“Kitaplar, olup bitenin size açıklandığı yerlerdir; yaşamsa olup bitenin açıklanmadığı yer.” Çok ama çok sevdim bu kitabı, çok, çok. Julian Barnes’ı “büyük yazar” kategorisine koyan eserlerin ilki olmasına şaşmamalı. Bu bir roman değil, bu bir anti-roman da değil, bu bence arka kapakta yazanın aksine bir “deneme-roman” da değil: bu böyle kendi kategorisini icat etmeyi başaran nadir kitaplardan biri. Gustave Flaubert’in biyografisini yazmaya niyetlenen bir doktorun ağzından hem Flaubert’in, hem kendisinin yaşam öyküsünü son derece alışılmışın dışında bir biçimle okuyoruz. Kronolojik değil, metodolojisi var gibi ama yok gibi de, kavramlar üzerinden gider gibi yapıyor ama aslında onu da yapmıyor ve bu çorba gibi tarifim sizi yanıltmasın, ortaya müthiş derli toplu ve kuvvetli bir metin çıkarıyor Julian Barnes. İçinde aşk, yas, sanat, tutku ve cesarete dair OLAĞANÜSTÜ içgörüler ve pasajlar var ve bunlar öykünün içine öyle bir yedirilmiş ki, sanki metnin doğal akışından doğuvermiş gibiler – işte bunu başarabilen yazarlar çok büyük edebiyatçı olabiliyor bence. Hikâyeyi araçsallaştırmadan derdini anlatabilenler… Zaman zaman ta içime işleyecek denli hüzünlü, zaman zaman kitabı elimden bırakıp kahkahalar attıracak denli komik: Böyle bir müthiş kitap bu da. Barnes’la biraz geç tanışmıştım ama beraber gidecek çok yolumuz, keşfedecek çok hikâyemiz olduğu için tarifsiz mutluyum! Şu pasajı da ekleyip susuyorum: “Aşk bir bakıma ölüme hazırlanmak demek. Öldüğünde, aşkınızda haklı çıktığınızı hissediyorsunuz. Yanılmamışsınız. Bütün olup bitenlerin bir parçasıdır bu.”
Kimilerine göre hayat bol lezzetli ve hoş bir yağlılıkta olup,halk arasında yaygın eski bir tarife göre salt doğal malzemeler kullanılarak yapılmıştır.Oysa Sanat hazır olarak satılan , yavan bir mamuldürve büyük ölçüde ,yapay boya ve tadlandırıcılardan oluşmuştur.Başkalarına göre Sanat daha değerlidir,çünkü dolgun canlı ve duygusal açıdan doyurucudur;Oysa Hayat en kötü romanın bile aşağısındadır.Çünkü belli bir öykü izlemez.sıkıcı ve düzenbaz kişilerle doludur ve içinde nükte az , tatsız olaylar çoktur ve kestirilmesi son derece kolay olan bir sona doğru gitmektedir.şeklinde belli bir hayat görüşünü son derece akıcı bir üslup ile arka fonda gizlenmiş bir öykü ile ustaca anlatan iyi bir eser.öneririm.