Kabul Edilmiş Dualar
Capote'nin bölümlerinin sırasını kafasına göre belirlediği bu kurgu yoksunu roman, sosyeteye yöneltilmiş ağır bir eleştiri değildir. Her ne kadar uzun bir zaman boyunca aralarında bulunduğu ünlü, zengin, düzenbaz ve parazit insanları bir süre sonra kaldıramayıp kendini alkole falan vermiş olsa da Capote için bu kitap, daha çok bir gözlem aktarımıydı. Yazılış amacının eleştiri olduğunu düşünmüyorum, bölümler ortaya çıktıkça sosyetik dostlarının kendinden uzaklaşmasıyla ortaya koyduğu tepkilerin yapıta eleştirel bir hava katmasına da normal gözüyle bakıyorum.
Soğukkanlılıkla çıktığı zaman fırtınalar kopmuş, tebrikler havalarda uçuşmuş. Ardından Capote bu kitabı yazmaya girişmiş, avans almış, sonra teslim süresini biraz daha uzatmış, yine avans almış, süreyi yine uzatmış, yine avans almış. Bu sırada eserin bittiğini söylemiş dostlarına. Editör arkadaşı Joseph M. Fox, taslakları görmek istemiş. Sürekli kıvırtmış Capote, iki üç bölüm dergilerden yayımlanmış ve sosyetik dostlardan kopuş süreci başlamış. Ardından daha fazla yazmamış, kitabı bitirdiği yalanmış. Ölümünden sonra aramışlar eksik bölümleri, bir türlü bulamamışlar. Capote de zaten artık istediği gibi yazamadığını belirtmişmiş zamanında. Yine olaylı bir Capote kitabı yani.
Capote, modern zamanın Proust'u olmak niyetiyle yazdığı bölümlerde zamanı ilerleyici yönüyle ele almıyor. Spiral, kendi etrafında dönerek ilerleyen, fakat süreğenliğini tek bir noktada toplamış bir zaman söz konusu. Roman üç parçadan oluşuyor. Dört veya. Bu dediğim biçim özelliğiyle yazılmış bölümler bunlar. Yani yerlerini değiştirin, bir sıkıntı olmaz. Farklı zamanların birbiriyle bağlantılı hikâyeleri. Kitapta birçok yazara Capote'nin gözlemleriyle rastlıyoruz. "Ve Camus; zayıf, jilet gibi çekingen, kıvırcık kahverengi saçlı bir adam, yaşamla akışkan gözler ve dertli, hep dinleyen bir yüz ifadesi; yaklaşılabilir biri." (s. 45) Böyle şeyler bir dolu. Sevdiğiniz bir yazara rastlayınca mutlu ediyor. Bu kitapta başınıza sıklıkla gelebilir.
Capote'nin çayır insanlarına söylettiği bilgece sözlerin güzelliğinden bahsetmiştim. Salon insanları da böyle güzel sözler söyleyebiliyor. Yetişkinlik-çocukluk ilişkisiyle alakalı bir bölüm var, almayacağım buraya. Muhteşem. Proust içeren bir bölüm daha var, kısa. O da muhteşem.
Beckett var, Salinger var, Cocteau var, var da var. Sivri bir kitap, onca yaygaraya yol açmasından zaten belli de, okuyucu o dünyanın içine çekildiğinde tepki veremiyor bazı bazı. Çok ilginç olaylar var çünkü. Alın bence.