimden eminiim.
Edebiyatkoliks
Kitapkurdu
09.10.2018
İnsanları bizi insanoğlunun karşılaşabileceği en büyük acıyla, savaş acısıyla yüz yüze bırakıyor. Böll Zaten Nobel Ödüllü bir yazar.
code37
Kitapkurdu
27.07.2018
İdeolojik saplantılarla yapılan savaşın gayri insani ve gayri ahlaki yanı kısa ve öz bir şekilde anlatılmış.
okgkc
13.06.2018
Böll' ün okuduğum ilk kitabı. Farklı bir tarzı var. Betimlemeleri, aktarımı ve konusu çok güzel ve etkileyici. Bazı yerleri anlamak için tekrar tekrar okuduğum oldu. Tavsiye edeceğim bir kitap.
1 2