Yazar,babasının Kastamonu Kadısı olarak dokuz yıl görev yaptığı bu kentdeki çocukluk anılarından başlar anlatmaya. O yıllar Osmanlının son dönemleridir.Halk yokluk,çaresizlik içindedir.Anadoluda çok önemli bir konuma sahip olan Kastamonuyu yazarın nasıl anlatacağını merak edersiniz.Henüz ilk sayfada eski İstanbulluların Kastamonuya Kastamoni demelerini dip not olarak düşen yazar ileriki anılarında toprak sıvalı evlere toprak sıvali evler deyiverir!Konaklarında zengin sofraların eksik olmadığına sık sık tanıklık eder, o zamanki Kastamonu Valisi'nin Valilik konağının bahçesinde avrupayi spor adına çırılcıplak koştuğunu okursunuz.Aile mevlevi dergahını,Şeyh şaban-ı veli türbesini ziyaret eder,reji müdürüyle iyi ilişkiler kurar.Sarığın çıkarılarak kalpağın giyilmesi Kuvayi Milliye hareketinin başladığı dönemdir. Babanın görevi nedeniyle aile Ankaraya taşınır.Horasandan gelerek Çerkeşe yerleşen ailesinin ....tarikatına mensup seceresini anlatır. Kurtuluş Savaşı başlamıştır. Her ihtimale karşı aile faytonla Çerkeşe gönderilir.Yolda kağnılarla cephane taşıyanlara,gazete isteyen sümüklü çocuklara rast gelirler. Susadıklarında termoslarından buz gibi su içerler. Çerkeşte iyi karşılanırlar! Tehlike geçmiştir. Ankaraya dönüş yolunda babası güvenli yolculuk için eşkiyadan(Abdullah)yardım ister. Ablası Ankarada evlenir.Babası bu düğünü çok beğenir ve onbeş gün sonra ikinci bir düğün yaparlar.Hatta üçüncü düğünüde düşünürler damat razı olmaz ! Yazar üniversite okur.Gemi mühendisi ile evlenir. Avrupaya giderler.Avrupada Nazi Almanyasını tanır! Bir dönüş yolculuğunda Budapeşte'de Türk Sefaretine uğrarlar.Orada duvarlara asılı padişah beratlarını görür.Piyano çalar sefarettekiler ona çok ilgi gösterir.
Yazarın yaşadığı dönemi yeterince ifade edemedini, Ailesi ile ilgili ayrıntıları abartılı bir ifadeyle verdiğini düşünüyorum. Atatürk'ün inkilaplarının neden önemli olduğunun ipuçlarını yakalamak adına okuyabilirsiniz.