Sodom ve Gomorra / Kayıp Zamanın İzinde
Sodom ve Gomorra / Kayıp Zamanın İzinde

Kitapyurdu Fiyatı: 309,38TL

97Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Sodom ve Gomorra
Sodom ve Gomore, Tanrı tarafından yerin dibine sokulmuş iki şehir. Tenasüliyetten şaşmış ilişkilerin gırla yaşandığı, eşcinselliğin adeta bir Woodstock havasında özgürce sürdüğü bu şehirler, şu an nerede okuduğumu hatırlamadığım bir metinde yazdığına göre melekler tarafından uyarılmış. İncil'deki bahis anlatılıyordu o metinde; şehirlere gelen meleklere hallenmiş halk, tabii böyle anlatılmıyor ama orijinal kelimelerden bu anlam da çıkıyormuş, sonra Tanrı'ya haber gitmiş, Lut ve İbrahim girmiş işin içine derken arkaya dönüp bakınca ortadan kaldırılma hadisesi burada da ortaya çıkmış, sonuçta şehirler yerle bir edilmiş. Proust bu iki şehrin hikâyesini kendi keşfiyle birleştirmiş, Guermantes Prensesi'nin gece daveti verdiği ev ve dört bölümlük anlatının hemen her bölümünde karşımıza çıkan, anlatıcının uzunca bir süre tatilini geçirdiği otel sembolik olarak iki şehri karşılıyor olabilir. Gazaba uğramıyorlar tabii, eğer anlatıcının hatıralarını dramatik bir şekilde biçimlendirmeleri söz konusu değilse. Metnin başlarında M. de Charlus'ün erkeklere duyduğu ilginin keşfedilmesi meselesi ele alınıyor ve geri kalan bölümlerde Albertine'in bir kadın tarafından "duygusal bir eğitimden" geçirildiğinin düşünüldüğü bölüme kadar salon hayatının böyle anlarını görüyoruz, anlatıcı için çiçek-böcek ilişkisine indirgenen ve doğanın çiftleşme oyunları vasıtasıyla alegorik bir hale getirilen, belki de "katlanılır" hale getirilen bir sürecin yansıtılması bu. Davetin sürdüğü bölüm önceki kitabın sonuna bağlanıyor, kendi yaşamının anlatısının yanında önünde açılan bu yeni dünyaya da derinlemesine bir bakış atıyor anlatıcı, ilginç benzetmeleri ve anlatıyı ansızın kesip olayların kendisinde yarattığı anlamları açıklayan paragraflar dolusu ruhsal çözümleleri sürdürüyor, üslupsal bir nitelik. Anlatıya girip çıkan onca soylunun, sosyetik şahsiyetin bir biçimde ana izlek etrafına yerleştirildiğini unutmadan her biri için bambaşka bir pencereden bakabiliriz, Proust anlatısını böylesi bir sıkılıkla, detaycılıkla örer. Unutma ve uyku meselesi yine es geçilmemiş, anlatıcının fikirlerinden Bergson'un hatıra ve bilinç örüntüsüne pek çok teorik veriye rastlayabileceğimiz gibi işin pratik boyutu da mevcut; anlatıcının "seçilmiş" hatıralarını okuyoruz, inceliyoruz. Bergson'un her şeyin hafızada yer almasına rağmen her şeyin anımsanamayacağına dair fikrini anlatıcının kendi yaşamına uyarlayabiliriz. Bir anıyı geri getirmenin zorluğu veya kolaylığı bir yana, anlatıda bilinçli olarak atlanmış bölümlerin varlığını sezebiliriz, örneğin M. de Charlus'ün anlatıcıya ulaşma çabalarından sonrasını aralarındaki münakaşa ve mesele çözüldükten sonraki barış zamanları haricinde bilmeyiz, bu nokta karanlıkta kalmış. Bilinçli bir tercih veya bilinçsiz bir eylem. Bir anlatım tekniği olarak kullanılmış olabilir, zira anlatıcının şahit olamayacağı konuşmaları duymuş gibi aktarması, hatta okurlara doğrudan seslenerek kendisinin aslında yazarın kendisi mi, yoksa anlatıcı mı olduğu konusunda şüphe uyandırıp ortadan çekilmesi işi sadece belli bir aralığın tarihini aktarma çabası olmaktan çıkarıp ustalıklı bir kurmaca oyununa dönüştürüyor. "Ne olursa olsun, unutuşla hatırlama arasında bazı geçişler varsa da, bu geçişler bilinçdışıdır." (s. 1603) Hem bilimsel bir gerçek, hem de anlatının bütünü hakkında neyin anlatılıp anlatılmadığına dair bir ipucu. Bu konuda okurla tek taraflı bir tartışmaya bile girer anlatıcı/yazar, ya da her neyse. En sonunda kendisini ve anlatısını sorgulayanları son kez cevaplar: "Kusursuz bir hafıza, hafızaya ilişkin olayları incelemeye pek teşvik etmez insanı." (s. 1604) Piklere ve dip noktaların yansımalarına bakarak bir fikir edinebiliriz; salon yaşamı en ince detaylarına kadar gözlemlenmiştir, kişiler ve soyluluk dereceleri hakkında verilen ayrıntılara bakarak anlatıcı için bu tür bir sosyal çevrenin anlatıcının yaşamının en önemli zamanlarını geçirdiği toplumsal alan olduğunu söyleyebiliriz, hastalık anlarının yol açtığı düşüncelere bakarak dip noktalarını hastalık ve uykudan uyanma anları olduğunu söyleyebiliriz, anlatılması tercih edilenler ve edilmeyenler birbirini tamamlar. Bir önceki ciltte bahsi pek geçmeyen Swann'ın bu anlatıda ortaya çıkışı, Dreyfus Olayı'nın yarattığı bölünmenin Swann'ın Yahudi kimliği üzerinden biçimlenmesi ve kendisinin davetlere çağrılıp çağrılmamasının bu kimlik üzerinden belirlenmesi, bütün bir anlatının karakterler, olaylar ve anıların kusursuz bir biçimde birbirine eklemlenmesini örnekler. Metnin asıl ağırlığını taşıyan bölümler sayfiyede geçenler bence; Verdurinlerin davetlerine katılan kişilerin apayrı dünyaları başlı başına bir cildi doldurabilecek ölçüde detaylı, bir yandan diyaloglardan çıkarılanlar var, diğer yandan M. de Charlus'ün Morel'le olan ilişkisi -nasıl sonlandığını bir başka cilde ertelemiş anlatıcı, bundan da bir cilt çıkarmıştır- ve katıldığı her davette ortamı şenlendirme şekli, büyükanne özlemi, ölümle hesaplaşma, anneyle olan ilişki, Albertine'den ayrılmaya karar verip onunla evlenme kararı alan anlatıcının değindiği konular. Nefesim yetmeyecek, ayıramıyorum hiçbir olayı, benden bu kadar. Sanırım külliyatın en keyifli cildi bu, kalanlar da böyleyse şahane.
Ayşe  Bozbıyık
Kitapkurdu
23.11.2024
Saint-Joseph -German muhitinde M. Charlus’un farklı yönünü tanıyoruz. -Balbec’e dönüş. -Grant Otel günleri. Birinci kitapta tanıştığımız Mme Verdürinlerin ;Balbec de kiraladıkları evlerinin, salonundayız. İnsanların düşünceleri ve eylemleri arasında ki farklılıklar. Taşralılık şehirlilik. Anlatıcının Albertina’ yı tanımaya başlaması ,şüpheleri.Anlatıcının ifadesi ile “ kadın erkekler, erkek kadınlar :birbirlerini toplum içinde tanımaları ve kendini saklamaları “ Tabiki Besteciler,ressamlar ve yazarların eserlerini kullanarak tanımlama. Aklımda kalanlar Wagner, Debussy, Beethoven : Ay ışığı Yıldızlı gece Balzac’n “insanlık komedisi” Anlatıcı ;ayrılmaya karar verdiği Albertina ile aniden evlenmek istiyor.Swann’ın Odet ile evlenmesi gibi .Bunun ile ilgili yorumum ‘Swann’ların tarafından edindiğim izlenim ve Albertina Kayıp’ı okuduktan sonra. İyi okumalar 23 Kasım 2024
Veysiye Yavuz
Kitapkurdu
02.02.2026
marcel proust\'un en önemli eseri kayip zamanın izinde serisinin dördüncü kitabı.\nkitaptan şöyle bir cümle paylaşayım sizlerle\n\"norveç\'li filozofun dedigi göre, m. bergson, onları hatırlama yeteneğine sahip olmasak da, hatıralarımızın hepsine sahip olduğumuzu söylemiş. hatırlama \nyeteneğine sahip olmasak da.\"
Zühre Örnek
Kaşif
20.03.2025
Asla pes etmeden serinin dördüncü kitabını da yine çok severek, keyifle bitirdim. Eşcinsel ilişkileri ve toplumdaki yansımalarıyla ilgili gözlemleri var bolca kitapta. Ve önceki kitapta çokça yer verilmeyen anneannesinin ölümü ile yüzleşmesi etkileyici. Yine yine uzun uzun betimlemelerle edebiyat şöleninin içinde buluyorsunuz okurken kendinizi.
ipek karatosun
Üstat
26.04.2024
okumasi uzun zaman alan bir seri oldu benim icin ama her bir kitabi bitirmenin hazzi cok baska.
raufkare
Kitapkurdu
18.04.2024
Okumak için belli bir okuma geçmişinizin olması gerekiyor. Çok farklı bir kitap. Okuma zevkine erenlerin büyük haz alacağı bir eser
hombre_luz
Kitapkurdu
28.02.2024
Binlerce sayfa ve uzun süren keyif.
KitapkolikEVv
Hezarfen
14.11.2023
Yazarın kalemi çok kuvvetli. Hikaye o kadar güzel anlatılmış ki uzun betimlemelere rağmen kitap kendini okutturuyor.
ftmkrdmn55
02.11.2023
serinin dördüncü kitabının bitmesiyle epey yol aldık anlatıcının hayatında aynı zamanda duygu ve düşüncelerinde de...
elfialfa
Kitapkurdu
28.10.2023
Çok güzel bir çeviri. Modern edebiyatın başyapıtlarından. Anlamak için yan okunmalar yapılması faydalı oluyor.
Blackstarr :(
Kitapkurdu
28.04.2023
Serinin 4.kitabı. Diğerleri gibi şahane olduğuna inanıyorum. Göreceğiz bakalım.
ravzagl
Kaşif
31.07.2022
Tedarik edilmesi zor kitaplardan stoklara girince hemen aldım. Çok merak ediyorum. İlk kitabını okumuştum zaten sırayla gidiyoruz bakalım.
Hacer  Yalçın
23.05.2022
Kayıp Zamanın İzinde serisinin 4. Kitabı. Kesinlikle okumaya değer
SMTZHR
Kitapkurdu
22.05.2022
Kayıp zaman içinde serisinin dördüncü kitabı olan Sodom ve Gomorra ,kitabın adından da tahmin edilebileceği üzere bu sefer biraz farklı bir konuya değiniyor Proust..Sodom ve Gomorra kutsal kitaplara göre; Lut kavminin yaşadığı, eşcinsellik başta olmak üzere şehirlerde görülen ahlaksız yaşamlar nedeniyle, Tanrı’nın gökyüzünden ateş yağdırarak yok ettiği iki günahkar şehirdir.
Zuhal Gelve
15.04.2022
Herkesin bildiği Sodom ve Gomore üzerine farklı bir bakış açısı. Tavsiye edebileceğim bir bir kitap olmuş.
zeynepozkannn
06.04.2022
Bu seriyi okumak uzun bir yolculuk gibi. Ama sonunda göreceklereniz ve tadacaklarınızı özleyeceksiniz
Onur Biçer
Kitapkurdu
22.02.2022
Proust'u henüz okumadım. Seriyi tamamladım ve yakın bir zamanda başlamak istiyorum. Uzun bir yolculuk olacak.
Taşralı Muhteris
Kitapkurdu
10.02.2022
okuması çok zor ağır betimleme dolu.
Nevin Adalı
11.12.2021
Bu bölümü okumam biraz zaman aldı. Olaylar olaylar... Serinin bitmesine 3 kitap kaldı. Bittikten sonra bir boşluğa düşeceğim kesin.
Koray Ergün
30.09.2021
Diyalogları paragraf yapmadan yazması, olay örgüsünün neredeyse hiç olmadığı yine soyluluk ve sosyete mücadeleleri, davetler, dedikodularla geçen 487 sayfa.