Macar yazar Ferenc Molnar'ın, 30 yaşında yazdığı ve ünlenmesine büyük katkı sağlayan bu çocuk romanını neden küçükken okumadım diye hayıflananlar arasına ben de girdim sonunda. Tabii okumanın yaşı yoktur. O yüzden pişman olmadan, geç de olsa okuduğum bu eser, yani "Pal Sokağı Çocukları" bence ebeveynlerin mutlaka çocuklarına okutması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Dünyanın içinden geçtiği zor dönemlerin hiç bitmediği, savaşların sona ermediği ve hastalıkların yaşamı daha zor hale getirdiği bir gerçekle yüzleşirken, okuduğunuz bir çocuk romanıyla kendinizi birden büyülü bir dünyada hissedebiliyorsunuz. Bu bağlamda oldukça gerçekçi bir kurgu olan "Pal Sokağı Çocukları", benim gibi sizleri de çocukların büyülü dünyasına sokmayı başarabilir.
Çocuk gözüyle görebilmeyi bilmek, o dürüst kalplerin hissettiklerini hissedebilmeyi başarmak aslında hiç de zor değil. Dönem dönem siyasi ve toplumsal çalkantıların yaşandığı şu zavallı dünyanın oldukça başarılı şekilde yansıtıldığı böyle bir eseri bence herkes okuyabilmeli. Kim bilir belki katılaşmış yürekler çocukken hissettiklerini hatırlar ve dünya daha iyi bir yer olur.
Sayfa 103'ten paylaştığım alıntı her ne kadar 'vatan, millet, sakarya' tarzını yansıtsa da, bence artık 'hep ben' demeyi bırakmalı ve bu dünyanın hepimizin vatanı olduğunu unutmamalıyız.
"Arsa'daki çocukların hiçbir şeyden haberleri yoktu. Bu Arsa'nın, bu bir avuç toprak parçasının belki artık ellerinden alınacağını da bilmiyorlardı. Onlar için sabahları Amerikan bozkırı, öğleden sonra Macar ovası olan, yağmur yağarken deniz, kış aylarında kuzey kutbu haline gelen, onların çocuk ruhları için sonsuzlukla, özgürlükle, coşkuyla eşanlamlı olan, onları eğlendirmek için kılıktan kılığa giren bu dost toprak parçasını, yani iki evin arasına sıkışan bu ufacık engebeli Arsa'yı belki artık sonsuza dek yitirmişlerdi."
Bu romanı bugüne dek 2 kez okudum. İlk okuyuşumda 9 yaşındaydım; tabi o zaman daha sadeleştirilmiş ve kısaltılmış olan bir versiyonunu okumuştum. Böylesine yalın bir dille yazılmış bir romanı sırf kitap hacmini küçültmek için sadeleştirmeye gerçekten gerek var mı tartışılır ama çocukken o sade halinden bile epey büyülenmiştim. Her ne kadar edebiyatta çok başarılı sadeleştirmeler mümkün olsa da her eserin bu türden budamalarda ruhundan bir parça kaybettiğini düşünürüm; büyük ya da küçük. Dünya edebiyatının haşmetli klasiklerini sırf çocuklar da bir şekilde okuyabilsin diye sadeleştirmeyi çok doğru bulmuyorum. Behçet Necatigil'in bir dizesinde: "Çünkü asıl şiirler bekler bazı yaşları" şeklinde ifade ettiği gibi kitapların da insanın "bazı yaşlarını" beklediği kanaatindeyim.
Çocuğa fikri sorulacak olursa aslında bunların çok da bir önemi yoktur. Genelde sınıf kitaplığında ne varsa, öğretmen ne önerdiyse hepimiz aşağı yukarı onu okuruz çünkü. Okurluğa ilk adımlarımız böyledir. Bizim de sınıf kitaplığımızda Pal Sokağı'nın o sadeleştirilmiş hali vardı. Adında bir kere "çocuk" ifadesi geçiyordu ve bu bile tek başına onu bir çocuk için cazip kılmaya yeterdi. Çocukluğu konu alan romanlar, filmler, oyunlar ve hasılı her şeyin çocukların gönlünde ayrı bir yeri vardır. Yetişkin halimde bile bu böyle diyebilirim. Çocukken bir kurguya kapılıp gitmeye başladığımızda yetişkin halimizden çok daha fazla o kurguya ait olurduk. Kitapta seyreden sokak savaşları hemen gözümüzün önünde olurdu sanki. Maç yaparken kendimize taktığımız futbolcu isimleri gibi kitabın karakterlerini lakap edindiğimiz olurdu; şayet o kitabı çok sevebilmişsek, kitap bizi kendi evrenine çekip alabilmişse bu böyleydi. Pal Sokağı o yıllarda bir çocuk olan ben için ve o kitabı o yıllarda okumuş birçok arkadaşım için böyleydi. Nemeçsek'i gönülden sevip Boka'nın karizmasına hayranlık duyardık. Bir anda Pal Sokağı bizim de evimize giden sokağın adı oluverir; evin yakınlarındaki boş arsayı (şimdilerde büyük şehirlerde olmayan boş arsalar) karargah olarak hayal etmeye durur, romanın zihnimizdeki gerçekliğine o romanı okumamış arkadaşlarımızı bile davet ederdik. Aynı bilinçte olmak isterdik. Bilirsiniz: çocuklukta aynı bilinçte olunabilen bir arkadaşlık çocuk için her şeydir.
Gelgelelim romanı 27 yaşımda ömrümde ikinci kez okumuş oldum. Hayatta deneyimin getirdiği "olmakta olana kayıtsızlık" ya da "özdeşleşirken filtreleme, her şeyle özdeşleşmeme" halleri bile romanın kurgusuna kapılmama, o çocuksu şölenle özdeşleşmeme mani olamadı. Yetişkince birçok şeyin; hırsın, kavganın, dostluğun, aptallığın, ihanetin, diğerkamlığın çocukluk potasında eritilebildiğini bu romanda görüyoruz. Belki "evrensel" ifadesine en çok uyabilecek yapıtlardan biri Pal Sokağı Çocukları: coğrafya evrenselliği bir yana; yaş evrenselliğini yakalamak becerilmesi çok zor bir şeydir romancı için. Molnar'ın bunu başarabildiğini görüyoruz. Üstelik romanın çıkış hikayesinde de; aslında çok da özenilmeyebilecek bir durumdan bu romanın ortaya çıktığını; buna rağmen ününün tüm dünyaya yayıldığı ve bugünlere kadar geldiğini görmekteyiz. Romanı okumuş olan birçok kişi için Macaristan dendiğinde ilk akla gelenin Ferenc Molnar ve onun bu ölümsüz eseri olduğuna neredeyse eminim.
Bu romandan derinlikli çözümlemeler, felsefi sorular, betimlemeler veya cezbedici bir üslup beklemeyin. Romanların bu önemli unsurlarının alıcısı olan bir okur için veya bir okur olarak boşa geçen zamana tahammülü olmayanlar için bu roman belki çok tatmin edici olmayacaktır. Ama olaya konusu Macaristan'da geçen bir çocukluk kurgusu deneyimlemek olarak bakarsanız ve romanın sizi geçirdiğiniz çocukluktan yakalamasına ve içine katıştırmasına müsaade ederseniz güzel bir roman deneyimi yaşayabileceğinize ve bu tür bir çocukluk romanından bile çokça şey öğrenebileceğinize kaniyim. Nitekim iyi okur, en alelade şeylerden bile hisse almasını bilendir...
baştan sona kadar duygu fırtınası yaşatan muhteşem kitap. başta gülmeden okuduğum tek sayfa yokken sonunda ise bunun zerresini bulamadım. kitabın ortalarında sonunu tahmin edip, öyle değildir umuduyla devam ettim okumaya. hem ne olacağını merak edip hem hiç bitmesin istedim.
mahalledeki oyun alanları olan arsayı korumak için ellerinden geleni, hatta daha fazlasını yapan pal sokağı çocuklarının her birine ayrı ayrı hayran oldum. ama o ufaklık nemescek yaptıklarıyla, kişiliğiyle diğer hiçbiriyle kıyaslanamaz bir karakterdi. macun derneği üyeleri, derneklerine ve kurallarına olan bağlılıklarıyla saygıyı hak ediyorlardı. kötü karakterleri bile sempatik olan bu hikayenin bu kadar dramatik bitmesi "gerek var mıydı bu kadar hüzünlü olmasına" dedirtti.
mutlaka okuyun mutlaka. böylesine güzel bir kitabı okumadan ölmeyin.
Yaş sınırlaması olmadan okunabilecek bir eser, çocuğunuza alıyorsanız da mutlaka okuyun. Macar isimlerin telaffuzları zor, bunun için kitabın başında bir liste var ama o kadar ismin telaffuzuna alışana kadar kitap bitiveriyor.
Kitabin okuyan herkesi çocukluğundan anılarına götüreceğine inandığım bir yönü var. Bu bağlamda sanki çocuklar arkadaşınız, oyun oynadıkları yer de evinizin yani gibi geliyor, tüm ayrıntıları benimsiyorsunuz. Bunun yanında olay örgüsü oldukça akıcı, gereksiz yineleme, hikayeyi soğutacak ayrıntı yok. Hasılı rahatlıkla alın okuyun derim.
Ferenc Molnár'ın "Pal Sokağı Çocukları" adlı oyunu, 20. yüzyılın başında Macaristan'da geçen, sokak çocuklarının yaşamlarını konu alan etkileyici bir eserdir. Oyun, sokaklarda yaşayan gençlerin arkadaşlık, aşk ve hayatta kalma mücadelelerini anlatır.
Oyunun merkezinde, Pal Sokağı'nda yaşayan ve birlikte büyümüş olan bir grup çocuk vardır. Bu çocuklar, sokaklarda yaşamanın zorluklarıyla başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da arkadaşlık bağlarını güçlendirirler. Ancak, bir gün, sokaklarını terk etmek zorunda kaldıklarında, geride kalanları zorlu bir hayatın beklediğini fark ederler.
"Pal Sokağı Çocukları", çocukluğun masumiyeti ile yetişkinliğin acı gerçekleri arasındaki çatışmayı ve yaşamın karmaşıklığını derinlemesine işler. Molnár, karakterlerinin duygusal zenginliği ve hayatın sert gerçekleriyle yüzleşmeleriyle okuyucuları etkileyici bir yolculuğa çıkarır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okurken çocukluğuma geri döndüm. Böyle olunca bir zaman sonra kendimi de kitapta ki çocuk kahramanlarından biriymişim gibi hissetmeye başladım kendimi. Ayrıca çocukların dünyasında yetişkinlere, sosyal ve devlet düzenine dair kavramlar o kadar güzel işlenmiş ki insan bir yandan çocukluğunu yaşarken bir yandan da yetişkin insanlara dair kavramlar arasında geçiş yapmakta. Bu geçişleri yazar mükemmel şekilde kurgulamış. Şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocukların bakış açısından yazılan hiçbir kitap kötü olamaz diye düşünüyorum. Onların saf masumluğu her kelimenin içinde kendini belli ediyor. Bu kitapta da çocukların o saf çekişmesi, kavgası bile yetişkinlere düşünme olanağı tanıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Pal Sokağı Çocukları, çocukluğun masumiyeti ile büyümenin kaçınılmazlığı arasında sıkışıp kalan bir dünyanın hikâyesidir. Bu kitapta bir arsa, sadece oyun oynanan bir yer değil; dostluğun, sadakatin ve aidiyet duygusunun sembolüdür. Çocuklar kendi küçük dünyalarında büyük mücadeleler verirken, aslında yetişkinlerin dünyasına özgü değerleri de içtenlikle yaşarlar.
Özellikle Nemecsek karakteri, görünüşte zayıf ama ruhen güçlü bir kahraman olarak öne çıkar. Onun fedakârlığı, arkadaşlık uğruna nelerin göze alınabileceğini gösterir. Hikâye ilerledikçe okuyucu, basit bir “çocuk oyunu”nun ne kadar derin anlamlar taşıyabileceğini fark eder.
Bu eser, bize şunu hatırlatır: Büyümek, bazen en saf duygularımızı geride bırakmak demektir. Ancak gerçek dostluklar ve içten bağlılıklar, zamanın ötesinde kalmayı başarır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Genelde filmleri kitaplardan başarılı bulurum ama bu sefer öyle olmadı. Önce filmini izleyip sonra kitabını okudum, film gibi görsel bir sanat birçok duyuya daha iyi hitap etmesine rağmen kitap daha çok içime işledi.
Çocukluğun o masum dünyasını, sadakatini ve fedakarlığını Nemecsek çok güzel yansıtıyor. Unutmadan; -belki bu eser için böyle bir ön yargı yok ama yine de belirtmem gerekir- bu asla sadece çocuklar için yazılmış bir eser değil, yaşınız kaç olursa olsun okumalısınız.