Nefis bir kitap, bir başyapıt. O kadar samimi, yapmacıksız, zekice yazılmış ve sürükleyici bir kitap ki, uykuyu ve yemeği erteleyip sürekli okumak istiyorsunuz. ABD’de 1969’da çıktığında ülkeyi sarsan bu hınzır kitap, bizde neden sağlam romanlar yazılmadığını da gösteriyor. Keşke Türk edebiyatında bizim de buna benzer bir “tabu-deviren” kitabımız –veya kitaplarımız- olsaydı… Bizim yazarlarımız ve yayınevlerimiz toplumsal tepkiyi çok fazla önemseyip otosansür uyguladıkları için, böyle çarpıcı bir başyapıt çıkmıyor ne yazık ki. Batı kültürünün tüm dünyada kurduğu kültürel üstünlük, işte bu tabu tanımayan zekâ patlamalarına gösterdiği tolerans ile sağladığı hukuki korumadan kaynaklanıyor. Roth burada kendi Amerikan-Yahudi toplumu hakkında inanılmaz cüretkâr ve samimi eleştiriler getiriyor. Cinsel, sosyal, siyasal tabuların üzerine giden, kendi yakıcı zekâsı ve saplantıları dışında hiçbir kutsal veya dokunulmaz tanımayan Alexander Portnoy, tüm zamanların en unutulmaz edebi karakterlerinden biri. Su gibi akıp giden, yer yer kahkahalarla güldüren, insanı günlerce etkileyen, harika bir kitap. İyi edebiyatı sevenlerin kaçırmaması gereken bir eser. Bu arada, Özden Arıkan da muhteşem bir çeviri yapmış ve tebriki hak etmiş.