Çıkaracakları dergiyi tanıtmak için gelen üç arkadaşla sohbet ediyorduk. 'Ne batıya ne de doğuya sırtımızı döneceğiz. İkisine de yabancı olmadığımızı göstermeye çalışacağız. Bugünün gençlerinde böyle bir potansiyel var' diye konuşurken birden 'Bir de Kaybedenler Kulübü var, Kadıköy'de yükselen bir dalga,' dedi aralarından biri; 'haftada dört beş kitap okuyorlar ama sadece beat ve bilimkurgu, üstelik İngilizcelerini... Başka ilgilendikleri bir şey yok. Beyoğlu'nu geçecekler.'
Arkadaşların kastettiği potansiyel bu kaybedenler değil, sanırım. Arka arkaya söylendiği ve üstelik de bir 'öteki' yaratıldığı için yanlış anlaşılabilecek ifadelerin, yaratmaya çalıştıkları formatla ilgisizliğinin farkında olmalılar.
Bir entellektüel alternatif olabilir mi bu kaybedenler?
Kaybedenler Kulübü 'bir nevî radyo programı'ile tanındı. Oysa gerisinde, hâlâ da yayıncılık hayatını sürdüren 6.45 var. Şimdi ise bir güruh gencin peşinde ya da içinde -mümkün mü?- olduğu sanal bir kulüp. Hayatta yenilmişlerin sesi, 'neo eksistansiyalist ve pesimist'. '70'lerin gençleri gibi, ne anlama geldikleri ve ne oldukları tartışılamayan birtakım değerlerden mahrum, 'postkapitalist' çağın; 'haplanmış' gibi konuşan, 'cool' adamları dinleyerek, onlarda kendilerini, çözümsüzlüklerini, standart hayatta tutunamamışlıklarını, bu aptal dünyadan nefret etmelerini, güneşten mahrumiyetlerini bulmaları sonucunda sessizce yükselip, entellektüel ortamlarda bile tartışılan, (daha doğrusu, aşağılanan) bir program.