Ben, Femur; şâir, yazar ve akademisyen kimlikleriyle “Yaşayan Tanpınar” olma yolunda sağlam adımlar atmaya devam eden Doç. Dr. İsmet EMRE’nin son romanı. Baldır (Femur) kemiği kırılan Ahmet’in üniversite hastanelerinde başından geçenleri olayın başrol oyuncusu olan kemikten dinlemekteyiz. Alışılmışın dışındaki bu anlatıcı (Romanın arka kapağında “Bir kemiğin kahraman olduğu ve onun diliyle anlatılan ilk roman bu.” denilmekte.) hak ettiği ilgiyi kendisine daha önce göstermemiş olan Sahip’inden ortadan ikiye ayrılmakla acı çektirip intikam alan “sadist” bir kemik.
108 sayfalık bu metinde tıp doktorlarının dünyadaki herkesi “doktor olanlar ve doktor olmayanlar” yönlü sınıflandırmalarının hasta psikolojisini nasıl etkilediği ortaya konmakta. “Üniversite hastanelerinin koridorlarında beyaz gömleklerini şövalye gibi savurarak yürüyen” doktorların “organ tamircileri, et bilgicileri, ruhları şırıngayla alınmış…” olarak tanıtıldığı Ben, Femur; tıp dünyasına kelimenin tam anlamıyla “savaş açmış” bir roman. Araştırıldığında üniversite hastaneleri tarihinin Ortaçağ Avrupası kiliselerine kadar gideceğini söyleyen romanımız, o koridorlardan “hasta” sıfatıyla geçme ihtimali olmayanların da okuması gereken bir yapıt –beyaz önlüklü şövalyeler dahil-.