Bourne, Ludlum'un en iyi eserlerinden birisidir (en iyisi 1.si olup 2.si biraz zayıf kalsa da, 3'lemenin geneli standartların çok üzerindedir). Böyle bir seriyi devam ettirmek ise cesaret gerektirir ve yazar (Eric Van L.) bu cesareti göstererek oldukça da iyi bir iş başarmış ve Bourne'un Mirası'nı okumuş ve beğenmiş idik. Bu nedenle Bourne'un İhaneti yayınlandığında (her ne kadar aklıma mükemmel başlayıp çok tutulduktan sonra sündürüle sündürüle uzatılan ve tadını yitiren Türk dizileri gelse de) hemen aldım ve elimdeki roman (S.King, Blaze) biter bitmez okumaya başladım. Bu romanı Eric V.L. yazdıysa, bir öncekini kim yazdı acaba? (Ya da aynı soruyu tersten sormak gerek). Maalesef çok zayıf, çok zorlama. Ludlum'un hikayeyi koşturarak yarattığı muhteşem kahramanı basit cümlelerle tanımlamasından tutun (Bourne'un gözünden kaçmadı, zaten onun gözünden hiçbişey kaçmazdı), tasvirlerin yetersizliğine (aslında olmayan birşeye yetersiz demek ne kadar doğru bilmiyorum ama), hatta konudaki kopukluklara kadar (Bknz.kitabın 90. sayfaları civarında Bourne, Soraya'yı bir arkadaşına götürür, arkadaşı yanında başkasını getirmiş olmasına içerlerken birden Shakespeare'den bir dizeyi ezbere okumaya başlar, Soraya'da tamamlar ve kızgınlık bitip dostluk başlar, hop haydi herkes elele) ne Bourne serisinin bir romanına, ne de bir önceki romanın yazarına yakışmayan birçok basitlik ve hata var. Yine de bir Bourne romanı, ve seriyi okumuş herkes, mutlaka bu romanı da alıp okuyacaktır. Bu, Bourne'a sadakat adına bile olsa, alıp okuyun.