Porselen Bebek
Porselen Bebek

Kitapyurdu Fiyatı: 144,00TL

5Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Porselen Bebek
Baran'ın son öykü kitabı, 1996'da basılmış. Karakterlerin çocuk ağırlıklı olması anlatıyı basitleştiriyor, bir o kadar da derinlik kazandırıyor. Çocuklar imgelere daha açık, bu da yetişkinlerin dünyasından daha aydınlık bir dünya demek. Sonsuz bir uzam, çocuklar doldurmak istiyorlar ama büyükler kendi dünyalarını boca etmeye çalışıyorlar. Beceremezler, çocukların düş enginliğiyle baş edilemez. Porselen Bebek: Çocuk, ablasından eski evlerini anlatmasını istiyor. Ablaya göre öyle bir ev yok, hele ormanda. Çocuk için o ev var, arkasından dere geçiyor, tahta köprülü. Ormanın içinde. Ormanın çağrıştırdıkları için Bachelard'ın mekanlarla ilgili müthiş kitabına bir göz attım, kendini kopyalayan sınırsız bir dünyaya ulaştım. Sonradan gördüm ki ben bunun bir benzerini bir şiirimde deniz için kullanmıştım, denizin ortası için. "baykuşlar nasıl her yere bakarlarmış gibi acından denizin her yere aynı uzağı" Manası çok derin, denizin her yerde aynılığıyla ilgili, bir de baykuşun tek bir noktadan her yeri görebilmesiyle ilgili. Eğer deniz de bakarsa tıpkı bir baykuşa benzer, böyle bir imge. Baykuş benim, çoğalan acı her yer, tekrarlayan acı deniz, aynı şeylerden farklı sonuçlar beklemek baykuş, alçalıp yükselen ama hep orada olan deniz, baktığında acıdan başka bir şey göremeyen baykuş, baykuşun kanadına devrilmiş deniz, denizden tane düşmüş gözü buğulu baykuş. Öyküde küçük çocuğun ormanı olarak beliriyor bunlar, sonsuza yakın bir imgelem. Abla kabulleniyor, öyle bir ev varmış ama kentteymiş, hep kentte oturmuşlar. Duvar süsüymüş zaten o ev, çocuğun hatırladığı. Düşüp kırılmış. Çocuğun annesi pratik bir çözüm sunmuş. "Kırılan bir şey, der, onarıldı mı eskisinin yerini hiçbir zaman tutmaz. En iyisi atmalı onu. Hiç değilse gözümüz görmez. Gözümüz görmeyince de unutur, gideriz." (s. 670) Neden incindim bilmiyorum ama ciddi ciddi canım yandı burada. Neyse, çocuk yabancı ülkelere gitmek istiyor ve çıkınını yapıp yola çıkıyor. Bozkırda bir yol. Fantastik bir alem, az ileride. Porselen abla ve diğerleri. Dönüşte aileden bir azar, kurtarıcı baba ve porselen bebek, sonsuz imgelemin hediyesi. Arnavutlar: Bu da tatlı bir düşçülüğün öyküsüdür. Pek bir özelliği olmayan babanın Arnavut bir aile uydurması, savaş anıları, göç anıları derken çocukların da mahallede Arnavut olarak anılmaya başlamaları, annenin isyanı ve her şeyin eski sıkıcılığına dönmesi, babanın sessizliğine mahkumiyeti, acı bir renksizlik. Sonrasında Safranbolulu olduğunu söylüyor baba, komik hikâyeler anlatmaya başlıyor. Gülüyorlar, aile olmanın nasıl bir şey olduğunu anlıyorlar. Hikâyenin paylaşımı çok önemli bir şey, insan ilişkilerinin temelini bu hikâyeler oluşturuyor. Derinliği anlatılanlar sağlıyor, anlatılmayanlar -saklananlar, gizlenenler, karanlık alanlar vs.- başka bir biçimde ortaya çıktıkça yaralayıcı oluyor. Lüzumsuz bir acı. Acı, İnci ve Mariya Çelesta diğer öyküler. Üçüncüsü Baran için şaşırtıcı bir öykü, fantastiğe en yakın öyküsü olsa gerek. Öyküler bitti. Selçuk Baran ıskalanmaması gereken bir öykücü. Çok geç olsa da hakkı verilmeli, okunmalı. Okuruna ulaşamama küskünlüğü sona erer belki.
nuh222
Kitapkurdu
Çocuk edebiyatı için kalem oynatırken çocuklar için yazdığını unutmuş gibi yazar. Öykülerine, romanlarına yakışan burukluk, iç geçirişler bu kitapta genleşiyor, genişliyor da kendine âdeta yer bulamıyor. Çocukların ümit, sıcaklık, bir kıvılcım arayacağı, bu iri puntolu satırlarda soğuk üslup gülümsemiyor daha çok sırıtıyor.
Fatoş Alan
Kitapkurdu
Çocuktan ziyade yetişkinler için öyküler . Kaliteli bir eser .
Çokokuyan
Üstat
Yazardan okuduğum ilk kitap çocuk kitabı olarak geçiyor ama yetiskinlere de hitap ediyor bir solukta okudum
Kbroznrclk
Bilge
Selçuk Baran ne yazsa okurum dediğim yazarlardan. Porselen Bebek çocuk kitabı olarak geçse de insanı çocukluğuna yeniden götüren bir yetişkin kitabı da aynı zamanda. Çok sevdim.