Kazım Karabekir, eserinin önsözünde insanların hayatı boyunca yaşadıklarını bir yere not ederek gelecek nesillere bir miras bırakmanın önemine değiniyor. Bu anlamda kendi yaşamındaki gelişmeleri not ederek gelecek nesillere bıraktığı tarihi mirasın anlamı büyük. Eseri bu vesile ile alıp okuyanlardanım. Karabekir Paşa Milli Mücadele dönemini ayrıca kaleme aldığı için bu eserinde okuyucular Milli Mücadele ve Kurtuluş savaşına ait hatıralardan yoğun olarak bahsedilmediğini bilerek okumalılar. Öncelikli uyarım budur. Eser, Kazım Karabekir’in çocukluk, aile yapısı, babasının bir devlet görevlisi olması nedeniyle sürekli bir seyahat, yeni yerleşilen memleketlerdeki gözlemleri ile başlıyor. Eseri okuyup bitirdiğinizde üzerinde durulan asıl konunun Karabekir’in komutanlık serüveni olduğunu göreceksiniz. Askeriyeye yazılıp stajını tamamladığı döneme kadar başından geçen görevler, sıkıntılar daha ön planda. Bu dönemi anlatırken Osmanlı’nın içinde bulunduğu hantal ve içler acısı hali de yer yer okuyucu ile paylaşıyor Karabekir… Özellikle Abdülhamit döneminin jurnal baskısını Kazım Karabekir’in hatıralarından daha net görmek mümkün. Ben bir insanın kendi hayatı ile ilgili hatırlarını kaleme alırken benmerkezcilikten çok fazla sıyrılamayacağını düşünenlerdenim. Kazım Karabekir’in “Hayatım” eserinde de aynı hisse kapıldım. Eser boyunca; tüm sorunların üstesinden gelen, yaşına rağmen her dönem bulunduğu ortamda bir adım önde olan, problemleri çözme yeteneği nedeniyle herkesten saygı gören bir Karabekir satırları okuyacaksınız. Ben bu tip ben merkezli yazı dilinden hoşlanmasam da Kazım Karabekir’in Türk tarihindeki önemi ve hizmetleri nedeniyle herkesin okuması gereğine inandığım bir eser diyebilirim.