Arthur ve George
Arthur ve George

Kitapyurdu Fiyatı: 474,24TL

2Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Arthur ve George
Tüm hızıyla süren Julian Barnes kampımın son durağı Arthur ve George oldu. Bundan sonra bana "polisiye bir şeyler önerir misiniz" diye soranlara bunu söylerim ben valla. Bu kitaba sadece bir polisiye demek yeterli olmaz elbette, gerçi Barnes'ın hangi kitabını tek bir kelime / tür ile anlatmak mümkün ki? Kendisi türler arasında geçişkenliği olan kitaplar yazabilen bir acayip adam, zaten biraz da bunun için seviyoruz. Barnes, Arthur ve George'da gerçek bir hikâye anlatıyor. Söz konusu Arthur'u hepiniz tanıyorsunuz: Sherlock Holmes'ün yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle kendisi. George ise işlemediği bir suçtan ötürü hapis cezası alan, Parsi bir papazın oğlu yarı melez bir avukat olan George Edalji. Uğradığı haksızlığa karşı verdiği mücadelenin sonucunda itibarını geri kazanmakla kalmayıp, İngiltere'de temyiz mahkemelerinin kurulmasını ve İngiliz hukukunda büyük değişiklikler olmasını sağlamış bir isim. Bu kitap sayesinde kendisini tanımış olmaktan ötürü mutluyum. Arthur ve George'un yolu bu yanlış hapis cezasından sonra kesişiyor. George Edalji, haksız yere hapse atıldığını, polisin düzgün bir soruşturma yürütmediğini, gerçek suçlunun ortaya çıkarılması gerektiğini savunuyor ve bunu da ancak Sherlock Holmes gibi düşünebilen Arthur Conan Doyle'un yapacağına inanarak kendisine ulaşıyor. Hikâyenin gerisini anlatmayayım, spoiler olmasın ama epeyce ilginç ve beklenmedik şekilde ilerleyen bir öykü olduğunu söyleyeyim. Barnes bu hacimli ama sürükleyiciliği sayesinde hızla okunan kitabında hukuk ve adalete ilişkin pek çok soru bırakıyor okurun kucağına. Aynı zamanda ön yargılara, toplumdaki "öteki" fikrinin nasıl çalıştığına, "toplum vicdanı" kavramına dair de çokça düşünme malzemesi var kitapta. Devletin ve sistemin, toplumu ve bireyleri değil her zaman öncelikli olarak kendini koruma itkisiyle davrandığının, bunun için ortaya koyduğu "uzlaşma" ve "orta yol"ların aslında nasıl ikiyüzlü ve korkak çözümler olduğunu da suratımıza vuruyor yazar. Her gün yeni bir hukuki garabete maruz kaldığımız şu dönemde okumak ayrıca ilginç oldu. 120 sene önce yaşanmış bir hadisenin doğurduğu soruların hala geçerli olması da hepimizin ayıbı herhalde.
Özer Güner
Kitapkurdu
Fazla okunmasa da idare eder.